06.04.2013, Cumartesi

Sultan IV. Murad Han

SULTAN IV.MURAD HAN 

"Dun perver feleka sende mürüvvet yoğimiş Ehl-i imana derununda adavet çoğimiş"

 

Sultan IV Murad, Osmanlı sultanlarının on yedincisi ve İslam halifelerinin seksen ikincisi idi. Sultan 1. Ahmed Han'ın oğlu olup 27 Temmuz 1612'de Mahpeyker Kösem Sultan'dan doğdu.En mümtaz mürebbiyelerin nezaretinde terbiye edildi. Enderun mektebindeki hocalardan hususi dersler aldı. Kösem Sultan, oğlu Murad'ın diğer şehzadelerden her yönü ile üstün olması için çok gayret gösterdi.Şehzade Murad da kendisine gösterilen alakayı boşa çıkarmadı. İlim öğrenmekteki sürati, planlı yaşayışı, spor ve silah talimlerin­ deki başarısı, atik ve çevikliği, çabucak serpilip yetişmesi ile dikkati çekti. Hüsamzade, Sarı Solak ve Hacı Süleyman efendilerden ok atmayı, Cündi Halil Paşadan ata binmeyi öğrendi. Zekeriyazade Yahya Efendi gibi zamanın önde gelen alimlerden fıkıh dersleri aldı.Babasının da hocası olan Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri'ni, küçük yaşta Üsküdar'daki dergahında ziyaret etmeye başladı. Babası Sultan Ahmed Han'ın vefatıyla, memlekette devlet otoritesi sarsılmış, İslam düşmanları her taraftan hücuma geçmişti. Binlerce yeniçeri, başıbozuk bir güruh haline gelmişti. Sultan Murad Han, çocuk denecek yaşta olmasına rağmen, salta­ nat işlerine yabancı kalmamak için her işi öğrenmek ve mahiyetini anlamak istiyordu. Çok zeki ve seri anlayışlı ve h,afızası kuvvetli olduğundan, yaşı ilerledikçe devlet işlerine alakası artıyordu.

Diğer taraftan ilim öğreniyor, tarih kitaplarını okuyor, dedelerinin hal ve hareketlerini, çeşitli durumlar karşısında aldıkları tedbir ve tavırları tek tek inceliyordu.Dedelerinden Yavuz Sultan Selim Han'a özeniyor, onun gibi olmak için her yönden kendisini yetiştiriyordu. Onun gibi bilgili, onun gibi güçlü kuvvetli, onun gibi korkusuz olmak için çırpını­ yordu. Zaman zaman halkın içine girer, değişik kıyafetlerle onların sohbetlerini dinlerdi. Halkın derdini halktan bir kimse olarak yerinde incelerdi. İnsanların kimden nasıl zarar gördüğünü, zulüm merkezlerini tek tek tespit etti.Sultan Murad, uzun boylu, geniş omuzlu, kalın kemikli, koyu kumral saçlı, kara gözlü, beyaz tenli, simaca heybetli ve mehabetlidi. Harikulade bir kuvvete malikti. Eşine az rastlanan sürat ve ma­ haretle ok ve yay kullanırdı. Attığı ok ve harbelerle kalkanı böler, iki yüz okkalık gürzü sallayarak idman yapardı.Sultan Murad Han'ın cesareti, her türlü zorluğa tahammülü, kes­ kin zekası, hünerleri askeri dehası, atıcılık, binicilik, silahşörlükteki başarısı, askerleri ve tebaası tarafından çok takdir ediliyordu. İki yüz okkalık gürzleri kolayca kaldırır, hızla giden iki atın birinden diğerine atlar, attığı ok, tüfek mermisinden uzağa düşerdi. Eski saraydan attığı bir cirit, Sultan Bayezid Camii minaresinin dibine düşmüştür. Devrinin bütün silahlarını en iyi şekilde kullanırdı.Kendisinin zekası kadar hafızasının da kuvvetli olduğu rivayet edilmiştir. Hafız Paşanın şahadetinde rolü olan bir adamı, Bağdad Seferi'nde bulunurken Konya'da teşhis etmiş ve hemen yakalanma­ sını emretmişti. Fakat zorba buradan kurtulmayı bilip gizlenmişti.IV. Murad Han memleketin en karışık bir devresinde hükümdar olmuştu. Ağabeyi Sultan II.Osman bir isyan neticesi şehit edilmiş olup hem merkezde hem de taşrada zorbalar devlet idaresini ele geçirmişlerdi. İstedikleri gibi hareket ediyor, halka zulmediyorlardı. Bu itibarla Murad Han yirmi yaşına geldiğinde devlet dizginlerini ele alınca zorbalara karşı acımasız bir kıyım hareketi yaptı. Zorbalıkla devlet köşelerine gelenlerin hepsinin hakkından geldi. Osmanlı Devleti'ne yeniden hayatiyet kazandırdı.Sultan IV. Murad Han, kendisinden elli dokuz yaş büyük olan Şeyhülislam Yahya Efendi'ye, "Baba'' diye hitap eder, baba olarak bilir ve her türlü sözünü itirazsız kabul ederdi.Dinin hükümlerini çok iyi bilirdi. Arapçaya ve Batı dillerine hakim idi. Her türlü memleket meselesine vakıftı.İlmi ve ilim adamlarını çok sever, fırsat buldukça ilim meclis­ lerine gider, onları teşvik ederdi. Evliya Çelebi ve Katip Çelebi gibi alimler, teşvik ettiği kimseler arasında idi.IV. Murad Han'a, tarikat erbabı kötülenmiş ve onların bazı işle­ rinin yasaklanması istenmişti. Padişah zamanın tasavvuf ehli filim ve faziletli kimselere de tarikatla ilgili hususları sorup, onlardan cevap talep etti. Bunlar arasında İsmail Ankaravi de vardı. O da üç gün içinde yirmi sayfalık bir risale yazıp arz etti. Cevaplar, Şeyhü­ lislam Yahya Efendi ve diğer önde gelen alimler tarafından incele­ nip uygun görüldü ve padişah tarafından da kabul edildi. Böylece onların vesilesi ile tasavvuf ehli sıkıntıdan kurtuldu. Devrin büyük velilerinden Aziz Mahmud Hüdayi de Ankaravi İsmail Efendi'nin cevaplarını beğenmiş ve onu medhetmiştir.Sagredo onun, Machiavel'in Hükümdar adlı eserini bir mühtediye tercüme ettirip okuduğunu kaydetmektedir. Sultan Murad'ın yazısı güzel bir talik kırmasıdır. Katip İbrahim Efendi'ye hattatlık sanatına dair "Gülzar-ı Savab" adlı bir risale yazdırmıştır.Dünyada ilk defa olarak uçuş denemesi yine onun zamanında İstanbul'da yapılmış; rivayete göre Hezarfen namıyla maruf Ahmed Efendi, Galata Kulesi'nden Üsküdar'a kuvvetli bir lodos rüzgarıyla uçmuştur. Yine dünyada ilk defa olarak fişek usulü ile füze tecrübesi de Hasan Çelebi namındaki bir Türk sanatkarı tarafından tecrübe edilmiş ve barut macunu kullanılarak imal edilmiştir. Bu iptidai füzenin muharebelerde kullanılması kendisine teklif edilen padişahın çok adam kırdıracağım, bunun ise zulüm ve günah olduğunu şöyleyerek reddettiği rivayet edilir.Kur'an-ı Kerim okumayı ve ibadetlerini hiç ihmal etmezdi. De­desi Yavuz Sultan Selim Han gibi o da Hırka-i Saadet dairesinde Kur'an-ı Kerim okurdu. Yaz ve kış her Cuma gecesi bilginleri, şeyh­ leri ve hafızları toplayarak ilmi tartışmalar yaptırırdı. Cumartesi geceleri ilahi okuyanları dinlerdi. Pazar geceleri Tıfli, Cevri, Nefi, Arzi, Nedim, Nisari, Beyani ve Uzleti gibi şairlerle sohbet ederdi. Pazartesi gecesi damadı Musli Çelebi, Mukallit Cifıt Hasan, Akbaba, Sarı Çelebi, Çakman Çelebi ve Simitçizade gibi mukallit ve hazır cevap kişileri toplar ve eğlenirdi.Salı gecesi güngörmüş ihtiyarlar ile sohbet ederek konuşma­ larından faydalanırdı. Çarşamba gecesi halkın salihleri ve hayır sahipleriyle, Perşembe gecesi dervişler, macera sahibi ve maarif erbabı ile sohbet ederdi. Her sabah divana çıkar ve Müslümanların işlerini görmeye çalışırdı.Evliya Çelebi, Osmanlı sülalesinde böyle zapt edici, bağlayıcı, adil, sert ve şiddetli, eşkıya düşmanı, Zaloğlu Rüstem gibi kuvvetli, yiğit ve cesaret örneği bir padişahın gelmediğini rivayet ederdi.IV. Murad devlet erkanına ve hatta ulemaya karşı sert davranma­ sına rağmen adil davranmayı da kendisine şiar edinmişti. Mesela, seferler sırasında halka zulmedenlere göz açtırmadığı gibi, halktan parasız bir şey alınmamasını da emretmiştir. Ayrıca kadıların hak­ kaniyet üzere hüküm vermelerini de öğütlemiştir. Güçlü bir iradeye ve hafızaya sahipti. Her şeyi öğrenmek ister, devlet işlerine tam manasıyla hakim olmak için her şeyden şüphe ederdi.Onun suçlulara merhametsiz davranması ve çok kan dökmesi dikkatleri çekmiştir. Ancak gerek Anadolu'da gerekse İstanbul'da türeyen zorbaların devlet otoritesini hiçe sayarak halka zulmetmesi padişahı bu şekilde hareket etmeye zorlamıştır. Bu yüzden her vi­ layetten raporlar alınıp asayiş gözetilirdi. İç huzura bu kadar önem vermesinden dolayı halk, onun zamanında rahatlık ve emniyet içinde yaşamıştır.

 

Bu onun en müspet icraatlarından biri olmuştur. Peçevi bu durumu şu şekilde yazmıştır, " ... Dünyada onun isteğine karşı çıkabilecek kimse kalmadı. Belki birinin ektiğinden başka bir kimse bir dane bile alamadı:'Birçok tarihçinin Kanuni sonrası en büyük Osmanlı padişahı olarak kabul ettikleri IV. Murad Han, hep dedesi Yavuz Sultan Selim Han'a benzemeye çalışırdı. Gerçekten de birçok vasıfları onunla uyuşurdu. Fakat Yavuz'un sahip olduğu kıymetli devlet adamları­ na ve tecrübeye malik değildi. Tahta geçtiğinde hazine bomboştu. Vefatında ise on beş milyon altın olup gümüş paranın hesabı yoktu.Avrupa baştanbaşa istihbarat ağı ile örülmüştü. Avrupalıların en gizli sırları, Osmanlı sarayına günlük ulaşıyor, yabancı diyarlarda adeta kuş uçurtulmuyordu. Tahta çıktığında neye yaradığı belli olmayan yüz bin yeniçeri varken, vefatında itaat altına alınmış otuz beş bin yeniçeri bulunuyordu.IV. Murad Han, bozulmuş devlet nizamını yoluna koymak için mülazımlıkları kaldırdı. Tımar sistemini yeniden düzene koydu. İsrafın önüne geçmek için kanunlar çıkarttı. Sipahilerden zorba­ lıkla ele geçirdikleri evkaf idaresini ve diğer hükümet hizmetlerini aldı. Sipahileri intizam ve itaat altına alarak, bunların ve birtakım bozguncuların toplandığı yerler olan kahvehaneleri kapatarak asa­ yişi temin etti. Yeniçerilik tahsisatının şuna buna yemlik olması suiistimalini kaldırarak, yeniçeriliği ıslah etti.Asayişin tamamen bozulduğu, kudretin zorbaların elinde bulun­ duğu bir zamanda başa geçen iV. Murad Han, vefatında, içte ve dışta huzurlu ve itibarlı bir devlet bırakmıştı. Avrupa'ya hiç sefer yapma­ dığı halde, masumları katletmekle meşhur olan Avrupa devletleri bu Muhteşem Sultan'a itaat etmek için birbirleriyle adeta yarıştılar.En küçük suçları bile memleketin selameti için cezalandırmak­ tan çekinmeyen sultan IV. Murad Han'ın merhameti çoktu.

Savaş esnasında otağının yanına kurdurduğu seyyar hastanelerdeki yaralı ve hastaları bizzat ziyaret eder, onlarla yakından ilgilenirdi. Memle­ ketin her tarafındaki imarethanelerin vakıf şartlarına uygun şekilde çalışması, fakir ve yetimlerin aç ve açıkta kalmaması için gayret gösterir, emrine uymayanları şiddetle cezalandırırdı.Askeri kendisinden ne kadar çekinirse, o kadar sever ve tak­ dir ederdi. Bütün sefer meşakkatlerine askerle beraber katlanmış,onların yediği gibi yemiş, yattığı gibi yatmıştır. Bu suretle büyük kumandanlar gibi, önce onların kalbini teshir etmiştir. Kudreti ve kuvveti, tavırları ve atılganlığı, ordusu tarafından daima takdir edilmiş ve hayranlıkla müşahede edilmiştir. Nitekim vefat ettiği zaman, saray ve devlet erkanıyla birlikte, ahali ve asker de ardından pek çok gözyaşı dökmüştür.Din ve devlet menfaatine iş yapanı hemen mükafatlandıran Sultan Murad Han, pek çok hayırlı işin yanında, Top kapı Sarayı'nda Revan ve Bağdad Köşkü gibi nadide eserler, köprüler, kervansaraylar, hanlar ve benzeri hayır eserlerini de inşa ettirdi. Boğazda bir saray yaptırıp, oğlu Muhammed'in doğumunda yedi gece kandiller asılıp şenlikler yapıldığından, buraya Kandilli denildi. Kavaklar'daki kale­ leri yaptırdığı gibi, pek çok şehrin de surlarını tamir ettirdi. Bağdad'ı fethedince, İmam-ı A'zam ve Abdülkadir-i Geylani Hazretleri'nin türbelerinin tamirini yaptırdı. Kabe-i Muazzama'yı su basması üzerine, Ankaralı Mehmed ile Rıdvan Ağa'yı Kabe-i Muazzama'yı tamirle vazifelendirdi.Din ve devletin menfaatine ters düşen en küçük hataları bile affetmeyen bilhassa zulüm ve hıyaneti, emre itaatsizliği şiddetle cezalandıran Sultan Murad Han, hassas ve ince bir kalbe sahipti. Çok güzel şiirler yazdı ve şairleri koruyup himaye etti.IV. Murad Han devrinde kazanılan zaferlerin yanında pek çok filim, şair, tarihçi ve sanatkar yetişerek kıymetli eserler meydana getirmişlerdir. Bunlardan bibliyografya, tarih, coğrafya sahasında Katib Çelebi ve Vekayiname sahibi Topçular Katibi Abdülkadir, Ravdatü'l-Ebrar ve Zafername sahibi Karaçelebizade Abdülaziz, Tarih-i Gılmani sahibi Mehmed Halife, teşkilat ve idare sahasında Koçi Bey, şairlerden Nef'i, Azimzade Haleti Efendi başlıcalarıdır.

 

 

Sultan IV. Murad Han (11 yaşında)

Sultan IV. Murad Han (11 yaşında)

Nef'i bir beytinde IV. Murad Han'dan şu şekilde bahsetmektedir:

Nice benzer sana tarz-ı padişah- ı selef Bir midir pervaz-ı anka ile pervaz-ı cerad

 

(Geçmiş padişahların tarzları sana nasıl benzer. Anka'nın uçuşu ile Çekirge'nin uçuşu bir midir?)

 

Sultan IV. Murad Han

IV. Murad Han, sanata ilgi duyan ve bu yoldakileri teşvik eden kültürlü bir padişahtı. Muradi mahlasıyla şiirler yazardı. Manzu­melerinin toplu halde bulunduğu bir divanı yoksa da şiirler yazdı. Bu şiirleri muhtelif tezkire ve mecmualarda yer almaktadır. Bugün için bilmece olarak adlandırabileceğimiz ve devir için muamma ismi verilen türde devrin şairlerinden Nefi ile IV. Murad Han arasında şöyle bir hadise yaşanmıştır. Bir meclis sonrasında padişah etrafa bakarak orada bulunanlara, "Bir güneşin üzerinde beş adet hilali parlarken gördüm;' mealinde şöyle der:

Dırahşan oldu gördüm beş hilal üstünde bir hurşfd

Mısrada geçen "gördüm" fiilinden yola çıkarak, Nefi çevresinde bulunanlara şöyle bir göz gezdirir. Bu esnada dizini dirseğine destek ederek beş parmağıyla alnını kavrayıp düşünmekte olan bir veziri görür ve hemen şu mısraı söyler:

Meğer kim pençe-i sfmfne ol mehpare yaslanmış

(Meğerse o ay parçası gümüşten bir pençeye yaslanmış) Sultan Murad Han, Nefi'nin bu sürat-i intikaline hayran olarak

kendisine ihsanlarda bulundu.

Padişaha ait olan bir diğer muamma ise şöyledir:

Bir kal'a-i muallak içinde oldu derya

Ol kal'anın içinde bir balık eylemiş ca

Tutar ağızda balık bir gevher-i yegane Durdukça gevher anda balığı eyler ifn a

Atdı Murad bu nazmı meydan-ı şairana Her kim dilerse mansıb feth ide bunu ra'na

(Asılı bir kalenin içinde deniz vardır ve o kalede de bir balık yer almaktadır. Balık, ağzında tek parça bir mücevher tutmaktadır


ve böyle kaldığı müddetçe balık yok olmaktadır. Sultan Murad bu nazmı şairler meydanına attı. Her kim kendisi için bir ihsan dilerse bunu güzelce çözmesi gerekir.)

Mecliste bulunan herkes bu muammayı çözmeye çalışmış fakat nihayetinde muammayı çözmek Enderun mektebi mezunu Cihadi Bey'e nasip olmuştur. O da yine şiir şeklinde şu cevabı padişaha ulaştırır:

Kandil kal'a şahım rugan içinde derya Balık fitil olupdur içinde eylemiş ca

Oldu alev ağızda bir gevher-i yegane Durup yanınca her şeb balığı eyler ifn a

Vaad eylemişsin ey şah kaşiflere inayet Çavuşluk u zeamet ister Cihadı Şaha

Bu şiiriyle Cihadi asılı kaleden murad, kandil olduğunu, balıktan muradın ise fitil olduğunu belirtir. Balık, ağzında ateşi tuttukça yanmaktadır. Son beyitte ise padişahın vadettiği ihsana karşılık Cihadi Bey, kendisine çavuşluk rütbesi ve toprak geliri olarak da zeamet verilmesini istemiştir.

 

Murad Han kimi zaman tarih düşürme sanatında maharetini göstermiştir. Bağdad'ın zorlu mücadeleler sonucunda tekrar Osman­ lılara geçmesi üzerine söylediği kıt'adaki "gazam" kelimesi fethin gerçekleştirildiği tarih olan H. 1048 (M. 1638)'e tekabül etmekteydi:

 

Fetheylerek diyar-ı Bağdad'ı

 

Şah- ı alemde asker- i İslam

 

Dedi Sultan Murad ali-şan

 

Feth-i Bağdada tarih oldu ''gazam"

 

Kösem Sultan İktidarı

IV. Murat tahta geçtikten sonra hızlı bir eğitime tabi tutuldu. Bu süre içerisinde devleti padişah adına annesi Kösem Sultan "saltanat naibesi" adıyla devleti yönetmek zorunda kaldı. Padişah adına devleti annesinin yönetecek olması Osmanlı tarihinde bir ilktir. Bu süre içinde imparatorluk anarşiye ve büyük iç karışıklıklara sürüklendi. Safeviler, Irak'ı ele geçirdi, Bağdat başta olmak üzere bir çok yerde Sunniler kılıçtan geçirildi. Safevi orduları Mardin'e kadar ilerledi. Kırım, Yemen, Lübnan ve Mısır'da ciddi isyanlar çıktı. Abaza Mehmet Paşa, doğuda iki kez isyan çıkardı. Askerlere verilen maaşlar arttırılırken, vergi sistemi bozulduğundan gelirlerde azalma görüldü. Kuzey Anadolu'da isyanlar patlak verdi. Safevilere karşı yürüttüğü seferde başarısız olan Sadrazam Hüsrev Paşa'nın azli üzerine 1632 yılında Yeniçeriler sarayı basarak sadrazam ile 17 devlet yöneticisinin kellesini istedi. Sadrazam Hafız Paşa yeniçerilerce öldürdü, bir çok devlet adamının evi yağmalandı. İkinci bir isyana kalkışarak padişaha güvenmediklerini söyleyen yeniçeriler, ileride padişah olacak şehzadelerin hayatlarından şüphe ettiklerini, sağ olduklarının bir ispatı olarak şehzadelerin kendilerine gösterilmesini hatta bazı şehzadelerin Yeniçeri Ocağında kendi himayelerinde kalması gerektiğini söylemişlerdir. Padişah, şeyhülislam ve veziriazamın kefil olması ile yeniçerileri bu istekelrinden vaz geçirmiştir. Asilerin padişahı ayak divanına çıkartıp yaptıkları pazarlıklarda genç padişah zor durumda kalmış, acizliği onun ilerde sert bir mizaca bürünmesine neden olmuştur. Kösem Sultan Anadolu'daki isyanları bastırmak için görevliler gönderdi ve Abaza Mehmet Paşa'nın isyanın bastırılmasında başarılı oldu. Anarşi döneminde ülkeyi toplamak konusunda yoğun bir çaba sarf etti. Kösem Sultan, yaklaşık 10 yıllık saltanatı boyunca 8 veziriazam, 9 defterdar değiştirmiştir. Bunun yanında muhtaçlar için aşevleri açtı, hayır kurumları yaptırdı, borçları yüzünden hapishaneye düşmüş olan mahkumların borçlarını ödeyerek onları hapisten kurtardı ve fakir kızların çeyizlerini düzerek onları evlendirdi. Kösem Sultan, iktidarında hem halkın hem de devletin huzurunu sağlamak için büyük çaba sarfetti.

Mutlak Saltanat Yılları

Sultan IV. Murad Han

Sultan IV. Murad Han

İdareyi Ele Alışı

Sultan IV. Murad Han Tuğrası

Sultan IV. Murad Han Tuğrası

Hafıza Bağdad'a imdad etmeye er yok mudur?

Bizden istimdad edersin sende asker yok mudur?

 Düşmanı mat etmeye ferzaneyim ben der idin Hasma karşı şimdi at oynatmaya yer yok mudur?

Merdlik dava edersin bu muhanneslik neden Havf edersin bari yanında dilaver yok mudur?

Rafizller aldı Bağdad'ı tekasül eyledin

Sana hasın olmaz mı hazret, ruz-ı mahşer yok mudur?

 

IV. Murat kendini yeterince güçlü ve idareyi ele alacak kabiliyet ve tecrübede hissedince Yeniçeriler'i merasim için Sultan Ahmet Meydanı'nda topladığı, beklemekten canı sıkılan bir yeniçeri subayının disiplinsiz bir şekilde, padişah geçerken yaşı ile alaya varan sözler sarfetmesi üzerine kılıcı ile tek hamlede hem yeniçeriyi hem de atını ikiye böldüğü anlatılır. Bu olaydan sonra hemen Yeniçeri Ocağı'nda düzenlemeye gitmiş ve ocak içerisindeki kimi subayları halletmiş, kimine de boyun eğdirmiştir. Gerekli hazırlıkları yapar yapmaz da Bağdat üzerine yürümüştür.

Alkol Yasağı

IV. Murat ilk olarak, yaygınlaşmış olan rüşvet ve iltiması azalttı. İstanbul'da alkol, tütün ve kahveyi yasakladı.Yasağın sebebinin 1631'deki büyük İstanbul yangını olduğu ve padişahın yaptırtığı bir soruşturma sonucuna göre bu yangının tütün içen sarhoş yeniçeriler tarafından çıkarıldığı iddia edilir.Ayrıca meyhane ve kahvelerin Yeniçeri ve isyancıların toplanma mekanı haline gelmesi padişahı düşündürmüştü. Yasak, kaybolan devlet otoritesinin de bir nevi tekrar tesisinin bir göstergesi olacaktı. Padişah kendi yasağına ne derece uyulduğuna bağlı olarak otoritesini ölçtü. Bu nedenle yasak çok katı bir şekilde uygulandı. Sultan Murat, yasağa uymayanların öldürülmesini emretti.Bazı geceler tebdîl-i kıyafet (kıyafet değiştirerek) ile sokaklarda teftişlerde bulunurdu.Bu tebdil-i kıyafet teftiş uygulamasını sıklıkla yapmış ve bir çok meyhaneyi gece kendisi bizzat baskınlar ve infazlarla kapattı. Padişahın üstün ve kutsal bir figür olarak Topkapı Sarayı'nda bulunmasına alışık İstanbul halkı halk arasına karışan ve doğrudan gücünü sergileyen 4. Murat'a bu yüzden farklı bir gözle bakmıştır. Sultanın ölünceye kadar sürdüğü bu uygulaması sonucu hiç bir padişaha karşı üretilmeyen efsane ve menkıbelere neden olmuştur. 4. Murat'ın sözlü kültürdeki zengin konumu onun özlenen otoriter bir padişah figürünün bir tecellisi olarak yorumlanmıştır.

Bilim ve Sanat

Sultan IV. Murad Köprüsü

Sultan IV. Murad Köprüsü

IV. Murat'ın devrinde Nef'i, Hezarfen Ahmet Çelebi, Lagari Hasan Çelebi, Bekri Mustafa, Evliya Çelebi gibi kişiler yaşamıştır. Şair Nef'i hicivleriyle ünlü divan şairidir, döneminin devlet adamlarını çarpık düzenini hicvetmektedir. Bazen hicivleri yüzünden başı derde giren Nef'i padişah tarafından defalarca uyarılmıştır ancak padişaha söz vermesine rağmen hiciv yazmaya devam edip Vezir Bayram Paşahakkında hiciv kaleme alınca IV. Murat'ın emriyle 1635 yılında boğdurularak idam edilmiştir.Hezarfen Ahmet Çelebi veLagari Hasan Çelebi'nin uçmak konusunda başarılı çalışmaları vardır. IV. Murat önceleri bu çalışmaları desteklemiştir. Ancak daha sonra yanındaki devlet adamları tarafından eğer bunların başarılı olması durumunda tebaa tarafından kendi saltanatının sorgulanacağına ikna edilerek bu çalışmalara desteğinin kesilmesi sağlanmıştır. Akabinde Hezarfen Ahmet Çelebi Cezayir'e, Lagari Hasan Çelebi ise Kırım'a sürgün edilmiştir. Sürgünden önce padişahın şöyle söylediği rivayet edilir: "Sizin gibi adamlar pek korkulacak adamlardır. Her ne muradınız varsa elinizden gelir. Bu yüzden bekanız caiz değildir."

Fiziksel Kuvveti

Sultan IV.Murad Han

Sultan IV.Murad Han

IV. Murat Osmanlı sultanları arasında fiziksel kuvvetiyle ünlüdür. İriyarı olan padişah erken yaşlardan beri güreşe, cirite, biniciliğe ve ağırlık kaldırmaya ilgi duymuştu. Ergenlik döneminde hızla gelişmiş özellikle çalıştığı ağırlıkların etkisiyle de ömrü boyunca eklem ve kas ağrıları çekmiştir. IV. Murat'ın bir askeri atıyla beraber ikiye böldüğü rivayetler arasındadır. 60 kilogramlık gürzü tek eliyle ustaca kullanabildiği söylenir. Bir gece onu öldürmek için odasına giren 4 cellatı gürzüyle öldürdüğü iddia edilir. 50 kilogramlık yayı da ustalıkla kullandığı söylenir. Sinirlendiği zaman devlet adamlarını kuşaklarından tutup kaldırdığı, Tebriz seferinde yola devrilen dev bir ağacı tek başına kaldırdığı, İran'dan gelen ve kendisine kırılmaz olarak takdim edilen bir yayı kimsenin kıramaması üzerine 2 kez kırdığı, devrin en büyük güreşçileri ile güreş tuttuğu, Revan kuşatmasında onlarca kiloluk top güllelerini tek başına topa sürdüğü söylenir. Hindistan'dan gelen bir elçi heyeti IV. Murat'a çok sağlam ve her darbeye karşı dayanıklı bir kalkan hediye etmiştir. Kalkanın sağlamlığını denemek isteyen Padişah adamlarına kalkanı bir yere asmalarını söyler, kalkan asıldıktan sonra bu kalkana ok atışları yapmış bu kalkanı defalarca delmiştir. IV. Murat'ın gürzü ve yayı şu an Topkapı Sarayı'nda sergilenmektedir. Bağdat kuşatması esnasında da yüzlerce kiloluk bir topu kaldırıp Fırat nehrine attığı sonra da tek başına onu nehirden çıkardığı Musul ve Kerkük Türkmenleri tarafından anlatıla gelen kendisiyle ilgili bir çok efsaneden birisidir. Padişahın bu abartılı sayılacak fiziksel kuvveti onun otoriter ve genç imajıyla birleştiğinde ortaya sıra dışı, korkutucu ve karizmatik bir padişah figürünün doğmasına neden olmuştur.

Askerî Başarıları

Sultan IV. Murad Han Kılıcı

Sultan IV. Murad Han Kılıcı

IV. Murat devrindeki en önemli askerî olay Safevîlere karşı girişilen 1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı'dır. Bu savaşta Osmanlı ordularıRevan Seferi ile  Doğu Anadolu, Ahıska, Revan ve Kafkaslar'ın önemli bir bölümünü ele geçirmiştir. Anadolu'da bozulan otoriteyi sağlamak adına bu seferi ve Bağdat seferini bir fırsat olarak görmüştür. Bu yüzden geçtiği bir çok yerde hakkında şikayette bulunulan bir çok devlet görevlisini, isyancıyı ve Safevi ajanını infaz ettirmiştir. Anadolu, Kanuni Sultan Süleyman'dan beri ilk defa padişahı Anadolu'da görme fırsatını bu seferlerle bulmuştur. 1638 yılındaki Bağdat Seferi ile 1624'ten beri İran işgali altında bulunan bu şehri yeniden Osmanlı topraklarına katmıştır. Bağdat Seferi, Osmanlı tarihinin en gösterişli seferlerinden birisi olmuş ve padişah büyük bir komutan edasıyla Doğuda varlık göstermiş, uzun ve kanlı bir kuşatmadan sonra Sunni üstünlüğünü doğuda tekrar tesis etmiş kendisi de Bağdat Fatihi olarak anılmıştır. Kuşatma 40 gün sürmüştür. Sefer Genç Osman marşına konu olan ve dahası bir çok efsane ve menkıbeyle ölümsüzleşmiştir. Bağdat'ın fethinin ardından IV. Murat, tarihe geçen o ünlü sözü söylemiştir:

Bağdat'ı almaya çalışmak, Bağdat'ın kendinden daha mı güzeldi ne!

 

 

IV. Murat, bu savaşlarda Osmanlı ordularını bizzat kendisi komuta etti ve büyük bir askerî dehâ olduğunu kanıtladı.Sefer sırasında, Anadolu'daki tüm isyanları ve isyan etmesi muhtemel unsurları yok etti. Böylece devlet otoritesi yeniden ve kesin bir şekilde sağlandı. Yerli halk, memnuniyetini göstermek üzere birçok yerel yapıya onun ismini verdi.

Sultan IV. Murad Han

Sultan IV. Murad Han

Safeviler, kesin Osmanlı zaferi karşısında çaresiz kalınca barış istemek zorunda kaldılar ve 1639 mayısında Kasr-ı Şirin Antlaşmasıimzalandı. Antlaşma neticesinde Mezopotamya Osmanlı egemenliğine girdi ve I. Dünya Savaşı'na kadar Osmanlı'nın toprağı olarak kaldı. IV. Murat, İstanbul'a döndükten sonra saygın devlet adamlarına, imparatorluğun eski parlak günlerine dönmesine yönelik ekonomik ve siyasi projeler hazırlanması emrini verdi. Ama hastalığıve erken ölümü, onun imparatorluğu dönüştürme fikirlerine ve çalışmalarına engel oldu.

Ölümü

IV. Murad, 1640 yılında İstanbul'da henüz 28 yaşında hiç beklenmedik bir şekilde öldü. Ölüm nedeni üzerine iki ayrı iddia vardır. Batılı kaynaklar sirozdan, Osmanlı kaynakları ise damla hastalığından öldüğünü iddia ederler.IV. Murat, ölüm döşeğindeyken kardeşi İbrahim'in öldürülmesini emretmiştir.Ancak emri yerine getirilmemiş ve İbrahim, onun ardından padişah olmuştur. IV. Murat'ın bu emri vermesinin nedeni, kardeşi İbrahim'in deli olduğunu ve İbrahim'in tahta geçmesi halinde İmparatorluğun büyük karışıklıklara sürükleneceğini düşünmesiydi.

Sultan IV. Murad Han Kart postal

Sultan IV. Murad Han Kart postal

IV. Murad dönemi Osmanlı İmparatorluğu'nun toparlandığı bir dönemdir. Devletin gerilediğini kabul ederek ilk ıslahat çalışmalarını başlatan kişidir.Bu anlamda hazırlattığı Koçi Bey ve Katip Çelebi risaleleri onun ileri görüşlülüğünü gösterir. Büyük bir entellektüel olan 4. Murat iyi derecede bir divan şairi ve hattattır. İtalyan düşünürü Machiavelli'nin "Prens" adlı eserini Türkçeye çevirtmiştir. İyi bir komutan ve askerdir. İlber Ortaylı IV. Murad'ı "17. yüzyılın en büyük mareşali" olarak tarif eder.