05.12.2015, Cumartesi

Yondhisar ve Yenişehir kalelerin Fethi ve Başkent Oluşu

Yondhisar ve Yenişehir kalelerin Fethi ve Başkent Oluşu

 

Günümüzde, Yolhisar ve Koyulhisar olarak adlandırılan ve Bursa'nın Nilüfer ovasını kuşbakışı izleyen iki kalenin fethidir. Bursa-İnegöl yolu üzerindeki meşhur Bursa rampasının sonundaki aynı adları taşıyan köyler üzerinde bulunan bu iki kale, Bursa'nın Orta Anadolu'ya çıkış noktasını kontrol etmesi bakımından tarihte stratejik bir öneme sahip olmuş Bursa'nın Osmanlılar tarafından fethinde de akıncıların üssü olarak kullanılmışlardır.

Burada şehir kurmaya ve burayı kendine merkez edinmeye karar vermiş olan Osman Gazi’nin, yerleşim birimi kurarken evler, mabetler ve daha başka bazı inşaatlar ve yapılar gerçekleştirdiği anlaşılıyor. Hatta böylelikle buraya “Yenişehir” adını verdiği de anlaşılıyor. Bu gelişmeleri Âşıkpaşazâde; “Kendü Yeni Şehir’e vardı. Yanındağı gazilere evler yapıverdi. Anda duraklandı. Anun adını Yeni Şehir kodılar. Ve bir oğlı kim Alâaddin Paşa’dur anı yanında kodı” diye belirtirken Neşrî de eserinde, “…Kendi Yenişehir’e varıp oraya taht kurdu. Burayı karargâh edindi. Yeni yurt seçti. Yanındaki gazilere evler yapıverdi. Burayı mamur etti. Ondan ötürü oraya Yenişehir dendi”şeklinde ifade eder. Artık Yenişehir’i Osman Gazi’nin kurduğuna dair şüphe kalmamıştır denilebilir.

Kurulan bu şehirde ve diğer başkentlerinde, Selçuklu yerleşim birimlerinden devralınan Osmanlı şehir tipinin olmazsa olmaz yapıları da inşa edilmiş midir? Kalesi var mıdır? Ulu Camisi var mıdır? Pazarı kurulur mu? Bedesteni var mıdır? Kapan Hanı var mıdır? Bunlardan daha önemlisi, eğer başkent ise Sarayı var mıdır? Türündeki soruların cevaplanmaya ihtiyacı vardır. Bu çalışma, Osmanlıların kuruluştan itibaren saray anlayışlarını ve inşa ettikleri sarayların içinde Bursa’daki sarayını tahlil etmeye çalışacaktır. Nitekim 1326’da Bursa’yı alan Orhan Gazi, babasının da tavsiyesine uyarak onu Bursa’ya defnetmekle başkenti de Bursa’ya taşımış oldu. 1331’de İznik’in fethi ile birlikte, Orhan Gazi’nin o devirlerin çok daha önemli bir şehri olan İznik’e başkenti taşıması gerektiği düşünülebilirdi. Ancak başkent İznik’e taşınmamıştır. Bunda İznik’in bir göl kenarında bulunması ve etrafının bataklık olması sebebiyle Türkmenlerin yaşayışına uygunsuzluğu etkili olmuştur denilebilir. Bursa ise hem verimli bir ovanın kenarında hem de yüksekçe bir tepenin üzerindedir. İçilebilir su kaynağına yakın (Pınarbaşı Suyu), poyraz rüzgârına açık ve tabii sur özelliği olan bir yerdedir.

YENİŞEHİR SARAYI

 

 

Yenişehir’in kuruluşu hangi yılda gerçekleşmiştir sorusu cevaba muhtaçtır. Çünkü kaynaklar bu konuda net bir tarih vermemektedirler. İznik kuşatmasının 1299 yılında başladığı belirtildiğine göre, Yenişehir’in bu kuşatmanın başlatılmasından önce kurulmuş olması beklenir. Çünkü kuşatma hazırlıklarının buradan yürütülmüş olması uygun olanıdır. Bölge gayet tehlikeli bir konumdadır. Kuzeyde Bizans’ın Anadolu yakasındaki en önemli kenti olan İznik ki, Osman Gazi orayı ele geçirmek için harekete geçmiştir. Kuzey tarafı Bizans toprağı, batı tarafı da tekfurluklar coğrafyası olmak yönüyle Bizans toprağıdır. Yani Osmanlı’nın iki tarafı da düşman toprağıdır o sıralarda. Söz konusu İznik kuşatması karşısında Bizans’ın, gerek kendi merkezî ordusuyla ve gerekse bölgedeki yerel askeri güçleriyle bu duruma karşı tedbirler ortaya koyması ve girişimler başlatması yani saldırıya geçmesi beklenmelidir. Osman Bey de bunu tahmin etmiş olmalıdır.

Kuşatma hazırlıklarının çok dikkatli ve ciddiyet içinde sağlam bir şekilde yürütülmesinin bir müddet sürmüş olması dikkate alınmalıdır. Bu düşünceler etrafında, kuşatmadan bir veya iki yıl önce Yenişehir’de hazırlıklara başlanmış olduğu kabul edilebilir. İznik’in kuşatması 1299’da başladığı kabul edilirse, Yenişehir’e ilk geliş yılı 1298 yılı öncesi, daha kabul edilebilir gibi görünmektedir. Bir yıllık sürede hazırlıkların tamamlandığı ve şehrin kurulabildiği düşüncesinden yola çıkarak 1298 veya 1297 yılı kuruluş tarihi olarak kabul edilmesi mümkün görünmektedir.

Çünkü İznik gibi savunması güçlü, Bizans ve Hıristiyan dünyası için kutsal kabul edilen bir şehri, hiç hazırlık yapmadan ve etkilerinin neleri harekete geçirebileceğini hesaba katmadan ele geçirme hareketine girişmek, bu işi yapanı çok tehlikeli sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir. Bölgeyi bilen, siyasi aktörleri tanıyan ve onların güçlerinin farkında olan bir bey olarak Osman Gazi, yaklaşık yirmi yıllık yönetim tecrübesi ile bunları hesaplamış olmalıdır. Kuşatmayı başlatmadan bir müddet önce bölgeye gelerek keşfi yapmış ve bir yol kavşağı durumundaki yere konması gerektiğini planlamış gibidir. Yenişehir’de, kuruluşundan itibaren yerleşimin başladığı düşünülmelidir. Osman Gazi’nin buraya hem askerleri için hem de halkı için bazı yapılaşmaları gerçekleştirdiği biliniyor.

İznik kuşatmasına istinadgâh olarak kullanılması gereken en uygun yerin Yenişehir olduğu ortadadır. Belki Osman Gazi’nin, gücünü bölmemek için aynı anda kuşatmayı planlamadığı, ama bölge tekfurlarının saldırı ordusunda bulunması sebebiyle kuşatmak durumunda kaldığı Bursa da önemli bir şehirdi o sıralarda. Yani 1299 yılından itibaren İznik kuşatması, 1302 yılından itibaren de Bursa kuşatılması yıllarca sürecektir. Bu faaliyetlerin planlaması ve yürütülmesi onlarca yıl boyunca hep Yenişehir’den takip edilmiş görünmektedir. Kuşatmanın uzun yıllar boyunca devam edeceğini tahmin eden Osman Gazi, başkentini pek tabii bir şekilde Yenişehir’de kurmak biçiminde karar vermiş görünmektedir. Çatışma ortamını yakından yönetmek başarıyı sağlamada en önemli yoldur. Ancak bu yakınlık, karşı saldırı tehlikesini de artırmaktadır. Osman Gazi yakın olmayı tercih ederken tehlikeye karşı tedbirlerini Yenişehir’i karargâh edinerek de almış görünmektedir.

Neşrî’nin “Kendi Yenişehir’e varıp oraya taht kurdu. Burayı karargâh edindi” şeklindeki ifadelerine bakılırsa, Osman Gazi Yenişehir’de taht kurmakla orayı başkent edinmiş oluyordu. Yukarıda vurguladığımız gibi, İznik ve Bursa’yı kuşattıktan sonra kuşatmayı uzaktan takip etmek doğru bir yol değildi. Bu usul başarıya ulaşmayı geciktirir ve hatta olumsuz neticelere götürebilirdi Osman Gazi’yi. Buraya yeni bir şehir kurup yerleşerek kuşatmaları yakından takip etmek, başarı elde edebilmenin şartı gibi görünmektedir.

Beyliğin yöneticisi olan kişinin bir şehre gelip orasını merkez edinmesi demek, devletin birçok kurumunun da oraya taşınması demekti. Saray, hanedan ailesi, ordu vb. birimlerin Yenişehir’e nakli anlamına geliyordu. Yenişehir’de taht kurmak demek orada saray inşa etmek anlamına da gelir. Orayı karargâh edinmek demek, devlet organları, adamları ve askerleriyle beraber orada çok sağlam bir savunma ve plânlama üssü oluşturmak demektir. Bu da oraya pek çok yapının inşa edilmesi demektir. Osman Gazi burayı başkent edinerek yerleşti ise muhakkak bir saray binası yaptırmış olmalıdır. Kuruluş devrinin kaynakları saraydan bahsetmiyorlar. Ama Neşrî taht kurdu tabirini kullanıyor. Bursa’nın başkent yapılmasına kadar geçen sürede Osman Gazi’nin burayı kullandığını anlayabiliyoruz. Yenişehir’deki Yemen fatihi Koca Sinan Paşa külliyesini inceleyen Tülay Reyhanlı da makalesinde Orhan Gazi’nin burada bir saray inşa ettirdiğini yazmaktadır.

Başkentliğin Bursa’ya taşınmasından sonra da devletin saraya ihtiyaç gösterecek bazı faaliyetlerini Yenişehir’de gerçekleştirmeye devam ettiğini tespit edebiliyoruz. Meselâ, birçok resmi karşılama, nişan düğünü, evlenme düğünü ve törenlerin ilk zamanlarda Yenişehir’de yapıldığı anlaşılmaktadır. Matrakçı Nasuh’un eserinde yer verdiği Yenişehir resminin sağ tarafında, Saray Hamamı olduğu tahmin edilen bir yapı göze çarpmaktadır. Kanunî, Irakeyn Seferinin yolculuğu sırasında Yenişehir’e de uğramış ve bayrama denk gelmiş olması sebebiyle burada, planlanandan fazlaca bir süre konaklamak durumunda kalmıştır. Belki saray o dönemde bakım da görmüş olabilir.