14.09.2019, Cumartesi

Sultan II.Mahmud Han

 

Devlet-i Aliyye’de modernleşmenin temellerini atmış; ancak geleneğe olan bağlılığını hiçbir zaman yitirmemişti. İyi bir tahsil gören II. Mahmud, güzel sanatlara ilgi duymuş; hüsn-i hat alanında henüz şehzadelik yıllarında icazet almıştı. Osmanlı’nın en iyi ilk üç “hattat padişah”ından biri olarak anılan Sultan Mahmud, kendisinden sonra hükümdar olan oğlu Sultan Abdülmecid’in de kendi izinden gelmesini sağlayacaktı… Sultan II. Mahmud, Sultan I. Abdülhamid'in ve Nakşidil Valide Sultan'ın oğlu olarak  20 Temmuz 1785 gecesi Topkapı Sarayı'nda dünya ya geldi. Orta boylu, geniş omuzlu, beyaz sakallı, zarif ve sevimli yüzlüydü.30. Osmanlı padişahı ve 109. İslam halifesidir. Osman Gazi ve Sultan İbrahim'den sonra Osmanlı hanedanının üçüncü ve son soy atasıdır. Son altı Osmanlı padişahından ikisi onun oğlu dördü ise torunudur. Tahtta kaldığı 31 yıllık süreç Osmanlı tarihinin siyasi açıdan en bunalımlı dönemlerinden biridir..Sultan II. Mahmud ayrıca, İstanbul'daki bütün büyük camilerin tamirini de yaptırdı. Unkapanı köprüsü yine onun zamanında yapıldı. Mekke-i Mükerreme'de bir medrese yaptırdı ve Mescid-i Aksa'yı tamir ettirdi. Aynı zamanda hattat, bestekâr ve şair olan Sultan II. Mahmud. Şehzadeliği döneminde "Adli" mahlası ile şiirler yazdı. Çok sayıda bestesi, günümüze dek ulaştı. Şu beyiti ise, oldukça meşhurdur:

"Sevdâ-i muhabbet esiyor şimdi serimde Takdire ne çâre, bu varmış kaderimde"

 

 

 

 

ŞEHZADELİĞİNDE İKİ ADET KUR'AN-I KERİM YAZDI

 

Sultan II. Mahmud şehzadelik döneminde, Keçecizâde Mehmet Vasfi Efendi'den sülüs-nesih çalışarak, 1807 yılında icazet aldı. Padişah olduktan sonra Hattat Mustafa Rakım Efendi'den ders alarak celi sülüs öğrenmeye başladı ve bu Mustafa Rakım Efendi'nin vefatına kadar sürdü. Sultan II. Mahmud, devlet işlerinden vakit buldukça celi sülüsle meşgul oldu.  Sultan II. Mahmud'un nesih, sülüs hat levhası.

Musikîşinaslığının yanı sıra hattat olan II. Mahmud herkesin okuyabileceği tarzda yazı yazmakta ustaydı. Nesih, Sülüs, ve özellikle Celi Sülüs üzerinde çalıştı. Evvela Kebecizâde Mehmed Vasfi’den daha sonrada Mustafa Rakım Efendi’den ders aldı. Genç yaşında icazet almış, özellikle (Celi) türü yazıda büyük başarılar elde etmiştir.

Bazı padişah yazılarında büyük imla hataları görülebilirmekte ancak, Sultan II. Mahmud’un hiç imla hatası olmaksızın yazdığı hatt-ı hümâyunlar; ne kadar ince ve dikkatli bir hattat olduğunu ortaya koymaktadır. Bu, gerek Topkapı Sarayı Kütüphânesi’ndeki tashih görmeyen eserleri, gerekse Osmanlı arşivlerindeki yüzlerce hatt-ı hümâyunlara bakıldığında kolayca anlaşılabilmektedir.

II. Mahmud’un hüsn-ü hat sanatına dair bazı eserleri Rakım Efendi tarafından büyük bir titizlikle tashih edilirdi. Varak, altın, siyah, nefti mavi ve fes rengi koyu zemin üzerine malakari tekniğiyle devrin sanatkârlarına yaptırılır ve imparatorluğun çeşitli şehirlerinde abidelere asılırdı. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde tashih görmeyen birçok eseri bulunanmaktadır…

Osmanlı padişahları, sanatçılar ve zanaatkârları koruyup kollayan büyük hükümdarlardı. Her biri büyük birer âlim olan padişahların bu insanları korumalarının yanında sanatçı ruha sahip olanları da vardı. Bazıları kişisel merak, bazıları el becerileri sayesinde her biri usta sayılabilecek derecede sanatla ilgilenmişlerdir. Çünkü şehzâdelere çocuk yaştan itibaren Osmanlı saraylarında el sanatları ve Türk İslam zanaâtleri öğretilmiştir… Şehzadeler, Topkapı Sarayı Şehzâdegân mektebinde yetiştirilirdi. İleride herhangi bir olay başlarına gelip çalışmak zorunda kaldıklarında kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını idame ettirmeleri için ellerinde birer altın bilezik olması adına şehzâdeler, dönemlerinin en iyi eğitmenlerinden ders almışlardır.

 

 

Benim vezirim
Rumeli Hisarında Ermeni mahallesinde bir adet kârgir papaz odasını tamir ve tevsi' ile kilise şekline koyup mabet yapmışlar deyü mesmu'-ı hümayunuma vasıl olmağla (kulağıma çalınmakla) bu maddenin aslı var mıdır? ve sahih olduğu takdirce ne veçhile olmuştur? Keyfiyeti tetkik ve ifade eyleyesin.

Sultan II.Mahmud Berat’ı Kayeseri’de bir camiye görevli tayini 1224 (18904) tarihli 76x37 cm

1831'de Sarayda Mabeyni yani günümüzün söylemiyle genel sekreterliği kurdurdu. Bundan sonra padişahların bizzat emir yazması adeti ortadan kalkacaktır. Bu sebeple II. Mahmud'un el yazıları da çoğunlukla 1808-31 tarihlidir. Bu tarihten sonra sıklıkla Mabeyn Başkatibi padişahın emirlerini kağıda dökmeye başladı. Kağıdın sonuna da kendilerini belli eder bir şekilde ''Serkâtib-i Hazret-i Şehriyari'' unvanıyla imza atarlardı.

 

Sultan II.mahmud  Devleti Aliyyei (Yüce Devlet) daha güçlü olabilmesi için bir çok sorumululukarı hatta ölümü göz önüne alarak reformlar yapmıştır.Bir çok kişi tarafından eleştirilir ama bu reformların bir devlet için elzem olduğunu tarhçilerin ortak fikridir.Yeniçeri sisteminden düzenli orduya geçiş  tehmin edilenden daha çok daha zor cesaret isteyen bir karardır .Devleti Aliyyeinin kurulduğundan bugüne ayrılmaz parçası olan Yeniçerilik sistemine son verme dirayetinde bulunmak kudretli bir hükümdarın kararı olabilirdi bu kararlılıkta Sultan II.Mahmud Han’da mevcuttu.

II. Mahmud Han dirayetli, azimli ve çalışkandı. Büyük tehlike atlatmış ve ölümden dönmüş biri olarak tahta çıktığı sırada Alemdar Mustafa Paşa’ya ilk emirlerini verdiği andaki davranışlarından an­laşılacağı üzere gayet soğukkanlıydı. Şahsî kızgınlıklarını affedecek kadar âlicenap olmakla beraber devlete karşı işlenen suçları asla bağışlamazdı. Hafızası, birkaç ay önce okuduğu telhislerdeki olayı ve bununla ilgili şahısları daha sonra hatırlayacak kadar kuvvetliydi.

Devlet işlerini en küçük ayrıntıya kadar bizzat takip ederdi. Siyasî belgeler ve yazışma evrakında anlaşılır ve yalın bir dil kul­lanılması üzerinde özellikle dururdu. Babıâli’ye verilen notaları, yapılan tercümeleri anlatım ve satır aralarında gizlenen manalar yönünden incelemeye tâbi tutar, diplomatik ifade yeteneğini ge­liştirmeye çalışır ve yabancı devletlere verilecek bazı önemli resmî belgeleri bizzat kaleme alırdı.

Askerî konulara aşırı ilgi göstermekteydi. III. Selim Han gibi, şehzadeliğinde topçulukla özel olarak ilgilendiği malumdu. 1831’de çıktığı Çanakkale gezisi esnasında, Kilidü’l-bahr Kalesi’ni gezmiş ve top talimlerini seyretmişti. Küpeli ve Baba Haydar adlı büyük toplarla yakından ilgilenen padişah, topçuların bazı teknik hatalarını düzeltmiş ve daha isabetli atışlar yapılmasını sağlamıştı.

 

 

Sultan II. Mahmut 2 Temmuz 1839 pazartesi günü sabaha karşı hayatını kaybetti. Hüsrev Paşa Sultan Mahmut’un öldüğünü öğrenir öğrenmez yanından ayırmadığı Serasker Said Paşa’yı güvenlik önlemleri ve cülus hazırlıklarıyla görevlendirdi ve Bezmialem Sultan’a oğlunu cülus merasimine hazırlaması için haber gönderdi.

Sultan II. Mahmut’un cenazesini oğlu Şehzade Abdülmecit gördükten sonra seher vakti Harem iskelesine indirilip oradan yedi çifte kayıkla Topkapı Sarayı’na getirilip Hırka-i Saadet Dairesinin şadırvanı önünde yıkanıp kefenlenmişti. Sultan Abdülmecit’in Topkapı Sarayı’ndaki cülus merasiminden sonra Sultan II. Mahmut’un cenaze namazı kılınıp cenaze alayı düzenlenerek birden bastıran yağmur altında kız kardeşi Esma Sultan’ın isteğiyle naaşı Esma Sultan’ın Cağaloğlu’ndaki köşküne defnedildi. Projesi Hassa Mimarı Garabet Amira Balyan'a ait olan ve Abdülhalim Efendi'nin nezaretinde yapılan Sultan II. Mahmut’un Cağaloğlu’ndaki türbesi bir yılda tamamlandı.