31.01.2013, Perşembe

Sultan III. Murad Han

III. Murad (1546-1595)

III. Murad (1546-1595)

 

Şehzadeliği

III. Murat

II. Selim'in Nurbanu Sultan'dan olan en büyük oğlu ve varisidir. Nurbanu Sultan'un asıl adının Raşel olduğu ve Musevilikten Müslümanlığa döndüğü söylenir. Nurbanu Sultan'ın anne ve babasının kimler olduğu ise kesin olarak bilinememektedir. İyi bir eğitim alan şehzade Arapça ve Farsça öğrendi. 1558 yılında babası II. Selim'in ManisaSancakbeyliğinden Karaman Valiliğine atanması sonucu dedesi Kanuni Sultan Süleymantarafından Alaşehir Sancakbeyliğine gönderildi. Babası II. Selim padişah olduktan sonra ise Manisa Sancakbeyliğine gönderildi. Babası II. Selim'in vefatından sonra 22 Aralık 1574'teİstanbul'a gelerek Osmanlı tahtına oturdu.

Padişahlığı

Sultan III.Murad  Tuğra

Sultan III.Murad Tuğra

 

22 Aralık 1574 (Ramazan ayı) Çarşamba sabahı, Osmanlı mülkünü devralır almaz ilk iş olarak 5 kardeşini boğdurmuştur. Osmanlı Devleti, Lehistan yönetimine hakim olmaklaAvusturya'ya komşu olan iki müttefik elde etmiş olacaktı. Fransızlarla Kanuni döneminde iyi ilişkiler kurulmuştu. Fakat Fransız tahtının boşalması ile Lehistan'da iktidar boşluğu oluştu. III. Murat'ın isteği ile Erdel Beyi Bathary, Lehistan kralı oldu. Lehistan ile yapılan anlaşmalar sonucu kuzey sınırı güvenli hale getirildi. III. Murat tahta geçtiğinde Kuzey Afrika kıyılarından sadece Fas Osmanlı topraklarına katılmamıştı. 1578 yılında Ramazan Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Fas'ı ele geçirerek bölgedeki Portekiz gücünü kırdılar. 1584 yılında bir Yeniçeri isyanında öldürülen Trablusgarp Valisi Ramazan Paşa'nın ailesini İstanbul'a getiren gemiye Kefalonya açıklarında Venedik gemileriyle saldırı düzenlenmesi sonucunda Venedik ile uzun süredir devam eden barış sona erdi. Venedik senatosuna birültimatom gönderen III. Murat, Ramazan Paşa'nın ailesini ve mallarını Preveze'ye getirtmeyi başardı. Venedik'in de barışı korumak istemesi üzerine iki devlet arasındaki mesele çözüldü. III. Murat zamanında Ceneviz, Venedik ve Fransızlara verilen kapitülasyonlar ile ticaret gemileri Osmanlı limanlarında ticaret yapma hakkına sahiptiler. 1583'de İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth bir elçi göndererk aynı imtiyazlardan faydalanmak istediğini belirtti. Venedik veCeneviz haricindeki kapitülasyonu olmayan devletlerin tüccarı, Fransız bayrağıyla Osmanlı limanlarına geliyordu. 1572'daki Bartalameos Katliamı yüzünden Katoliklerden yüz çevirmeye başlayan Osmanlı hükümeti, Papa'nın koyduğu stratejik harp malzemesi ambargosunu kırabilmek için Protestan olan İngiltere'ye yakınlaştı. Böylece Akdeniz'de İngiliz-Fransız rekabeti başlamış oldu. Bu rekabetten Osmanlı Devleti de birçok siyasi menfaat kazanmış oldu.

Sultan III. Murad, iyi bir cengâver olup, çok iyi silah kullanır ve ata biner, ava çıkmaktan büyük haz alırdı. Asma saat ve resim yapmak gibi marifetlere de sahip bir kişiydi. Osmanlı sultanları içinde en âlimlerden olup zamanının ilimlerine çok iyi bilir hatta bu konularda mahirdi.

III. Murad Han, dünya tarihine meraklı bir padişah olup tercümeler yaptırmıştır. Nitekim İspanyolların Amerika kıtasını keşfini anlatan Mehmed Suûdî’nin Târîh-i Hind-i Garbî adlı eseri ve Feridun Ahmed Bey’in Fransa Tarihi bunlardan ikisidir. Ayrıca astronomiyle ilgilenir her konuda âlimlerden fikir alırdı.

III. Murad Han, saltanatı döneminde her ne kadar tıpkı babası II. Selim gibi sefere çıkmayan bir padişah olsa da devlet işlerinden tamamen elini eteğini çekmemiştir. Sokollu gibi bir veziriazamın varlığı sayesinde eski devlet düzeni devam etmiş olup devlet en geniş sınırlarına bu dönemde kavuşmuştur. Selânikî ise eserinde, Sultan Murad Han’ın Sokollu’dan sonra istediği gibi bir devlet adamı bulamadığından yakındığını belirtmektedir:

Mahzen-i ilm-i ledün kâşif-i sırr-ı hikmet
Ey Murâdî bize bir şöylece âdem olsa

III. Murad Han, saltanatı boyunca Osmanlı toprakları üzerinde pek çok sayıda bayındırlık, ilim, kültür ve sanat merkezleri inşa ettirdi. Rasathane ve astronomik araştırmalar ile logaritma hesapları yaptırdı. Medine’de medrese, mektep ve büyük bir imaret kurdu. Manisa’da şehzadelik döneminde cami, medrese, imaret ve tabhaneden müteşekkil Muradiye külliyesini inşa ettirdi ve Topkapı sarayına da yeni ilavelerde bulundu.

III. Murad Han tarikat erbabını sever ve onlarla sohbetten zevk alırdı. Bu sebeple kendisinin değişik tarikatlara mensubiyeti hakkında rivayetler çıkmıştır. Bazı kaynaklara göre o, şehzadeliğinde bir rüya tabiri dolayısıyla itimadını kazanan şeyhi Şüca aracılığı ile Halveti tarikatına sultan girmişti. Bu sebeple şeyhi de hünkâr şeyhi olarak anılmaya başlanmıştır. Bazı kaynaklara göre ise III. Murad Han, Uşşâkiyye tarikatına mensuptu. Bir kısım kaynaklar ise onun Halvetîye’nin Ahmediye kolunun şubesi olan Hasan Hüsameddin Uşşâkî’nin kurduğu Uşşâkiyye tarikatına bağlı olduğunu zikrederler.

Yine padişahın o sıralarda İstanbul’da bulunan Nakşibendî Şeyhi Şaban Efendi ile de temas ettiği de muasır kaynaklarda belirtilmektedir. Öte yandan III. Murad Han’ın dört mısralık hattı ile Kadirî kavuğu şeklinde resimlemesi bulunan bir levhadan hareketle Kadirî olabileceği de ileri sürülmüştür. Aslında bütün bu bilgiler III. Murad Han’ın tasavvufi yönünü ve tarikat erbabı ile münasebetlerini göstermesi bakımından mühimdir.

Tasavvufî hayatı bizzat yaşayan sultan, tasavvufa o kadar vakıftır ki Fütûhât-ı Sıyâm ve Esrârnâme isimli tasavvufa dair iki eser yazarak bu hayatı bize aktarmıştır.

III. Murad Han’ın saatçiliğe ve nakkaşlığa özel ilgisinin olduğu da kaynaklarda belirtilir. Padişahın bir özelliği de hat sanatına duyduğu ilgidir. Şâir kişiliği yanında bir de usta bir hattat olan sultan, hat derslerini Kastamonulu Şeyh Şüca Halvetî’den almıştır. Padişahın Ayasofya Camii’nin mihrabı üzerine kendi hattı ile işlediği levhalar için aynı zaman da:

“Alâmet-i Ümmet”

Tarihini de düşmüştür ki bu, 982 (m. 1574) yılına tekabül eder. Müstakimzade’nin iki yan tarafta asılı olduğunu belirttiği 1574 tarihli bu levhalar bugün yerinde yoktur. Hat üzerine söyleyebileceğimiz diğer bir hususiyet de, 16. yüzyılın önemli isimlerinden ve meşhur tarihçi Gelibolulu Âli’nin, Türk-İslam âleminde yetişen büyük hattatlardan ve bunların eserlerinden bahsettiği Menâkıb-ı Hünerverân adlı kitabını padişaha ithaf etmiş olmasıdır. Yedi bölümden meydana gelen ve İstanbul ile Viyana kütüphanelerinde dokuz nüshası bulunan bu eser, sanat tarihi açısından önemlidir.

III. Murad Han çok şefkatli ve merhametli bir şahsiyetti. Döneminde İstanbul kadısına hitaben divan-ı hümayundan çıkan bir hüküm, hayvanlara yapılan muameleyi ve hayvan haklarına saygıyı göstermesi bakımından mühimdir. Şöyle ki:

“İstanbul kadısına hüküm ki;

Hâlâ İstanbul muhtesibi olan Mehmed Çavuş mektup gönderüp mahmiye-i mezbûrede (İstanbul) at hamalları lâğar ve yağırlı (sıska, zebun) ve sakat ve nalsız ve semerleri harâb bârgirlerine ve katırlarına amellerinden ziyade yük urup ve bir hamal üç dört yüklü bârgiri katarlamayup (arka arkaya dizmek, birbirine bağlamak) salıverub, yolda atlı ve yaya Müslümanlara dokunup elem ve ızdırâp virdüklerinden gayrı, tahammülünden ziyade yük urulıp davarları (hayvanları) yıkılup helâk olmağın, zikrolunan hamallar taifesi davarların besleyüp ve sakat ve zayıf davarlara tahammülünden ziyade yük urmayup davarların katarlayup, yularlarından mütemadiyen salıvermek içün hamallara ve kethüdalarına tenbih olunmak bâbında emr-i şerifim recâsına mebnî buyurdum ki.

Vusul buldukda zikrolunan hamal tayifesin kethüdalar ile maan getürüp cümlesine tembih ve te’kîd eyliyesin ki, min ba’d duvarların besleyüp ve sakat ve zaîf davarlara tahammülünden ziyade yük urmayup ve yük ile yolda giderken, davarların birkaç ise birbirine katarlayup kendileri sürüp davarların ardınca yürümeyeler.

Mazmun-ı hümayun ile amel oluna
Fi 9 Rebiülevvel 995” (1587)

Sultan III.Murad Han Sultan III.Murad Han

Şah I. Tahmasb'ın oğlu Şah II. İsmail, Osmanlı Devleti ve İran arasındaki barış antlaşmalarına riâyet etmemiş ve Osmanlıya bağlı bazı Emirleri kendi tarafına çekmeyi başarmıştı. Osmanlı hükümeti Van Beylerbeyine talimat vererek orada huzurun sağlanmasını istemişti. İran'ın Luristan valisinin Osmanlı devletine sığınması zaten gergin olan ilişkileri daha da kötüleştirdi. Bu arada Şah İsmail ölmüş, İran'da taht kavgaları başlamıştı. Bu durumdan yararlanmak isteyen Van Beylerbeyi, İran'a saldırdı. İlk İran savaşı on iki yıl (1577 - 1589) sürdü. Özdemiroğlu Osman Paşa komutasındaki Türk birlikleri İran kuvvetlerini Çıldır'da yendi. Bu savaştan sonra tüm Gürcistan fethedildi. 1578'de Tiflis, Osmanlı vilayeti durumuna getirildi. Aynı yıl Şirvan da Meşaleler Muharebesi ile Osmanlı topraklarına katıldı. Bu gelişmeler üzerine İran barış istemek zorunda kaldı. 21 Mart 1590 tarihinde Ferhat Paşa Antlaşması (İstanbul Antlaşması) imzalandı. Bu antlaşmaya göreKars, Tebriz, Tiflis, Gence ve Şehrizur Osmanlı Devletinde kalacaktı. Bu antlaşma ile Osmanlı devleti doğuda en geniş sınırlarına ulaşmış oluyordu. 1590'da Avusturya ile yapılan 8 yıllık barış antlaşması 1593 yılında, Telli Hasan Paşa'nın başıbozukların oluşturduğu Uskukların üzerine yürümesini savaş sebebi sayan Avusturya ile bozuldu. Avusturya İmparatoru II. Rudolf ödemekte olduğu vergiyi vermediği gibi Eflak, Erdelve Boğdan beylerini de isyana teşvik etti. Telli Hasan Paşa Hırvatistan sınırındaki Siska kalesini kuşatma altında tutuyordu. Hasan Paşa ve binlerce askerle birlikte HersekSancakbeyi de şehit düştü. Bunun üzerine Sinan Paşa'nın ısrarıyla 1593 yılındaAvusturya'ya savaş ilan edildi. Savaş devam ederken 16 Ocak 1595'de III. Murat İstanbul'dafelç geçirerek vefat etti. Cenazesi Ayasofya Camii avlusuna defnedildi. Takîyüddin tarafından 1577'de kurulan Tophane Rasathanesini 1580 yılında yıktırmıştır.

 

Saltanatında meydana gelen bazı önemli olaylar

  • Venedik'le anlaşma yenilendi.
  • Portekiz'le Vadisseyl Muharebesi yapıldı.
  • İspanya'ya karşı İngiltere'ye yardımlar yapıldı.
  • Lehistan kralının tayininde çıkan mücadele kazanıldı ve 1577'de Lehistan devleti de Osmanlılara tâbi oldu.
  • 1511'de Osmanlı tabiiyetinde bulunan Kırım Hanlığı Rusya'ya harb ilân etti. Moskova'ya kadar ilerleyerek Rusya'yı vergiye bağladı.
  • 1578'de İran'la savaşlar başladı. Çıldır Zaferi elde edildi.
  • 1582'de Tiflis Müdafaası yapıldı. Tiflis ve Şirvan feth edildi.
  • 27 günde Kars Kalesi yapıldı.
  • 1582'de Osmanlı tarihinin en büyük eğlencelerinden birini düzenleyerek oğulları için kırk gün kırk gece sünnet şöleni düzenlemiştir.
  • 1583'te Meşaleler Muharebesi kazanıldı.
  • 1585'te Tebriz dördüncü defa fethedildi. Gence şehri alındı.
  • 1590'da Ferhat Paşa Antlaşması imzalandı. Hazar Denizi'ne kadar Osmanlı hakimiyetine alındı. Doğuda en geniş sınırlara ulaşıldı.
  • 1593'te Almanya'ya harb ilân edildi.
  • 1594'te Yanıkkale feth edildi.
  • Tedavülde bulunan o zamanki metal paranın altın ve gümüş oranı azaltılarak devletin tarihindeki gelmiş geçmiş en büyükdevelüasyon gerçekleştirilmiştir.

 

 

 

Hünkâr Sofası’yla, 3. Murat Has Odası arasındaki bekleme odası

Oda küçük fakat duvarlarındaki değerli İznik çinileri ve giriş kapısı üzerindeki mükemmel kubbe, “Önemli bir mekâna geçmeye hazır olun” uyarısı yapar gibi.Çünkü buradan girilen 3. Murat Has Odası, Harem’de padişah için yapılan ilk Hünkâr Odası ve sarayın en büyük yatak odası. Burayı ayrıcalıklı kılan en önemli özelliklerden biri de Mimar Sinan tarafından yapılmış olması

Ölümünden Sonra

Sultan III.Murad

Sultan III.Murad

1574'ten 1595'e kadar 21 sene Osmanlı Devleti'nin başında bulunmuştur. Saltanatı süresince başveziri olan Sokollu Mehmet Paşa'nın etkisinde kalmıştır. Saltanatı döneminde eşi Safiye Sultan, özellikle Sokollu Mehmet Paşa'nın 1579 yılındaki ölümünden sonra devlet yönetiminde oldukça önemli bir rol üstlenmiştir. Saltanatı süresince Osmanlı topraklarının genişliği 24.534.242 km²'ye yükselmiştir.Osmanlı Devleti en geniş toprağa bu zamanda erişmiştir. III. Murat 16 Ocak 1595'te 49 yaşında iken vefat etmiş, Kabri Ayasofya Camii avlusundaki türbesine defnedilmiştir. Ayrıca Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesini yaptırmış, Fethiye Camii'ni de kiliseden camiye çevirmiştir. Bir Fransız tarihçisi Hammer, III. Murat'ın saltanatı boyunca 11 defa sadrazam, 7 defa şeyhülislam değiştirdiğini, düşüncelerinde bir istikrar bulunmadığını, zevke, tasavvufa ve şiire eğilimli bir insan olduğunu, etrafında remilciler, müneccimler dolaştığını bildirmekte ve bu yönüyle eleştirmektedir.

Özel Hayatı

Safiye Sultan adında bir eşi vardı. Safiye Hatun'un asıl adı Sofia Baffo idi. Kendisi Venedikliydi ve Korfu valisinin kızıydı. Bir denizyolculuğunda Türk korsanlarına tutsak düşmüş, Murat'ın şehzadeliğinde saraya cariye olarak satılmıştı. Safiye Sultan ile kaynanası Nurbanu Sultan arasındaki çekişip didişmeler; o dönemlerde çeşitli saray oyunlarıyla, sadrazamların durmadan değişmesine neden olmuştur. Nurbanu Hatun, Safiye Sultan'ı öldüresiyle kıskandığı için, oğlu III. Murat'a yıllar boyu, onu unutturacak bir sevgili arayıp durmuştu. Söylentilere göre, bu yüzden tutsak pazarında cariye fiyatları 2 yüz - 3 yüz altından, 2 bin - 3 bin altına çıkmıştır. Kadınlara ve harem yaşamına düşkünlüğü ile tanınan Sultan Murat'ın "en fazla" 30 çocuğu olduğu düşünülmektedir. Bunlardan 19 ya da 20'si erkektir. Hatta öldüğü sırada hamile eşleri olduğu ve veliaht oğlu Mehmet'in onları da öldürttüğü çeşitli kaynaklarda iddia edilmektedir.

Sultan III.Murad Türbesi

Sultan III.Murad Türbesi

Erkek Çocukları

  1. III. Mehmed
  2. Şehzade Selim
  3. Şehzade Bayezit
  4. Şehzade Mustafa
  5. Şehzade Osman
  6. Şehzade Cihangir
  7. Şehzade Abdullah
  8. Şehzade Abdurrahman
  9. Şehzade Hasan
  10. Şehzade Ahmet
  11. Şehzade Yakup
  12. Şehzade Alemşah
  13. Şehzade Yusuf
  14. Şehzade Hüseyin
  15. Şehzade Korkut
  16. Şehzade Ali
  17. Şehzade İshak
  18. Şehzade Ömer
  19. Şehzade Alaüddin
  20. Şehzade Davud

Kız çocukları

  1. Ayşe Sultan (d.1570 - ö.1605, Annesi: Safiye Sultan
  2. Fatma Sultan
  3. Mihrimah Sultan
  4. Amriye Sultan