21.09.2017, Perşembe

Şahkulu Ayaklanması

 

1511 yılının Nisan ayında Şah İsmail’i kurtarıcı olarak gören Şahkulu (Hasan Halife oğlu) önderliğindeki Kızılbaşlar tarafından, Sultan II. Beyazid’e karşı yapılan bir isyandır. Osmanlı Türk Devleti’ni yıkmak için Şah İsmail tarafından çıkartılan bir isyandır, Şeyh Bedreddin İsyanı Anadolu’daki ilk defa dini içerikli Sünni-Şii bir ayrışmaya tefrikaya ve bölünmeye sahne olmuştur. Şeyh Haydar’ın müridlerinden olup onun tedrisatından geçen Hasan Halife memleketi Teke yöresine döndükten sonra Kızılkaya mevkiine kendisine mesken edilmiş ve burada Teke Türkmenleri’ni irşada başlamış onun telkinleriyle pek çok Kızılbaşlı’ğa meyletmişti. Hasan Halife’nin ölümü’nden sonra yerine oğlu Şah Kulu halife olmuştu. Şah İsmail eliyle atılan fitne tohumları ile bu olaylar sonraki yıllarda da devam edecek, huzuru ve güveni yeniden tehsis etmek için büyük mücadeleler verilecektir. Osmanlı tarihçileri bu isyanı şeytan kulu olarak da tanımlar. Bu isyan Burdur, Antalya, Sivas, Isparta ve Kütahya gibi geniş bir alanı kapsar. Bu isyanın amacı doğrudan doğruya Osmanlı Devleti’nin iktidarını yıkmak için hedeflenmiştir. Şah Kulu isyanına katılanlar Alevi-Türkmenleri ve Rumlardı. Tımarları elinden alınan pek çok sipahi Şah Kulu’nun yanında yer aldı. Tımarları Osmanlı Devleti’nin elinden aldığı yerleşik düzene geçmiş bütün Türkmen boylarının arazi ve hayvanlarını tahrir defterine kaydederek vergi mükellefiyeti getirmek istiyordu. Konar-göçer Türkmenler devletin merkezi denetimi tarafından kontrol altına girmeyi istemiyordu. Konar-göçer Türkmenler hayvanlarına yiyecek ve içecek bulamadıkları zaman başkalarının Osmanlı Devleti’nin vatandaşlarının arazilerini, ekinlerini bağ ve bahçelerini yağmalamakta bir beis görmüyorlardı. Şah İsmail bütün Türkmenleri kendi tarafına çekmek için konar-göçerlerden vergi almayacaklarını onların eski düzene göre yaşayacaklarına dair garanti veriyordu. Safevi Devleti daha doğru dürüst yerleşik düzene geçmemiş düzenli gelirleri olan bir devlet değildi. Onun için bu teklif Türkmenlere çok cazip geldi. Osmanlı Türk Devleti Anadolu’da bulunan bazı konar-göçer Türkmen aşiretlerini hakimiyeti altına alamadığı gibi bu başı bozuk asilerin hareketlerini kontrol edemediler. Tabi ki bunda Şeyh Cüneyd’in zamanında yapmış olduğu ayrılıkçı batini hareketleri sebep oldu. Anadolu’da yaşayan Türkmenler, Safeviler’in sadık takipçileri olarak onların fikirlerini kontrol ederek desteklerini sürdürmüştür. Şah Kulu ortalığı yağmalıyor, yakıp yıkarak şehirleri basarak halka eziyet ediyordu. Antalya’yı basarak kadıyı öldürdü. Şah Kulu; “Ben Şah İsmail’in halifesiyim. Devlette, saltanat da bana aittir, nikah lüzumsuzdur” diyerek helâl ile haramı göz ardı etmeye başladı. Taraftarları onu bir ilâh gibi görmeye başladı. Bu çapulcu topluluğu Şah Kulu’nu mehdi peygamber haşa Allah (C.C.) Olduğunu iddia ediyordu. Asiler tam Şah İsmail’e yakışır batıni bir topluluk olduklarını gösterdiler. Böyle bir zihniyete sahip çapulculara uygun bir davranış şekliydi bu. I. Selim’i katil ve zalim diye suçlayanlar Şah İsmail’in tarafında yer alanların bu ifadeler karşısındaki tavrını elbette merak etmiyorum değil. Kim zalim kim masum apaçık görülmektedir. Şah Kulu çok kısa zamanda büyük bir taraftar kitlesi topladı. Bu itikadı bozuk topluluk her yeri yakıp yıkıyor, zalimliğin ve zulmün her türlüsünü en acımasız bir şekilde uyguluyorlardı. Kuran-ı Kerim’i ateşe atarak nasıl cani olduklarını küfüre hizmet ettiklerini herkese gösteriyorlardı. Anadolu’da huzur ve güven kalmamış, birlik ve düzen bozulmuştu. Kendilerine katılmayanları öldürerek ailelerine işkence ve tecavüz ediyorlardı. İsyancılar Kızılcaya, Elmalı, Burdur, Keçiborlu, İstanos gibi kasabaların asiler tarafından basılıp kadın ve çocukları ahaliyi katlettiler. Şah Kulu’nun bütün amacı Karaman’ı ele geçirmekti. Osmanlı Devleti’nin Veziriazam’ı Hadım Ali Paşa, Anadolu Beylerbeyi Karagöz Ahmet Paşa’nın kazığa oturtularak öldürülmesi ile Osmanlı Devleti’ne karşı yapılan bu isyandan dolayı Şah Kulu ve onun yandaşlarını yok etmeye karar verdi. Bölgede bulunan bütün Şehzadeler Şahinşah’ın oğlu Mehmet ve Şehzade Ahmet’in oğlu Osman isyanın bastırılmasında görevlendirildi. Bu arada Veziriazam Hadım Ali Paşa kuvvetleri ile birleşen büyük bir ordu kurulmuş oldu. İsyancı Kızılbaşlar Karaman Bey’i Haydar Paşa’yı öldürmüşler ve ilerleyerek Çubuk Ovası’na gelmişlerdi. Osmanlı Türk Ordusu onları sarp bir yerde kıstırdığında Taht’ın varisi Şehzade Ahmet’in bir hükümdar gibi davranarak olumsuz tavırları Yeniçeriler arasında hoşnutsuzluk yarattığından, bir gayretsizlik ve disiplinsizlik durumu oluştu. Şehzade Ahmet yaptığı bu hata sonucunda babası II. Bayezid’in ölümüne az bir süre kala onun önerisiyle çıkmak istediği tahtdan oldu. Yeniçeriler kendisini Şah Kulu isyanındaki bu tavır ve davranışından dolayı istemediler. Saltanata çıkarmadılar. Böyle bir rehaveti fırsat bilen Şah Kulu yok edilme tehlikesini Şehzade Ahmet sayesinde atlattı. Fakat hemen Hadım Ali Paşa’nın kuvvetleri onlara yetişti. Yapılan bu savaşta Şah Kulu ve Hadım Ali Paşa öldürüldü, Osmanlı Devleti bir vezirini büyük bir devlet adamını kaybetmiş oldu. (2 Temmuz 1511) Kızılbaşlar kendilerine, Halife babayı halife seçerek İran’a doğru kaçtılar. Şehzade Ahmet bu isyanı bastıramayınca hem itibarını hem de iktidarının yolunu açacak, saltanata çıkacak yolu kaybetti. Şehzade Ahmet Yeniçerilerin gözünden düştü. Bu olay, Şehzade Selim’in iktidarının saltanatının da yolunu açtı. Şah Kulu isyanı Şehzade Ahmet’e büyük darbe vurdu, onun isyancıları kıstırdığı ve tam imha edecekleri bir sırada Yeniçerilerden biat etmelerini kendisine tabi olmalarını istemesi sonra da savaş meydanından ayrılarak Amasya’ya dönmesi prestijinin tamamen yok olmasına yol açmıştır. Osmanlı Devleti de bu arada itibarını yerlerde süründürmüştür. Şah İsmail’in direk yıkmak istediği yapı büyük imparatorluktu Osmanlı Devleti’ydi. Eğer bu isyanları başlatan Şah İsmail masumsa Yavuz Sultan Selim’de o zaman canidir, çünkü bu zulmü görmeyecek kadar kör olursanız Safeviler’in Kızılbaş asilerine, isyancı Türkmenler’e hak vermiş olursunuz. Şehzade Ahmet’in Üsküdar’dayken Payitaht’a (İstanbul) geçememesi hep bu olay (Şah Kulu) yüzündendir. Vezirlerin ve paşaların bütün gayretleri boşa çıkacak, taht’a, Şehzade I. Selim gibi yiğit ve cesur bir sultan çıkacaktır. O bu durumu (saltanatı) çoktan hak etmiş, daha sonra yapmış olduğu fetihlerde de Cihan Padişah’ı, İslâm Halifesi ünvanlarını da kazanmıştır.

Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar Allah ise bozguncuları sevmez.

(Maide Sûresi, 64. Âyeti)