21.03.2013, Perşembe

Sultan I. Mustafa Han

 

1. Mustafa'nın doğum tarihi ve annesinin adı tam olarak bilin memektedir. Annesinin adı bazı kitaplarda Handan Sultan olarak gösterilse de doğru değildir. İstinsah tarihi Hicri 1297 ( 1878) olan e l yazması b i r silsile mecmuasında 1. Mustafa'nın annesinin ismi "Halime Sultan" olarak geçmektedir. Şehzade Mustafa, annesinin adı kesin olarak bilinmeyen ve kardeşinin yerine tahta geçen ilk padişah olması bakımından önemlidir.Osmanlı sultanlarının on beşincisi ve İslam halifelerinin seksenincisidir.Sultan III. Mehmed Han'ın oğludur. 1 59 1 senesinde Manisa'da doğdu. İstanbul'da, yani babasının saltanatı sırasında doğduğunu söyleyen kaynaklar da bulunmaktadır.Babasının 1 595 tahta cülus için Manisa'dan ayrılmasının ardından diğer kardeşleriyle birlikte İstanbul'a götürüldü. Zayıf vücutlu,minyon yapılı, solgun fakat güzel yüzlü idi. Sakalları seyrekti. İri siyah gözlü, solgun bakışlı idi. Yaşamı daha çok Üsküdar ve Davudpaşa Sarayı'nda geçmiştir.1. Mustafa, babası III. Mehmed Han'ın vefat ettiğinde( 1603) on iki yaşında bulunuyordu. Kendisinden iki yaş büyük olan ağabeyi Ahmed' in tahta çıktığı sırada hanedanın geride kalan tek erkek üyesi olmuştu. Zira on dört yaşında saltanata geçen 1. Ahmed Han'ın henüz bir erkek varisi yoktu. Bu itibarla kardeşi Mustafa'nın hayatına dokunulmadı.Daha sonra Sultan 1. Ahmed'in oğulları dünyaya gelince her ne kadar hayatı tehlikeye girdi ise de gerek şehzadelerin küçük yaşta olması ve gerekse Şehzade Mustafa'nın daha o yıllarda beliren ruh sağlığının bozukluğu kendisine yönelik bir harekete girişilmesini önledi. Öte yandan III. Mehmed Han'ın on dokuz kardeşini öldürtmüş olmasının sarayda meydana getirdiği üzüntü ve kederin izleri de silinmemişti. Bu itibarla Valide Kösem Sultan'ın girişimleri de İbrahim'in öldürülmemesinde oldukça etkili oldu.1. Mustafa'nın kardeşi Sultan Ahmed Tarafından hayatı bağışlanmış olsa da Harem-i Hümayun'da şehzadeler dairesinin bir odasına kapatılmıştı. On dört yıldan beri kafes denilen bu yerde yaşıyordu.1.Mustafa'nın akli zayıflığı daha ilk saltanatı sırasında biliniyordu.Zamanla düzeleceği düşünülmüş ise de bir ilerleme olmamış ve onun bu şahsi zafiyetleri çeşitli çevrelerce istismar edilmiştir. Bu nedenle tahttan indirildikten sonra yeğeni il. Osman dönemindeki Mahpus hayatı, ikinci kez tahta getiriliş şekli ve Sultan il. Osman'ın feci bir şekilde öldürülmesi gibi olaylar onu daha da etkilemişti.Sultan Mustafa'nın bu durumu, bazı Batı kaynaklarında, saray koridorlarında oraya buraya koşarak kapıları çalıp Osman'ın adını haykıran ve kendisini saltanat yükünden kurtarması için feryat eden biri olarak Resmedilmiş olup bunların tamamı uydurmadır.Onun akli melekelerinde görülen zayıflık haris ve muhteris devlet adamlarına fırsat vermiştir. B unlar iktidarda kalabilmek uğruna askerleri tahrik etmişler ve onlara hesapsız para dağıtarak hazinenin perişan olmasına yol açmışlardır. Keza son dönemde birkaç defa verilmiş olan cülus bahşişleri nedeniyle, hazinede altın ve gümüş eşyadan para kestirmek mecburiyetinde kalınmış ve bu durum hazineye ikinci bir darbe olmuştu.Sultan 1. Mustafa'nın İstanbul'da adına yapılmış hiçbir hayratı bulunmamaktadır. Hastalığı sebebiyle hasekisi, odalığı, dolayısıyla çocuğu da yoktu. İyi bir eğitim de alamamıştı. Hatt-ı hümayunlarını cariyesi Sanuber'e yazdırdığı rivayet edilmektedir.Sultan 1. Mustafa akli dengesi yerinde olmadığından farklı davranışları nedeniyle "deli" diye anıldığı gibi "derviş-meşreb" sıfatlarıyla anılmıştı.Sultan Mustafa'nın hastalıktan ziyade cezbe halinin bulunduğunu ve hareketlerinin normal olduğunu ifade eden en önemli kaynak Topçular Katibi Abdülkadir Efendi'nin eseridir.Onun 26 Şubat 1 6 1 8 tarihine kadar süren saltanatı sırasındaki icraatı hakkında kaynaklarda fazla bilgi yoktur. Yalnız Topçular Katibi Abdülkadir Efendi onun faaliyetleri hakkında orijinal bilgiler verir. Buna göre Sultan Mustafa, sürekli biçimde dışarı çıkıp av faaliyetlerine katılmaktadır. Zaman zaman silah, tüfek, ok, yay ve
kalkan gibi askeri teçhizatı görmek için yanına getirtmekte ve incelemektedir.Beğendiklerini imal eden ustalara bahşişler vermektedir.Hatta Tophane'ye gidip oradaki topları hayranlıkla inceleyip top atışı yaptırmaktadır. Tersaneyi dolaşıp gemilerin durumunu inceler. Ulemaya, tekke şeyhlerine ve fakirlere ihsanda bulunur.Bunlara göre sadaka vermeyi çok severdi. Hatta sarayın havuzuna hizmetçilerin toplaması için para atardı. Saraydaki hayatını ibadet ederek, dini eserler okuyarak geçiriyordu. Tahta geçmesi için ikinci kez davet edildiği zaman, odasında Kur'an-ı Kerim okuduğunu ve padişahlık istemediğini bildirmişti. Nitekim saltanatta gözü olmadığı için ikinci hal'inde de en küçük bir memnuniyetsizlik göstermemiş ve tahttan sevinçle feragat etmiştir

                Osmanlı Devleti'nde kuruluştan itibaren saltanat, babadan oğula geçmek suretiyle gerçekleşiyordu. I. Ahmed Han'ın vefatında hayatta bulunan Osman, Mehmed, Murad, Bayezid, Süleyman, Kasım ve İbrahim isimlerindeki şehzadeleri henüz çocuk yaştaydılar. Kardeşi Sultan Mustafa ise yirmi altı yaşında bulunuyordu.I. Ahmed Han'ın ölümü üzerine 22 Kasım 1 6 1 7 günü sabah namazından önce Divan-ı Hümayun toplandı. Veziriazam ve Serdar-ı Ekrem Halil Paşa, bu sırada İran Seferi'nde olduğundan adaret
Kaymakamı Sofu Mehmed Paşa divana başkanlık ediyordu. Görüşmeler neticesinde Osmanlı padişahlarının on yedincisi olarak 1. Mustafa'nın cülusu uygun görüldü.1. Mustafa Han, 22 Kasım 1 6 1 7 Çarşamba günü tahta oturdu.B öylece Şehzade Mustafa'nın padişahlığı, babadan oğula devam eden Osmanlı saltanat geleneğini de bozmuş oluyordu.Aslında divanda tahtın yeni namzedi hakkında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştı. O sırada D arüssaade ağalığı görevinde bulunan Mustafa Ağa, Ş ehzade Mustafa'nın akli melekelerinde bozukluk olması dolayısıyla padişahlık yapamayacağını belirtti.Bu itibarla Sultan Ahmed'in en büyük şehzadesi Osman'ın tahta çıkarılmasının uygun olacağını ısrarla savundu. Buna rağmen Şeyhülislam Esad Efendi, sadaret kaymakamı Sofu Mehmed Paşa ve bazı devlet adamlarının kararıyla Sultan Mustafa'nın tahta oturması kararlaştırıldı.Özellikle Şeyhülislam Esad Efendi yirmi altı yaşında genç bir şehzade var iken çocuk yaşta bir şehzadenin tahta çıkarılmasının izah edilemeyeceğini belirtmişti. Ayrıca Sultan Mustafa'da görülen akli sıkıntıların muhtemelen içinde bulunduğu durumdan ve uzun yıllar kapalı bir hayat sürmesinden kaynaklanacağını belirterek tahta geçebileceğini veya tedavi olabileceğini söylemiş, böylece divandakileri ikna etmişti.Mahpeyker Kösem Sultan da bu görüşü desteklemiş böylece Osmanlı Devleti'nde "ekberiyet" denilen yolun önü açılmış bulunuyordu.Sultan Mustafa'ya ilk önce Babüssaade önünde "umum biatı"denen cülus töreni yapıldı. Aynı gün ağabeyi I. Ahmed Han'ın cenazesi,namazı kılındıktan sonra, adına yaptırmış olduğu muhteşem camiinin hemen yakınında toprağa verildi.

 

DOKSAN ALTI GÜNLÜK PADİŞAHLIK


Cülus merasiminden iki gün sonra da yine adet üzere Sultan Mustafa için kılıç alayı yapıldı. Padişah, Eyüp Sultan Hazretleri'nin türbesinde Osmanlı geleneğine göre kılıç kuşandı ve yoksullara sadakalar dağıtılıp kurbanlar kesildi. Kılıç alayını izleyen günlerde Batı'daki ve Doğu'daki hükümdarlara, Alman İmparatoru ve İran Şahı'na nameler gönderilerek saltanat değişikliği bildirildi. Venedik'e ise elçi olarak, Mustafa Çavuş gönderilmişti.Askere hazineden yüz kese tutarında altın, cülus bahşişi olarak dağıtıldı. Saray kadrolarında bazı değişiklikler yapıldı. Saltanat ve yönetim işleriyle ilgilenebilecek durumda olmayan Sultan Mustafa'nın sorumluluklarını ise annesi üstlenmişti.Ancak bütün bu merasimler sırasında Sultan Mustafa'nın içinde bulunduğu halet-i ruhiye de ortaya çıkıyordu. Dönemin tarihçilerinden Peçevi ve Katip Çelebi, Mustafa'nın kılıç merasiminden itibaren bazı tutarsız hareketlerinin görüldüğünden bahsederek şunları ifade eder:Padişah yerli yersiz deniz seyrine gitmektedir. Bir ata binerek aniden saraydan çıkıp rastgele dolaşmaktadır. Yanındaki altınları balıklara yem diye atmaktadır. Ona buna para dağıtmaktadır. Vezirler arza girdiklerinde bazısının tülbendini çekip başını açmakta bazen de tokatlamaktadır. Sultan Mustafa'nın bu garip halleri çok geçmeden şehre de yayıldı. Bu durumda onun uzun süre tahtta kalamayacağı konuşulmaya başlanmıştı.Mustafa'nın tahta oturmasına ön ayak olan Sofu Mehmed Paşa ve Şeyhülislam Esad Efendi de bu durumun anlayışla karşılanmasını savunuyorlardı. Çünkü Sultan Mustafa'nın ruhsal ve akılsal rahatsızlıkları uzun zaman saray hapsinde kalmasından kaynaklanıyordu ve zamanla geçecekti.Diğer bazı kaynaklar ise Mustafa'nın bu hallerini cezbe durumu ile açıklıyorlardı. Şöyle ki, "Şu kadar zaman kafeste kalmıştır, halk ile görüşememiştir, giderek açılır bir merhametli, şefkatli, derya dil padişahı alişandır:' Hekimler ise, "Padişahımızın bu cezbe vadisinden kurtulmasına ilmimizin eli yetmez, bu şifa bulmaz, derdinin devası bizde yoktur:' diyerek kendilerinin yapabilecekleri bir şey olmadığını ifade ediyorlardı.Öte yandan Sultan Mustafa'nın tutarsız davranışları devam ediyor, hatta giderek artıyordu. Bunun üzerine Darüssaade Ağası Mustafa Ağa, endişelenerek durumu Kaymakam Sofu Mehmed Paşa ile Şeyhülislam Hocazade Esad Efendi'ye açarak, "Eğer bir zaman daha padişahlıkta kalırsa, altınları denize, sahralara ve lüzumsuz yerlere sarf etmekle Hazine- i Amire'yi yok edeceğine dair şüphe yoktur:' diye bildirdi.Sultan Mustafa'nın üç aydır görülen bir hareketi de yatağına asla kadın yaklaştırmamasıydı. Bu durum ise hanedanın geleceği açısından büyük tehlikeydi.Neticede Sofu Mehmed Paşa ile Esad Efendi de bu halin devamının devlet için büyük tehlike arzettiğini anlamışlardı. Çaresiz kalarak ve muhtemelen Mustafa'nın annesiyle de anlaşarak onun akli zafiyet sebebiyle padişahlık yapamayacağı hükmüne dayanıp tahttan indirilmesini kararlaştırdılar.Mustafa Ağa'ya cülus için sarayda gereken tertibatı alması ve hazırlığını yapması bildirildi. Hacı Mustafa Ağa, sabah ezanından çok önce kalkarak zenci hadımları silahlandırdı. Valide sultan da iresinin kapısını kilitledi. Sultan Mustafa yatağından kaldırılarak bir kez daha Topkapı Sarayı'nın Şimşirlik Kasrı'na kapatıldı.Şehzade Osman 2 6 Şubat 1 6 1 8 günü Şimşirlik'ten çıkarıldı.Divan -ı ümayun'da bulunan devlet erkanı ile avludaki askere,yeni padişahın cülusu olacağı bildirildi. Davetliler adet üzere sabah namazını Ayasofya'da kıldıktan sonra saraya gittiler.Sultan Mustafa, yeğeninin saltanatı boyunca gözetim altında tutulduğu yerde yaşadı. II. Osman, Hotin Seferi'ne çıkarken saltanatı için tehlikeli gördüğü kardeşi Mehmed'i öldürttüğü halde amcasına muhtemelen akli durumu sebebiyle dokunmadı. Bir süre sonra bu düşüncesinde yanıldığını anlayınca iş işten geçmişti.

 

ŞEHZADELERİ ÖLDÜRME GİRİŞİMİ


Sultan 1. Mustafa Han, daha il. Osman Han saltanatta iken askerlerce bir baskın neticesinde saraydan çıkarılarak Divanhane'ye götürülmek suretiyle padişah ilan olundu. Kendisine gerekli hatt-ı hümayunlar yazdırıldı. Damat Kara Davud Paşa, valide sultanın isteği üzerine veziriazam olarak atandı. Yine Valide Sultan, damadı olan Davud Paşanın sadrazamlığını askere tasdik ettirirken aynı zamanda onların isteklerini de kabul ederek oğlu adına birçok vazife verilmesini emretti. Ayrıca bir hatt-ı hümayun da idam edileceklerle,yeni yasalar konulması hakkında yazıldı.1. Mustafa Han 20 Mayıs 1 622 Cuma günü öğle vakti, annesi ve cariyeleri ile kapalı arabalarla Topkapı Sarayı'na getirildi ve burada kendisine resmi biat töreni yapıldı. Hutbelerde adı okundu. Fakat onun bu ikinci saltanatı, tamamıyla il. Osman hadisesinin gölgesi altında kalacaktı.Yeni sadrazam Davud Paşa, Sultan Mustafanın sıhhati dolayısıyla karışıklık çıkmasından korktuğu ve yeniden il. Osman'ın tahta dönmesinden endişe ettiği için birtakım şeni' hareketlere girişti.Öncelikle il. Osman Han'ı Yedikuleöe şehit ettirdi. Ardından geride kalan şehzadeleri öldürtebilmek için harekete geçti. Zira hayatta kalmasının ancak Sultan Mustafa Han'a bağlı olduğunu bilmekteydi. Onun evvelce sağlık sebepleri dolayısıyla tahtından indirilmiş olması da kendisini düşündürüyor ve geride yerine geçebilecek şehzade kalmasın istiyordu. Bu iş için seçtiği ak ağalardan birini kapı ağası tayin edip kendisine karşılığında Mısır eyaletini vadetti. Ayrıca saray hademelerinin şiddetle zapt u raptını temin etti. Davud Paşanın görevlendirmiş olduğu ak ağa, Sultan Osman'ın elbiselerinden birini, yani kaftanını giyip ve mücevherli hançerini de yanına takarak sarayda dolaşmaya başladı. Bir dostu onu bu halden men etmek istedi ise de dinlemedi. Bu kıyafetle Sultan Mustafa'nın huzuruna gitti ve her işe karışıp emirler verdi. Onun bu hali saray halkına ağır geldiğinden aralarında aleyhinde konuşurlardı. Gizlice Davud Paşa ile ittifak ettiğini ve şehzadelerin ortadan kaldırılması hususunda anlaştığını anlayıp dikkat üzere olmaya karar verdiler.Davud Paşa ise planını gerçekleştirmek üzere bir gün saraya geldi, valide sultanla görüştü. Padişahın tebdil-i hava için deniz kenarındaki bahçelerden birine gitmesine karar verdiler. Padişah sarayda olmayınca, yeniçeri ağası da Divan'da bulunmayacağından rahatça emellerine ulaşacaklardı.Bu sırada Sultan 1. Ahmed Han'ın hayatta sırasıyla Murad, Bayezid,Hüseyin, Kasım ve İbrahim olmak üzere beş şehzadesi bulunuyordu.Diğer taraftan şehzadeleri Üsküdar'a götürmek bahanesiyle saraydan çıkarıp ikindi zamanında Has Bahçe'ye getirdiler. İşte bu esnada harem ağalarının zabitlerinden olan hain sanki oyun oynuyormuş gibi eline bir şeşper alıp pür dikkat Şehzade Murad'ın üzerine havale etti. Şehzade Murad bu atıştan son anda çevik bir hareketle kurtulabilmişti. İşte o anda harem hademeleri hain zabitin hareketini görür görmez harekete geçtiler. İçlerinden cihangir ve hünerli bir zat mukabele olarak karşısına geçip şeşperini o zabitin üzerine havale etti. Atış tam isabet etmiş ve zabit zemine düşmüştü.Derhal cümle kapı oğlanları üzerine üşüşerek hançer ve kama ile her biri bir yara açarak ömür devletini dürdüler. Davud Paşa'nın planı tutmamıştı. Osman Han'ın şahadeti üzerinden çok geçmeden bir de bu olay patlak verince asker, halk, saray herkes aleyhine geçmişti. Artık kendisini zor günler bekliyordu.

 

O PADİŞAHI SİZE EMANET ETTİ


II. Osman Han'ın şehit edilerek yerine evvelce akli melekelerinin bozukluğu nedeniyle tahttan indirilmiş olan Sultan Mustafa'nın hükümdar yapılması umumi efkarı müteessir etmiş bulunuyordu.Veziriazam Davud Paşa'ya karşı halk "padişah katili" diye ağzına geleni söylüyor, o da korkusundan divana gelemiyordu.Kapıkulu süvarileri, Davud Paşa'nın sarayına hücum ederek,"Sultan Osman'ı ne sebep ile öldürdün? Biz sana emanet vermiştik! "dediler. O da, "Sultan Mustafa'nın fermanıyla öldürdüm'' diye cevap verdiği için ses çıkaramadılar. Halbuki söylediği yalandı. Hadise böylece geçici olarak örtüldü.Davud Paşa, mevkiini muhafaza için askerin her istediğini yerine getiriyordu. Fakat söz o kadar ayağa düşmüştü ki veziriazamlık edecek küçük bir nüfuzu bile yoktu. Günlerce divan toplantılarına gelemedi. Bunun üzerine vaka esnasında şeyhülislam olan Yahya Efendi'nin valide sultana yazmasıyla Davud Paşa azlolundu. Yerine Mısır valiliğinden mazul Mere Hüseyin Paşa veziriazamlığa getirildi ( 1 3 Haziran 1 622).Yeni veziriazam tayininden yirmi dört gün sonra Yeniçeri Ağası Derviş Ağa'yı Karaman eyaletiyle İstanbul'dan uzaklaştırmak istedi.Ancak bu tayine karşı çıkan yeniçeriler ayaklandılar. Neticede Mere Hüseyin Paşa azledilerek yerine padişahın dadısının kocası olan Lefkeli Mustafa Paşa adında bir zavallı tayin edildi ( 1622 Temmuz).Sarayda doğancılıktan yetişme olan Derviş Ağa, yeniçerilerin Ali Ağa'yı öldürmeleri üzerine yeniçeri ağası olmuştu. Sultan Osman'ın şahadetinde parmağı vardı. Lefkeli tarafından Konya valiliği ile merkezden uzaklaştırılmak istenmiş ise de yeniçerilerin ayaklanması üzerine geri kalmıştı.Bu defa da Derviş Ağa'yı müdafaa eden yeniçerilere karşı, İstanbul halkı galeyana geldi. Kendilerine emanet bırakılan padişahı koruyamayıp ölümüne sebebiyet vermelerini işaret ederek, "Bir doğancı çelebiyi (yeniçeri ağasını) veziriazam niçin azletti diye ayaklanırsınız. Halbuki velinimetiniz olan ve ocağınıza iltica ederek size emanet edilen padişahınıza yapılan muameleye sükut edersiniz",diyerek ağır sözler söylemeye başladılar. Doğancı Çelebi diye Derviş Ağa'yı kastetmekte idiler.Öte yandan Kapıkulu Ocakları, yeni veziriazam Lefkeli'yi mürtekipdir diye istemediklerinden şeyhülislamı padişaha yolladılar Durum değerlendirildikten sonra Lefkeli azledilerek, yerine Hadım Gürcü Mehmed Paşa getirildi ( 21 Eylül 1622).Bir taraftan İstanbul halkının ocaklıları suçlayıp kötülemesi diğer taraftan Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşanın Osman Han'ın kanını dava ederek ayaklanması ocaklıyı müteessir ediyordu.Bunlar bir gün Divan-ı Hümayun'a gelerek, "Herkes bize padişah katili diye hakaret ediyor; biz ocağa emanet vermiştik, kim katlettiyse hakkından gelinsin;' dediler (Ocak 1623 ) .Şeyhülislam, padişahtan soralım dedi. Sultan Mustafa Han, "Hak Teala Hazretleri'nin nam-ı paki hakkı içün katle rıza vermedim.Katle sebep her kim ise hakkından gelinsün;' diye hatt-ı hümayun gönderdi.Bunun üzerine Sultan Osman vakasında adı geçenler hakkında işlem başlatıldı. Evvela kaçmak isteyen cebecibaşı yakalanıp boynu vuruldu. Davud Paşa da müjde parası almak isteyen adamlarından birinin ihbarıyla Eyüp'te Topçular'da, adamlarından birinin samanlığında bulunarak Yedikule'ye hapsedildi.Ardından öldürülmek üzere saray meydanına getirildi. Fakat Davud Paşa il. Osman'ın katli için Rumeli Kazaskeri Yahya Efendi ile Anadolu Kazaskeri Kethüda Mustafa Efendilerin verdikleri fetvaları ortaya atarak, "Ben bu fetvalar üzerine öldürdüm;' dedi. Bu durum karşısında paşanın evvelce dağıttığı altınlarla elde ettiği bazı taraftarları meydana konulan vesikalar üzerine hakikat anlaşılsın diye kendisini celladın önünden kaldırdılar. Bu şekilde taraftarları
kendisini kurtarabilmişlerdi.Sipahiler bu fetvalar üzerine işi tehir etmek isterken yeniçeriler de Üzerlerindeki lekeyi silmek için Davud'un katlini istediklerinden az kalsın iki sınıf asker arasında kan dökülecekti. Ancak zabitlerinin araya girmesiyle iş yatıştırıldı. Davud Paşa, meydandan alınarak Orta Camii'ne götürüldü.Veziriazam Gürcü Mehmed Paşa, Davud Paşanın sipahiler tarafından meydandan kaldırıldığını haber alınca şaşırdı. Kapıcılar Kethüdası Ahmed Ağa'yı iki yüz pür silahlı kapıcı ile olay mahalline gönderdi. Ahmed Ağa, derhal camiyi basıp Davud Paşa'yı ellerinden aldı. Ardından da Sultan Osman'ın bindiği araba ile Yedikule'ye götürdü. Orada Kalender Uğrusu denilen ve o sırada subaşı olan padişah katiliyle beraber hiç aman vermeden boğdurdu (9 Ocak 1623).Yine padişah katillerinden sabık yeniçeri ağası olup Budin Beylerbeyliğine tayin edilen Derviş Paşa ile Köstendil Sancakbeyliği verilen Meydan Bey'in katilleri için de birer memur gönderildi ve ömür defterleri dürüldü.Bu arada Damad Receb Paşanın emrindeki Karadeniz donanmasının zaferle İstanbul'a dönmesi halkın moral ve maneviyatının yerine gelmesini sağladı. II.Osman Han'ın Hotin Seferi sonunda yapılan anlaşmaya rağmen, Kazaklar Osmanlı hakimiyetinde bulunan topraklara hücum etmişler ve hatta daha önce yaptıkları gibi Karadeniz'e çıkmışlardı.
Karadeniz'in kuzey kıyılarına hücum eden bu Kazaklar üzerine donanma ile Damad Receb Paşa gönderilmişti. Receb Paşa kıyılara saldırıda bulunan Kazak gemilerini yakalayıp büyük bir bozguna uğratmış pek çok gemilerini de batırmıştı. 1 Ekim 1622'de beş yüzden fazla esirle İstanbul'a dönen Receb Paşa, devlet merkezinde büyük şenliklerin yapılmasına neden oldu.

Kaynak :KAYI VI

AHMET ŞİMŞİRGİL