07.02.2021, Pazar

Nureddin İbrahim KONYAR

Müşir İbrahim Edhem Paşa'nın oğludur. 1890 yılında girdiği Pangaltı'daki Mekteb-i Füsun-u Harbiyye-i Şahane'ye girdi. 1893 yılında piyade sınıfının 31. olarak bitirerek Mülazım-ı Sani rütbesiyle mezun oldu. Arapça, Fransızca, Almanca ve Rusça biliyordu.

1893 yılının Mart-Nisan ayları arasında 5. Ordu'ya bağlı 40. Piyade Taburunda görev yaptı. Nisan 1893-Ekim 1898 tarihleri ​​arasında Hassa Ordusu (1. Ordu) karargâhı'nda görev yaptı. 31 Ocak 1895 tarihinde Mülazım-ı Evvel, 22 Temmuz 1895 tarihinde de Yüzbaşı rütbesine terfi etti.

1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nda Başkomutan Ethem Paşa'nın yaverliğini yaptı.Savaştan sonra İstanbul'a döndükten sonra, Birinci Ordu karargâhı'na Harekât Başkanı olarak atandı. Ekim 1898 tarihinde Sultan II. Abdülhamid'in yaverliğine atandı. 1901 yılında, Binbaşı rütbesine terfi yükseltildi. 1901-1902 yılları arasında Bulgaristan Sınır Komutanlığı Kurmay Grubu'nda görev aldı. 1902-1903 yılları arasında da Makedonya'da çetecilerle savaştı.Aralık 1907'de, Selanik'te bulunan 3. Ordu karargâhına atandı. 1907'de Kaymakam (Yarbay) ve 1908'de Miralay (Albay) rütbesine terfi etti. 1908 Jön Türk Devrimi'nden önce, Müşir İbrahim Paşa orduda disiplini kurmaya çalışırken, Binbaşı Cemal Bey ve diğer İttihat ve Terakki üyeleri, Müşir İbrahim Paşa'nın oğlu Nureddin Bey'e yaklaştı ise de İbrahim Paşa oğlunu uyardı.Fakat Nureddin Bey babasını dinlemeyerek, İttihat ve Terakki Komitesi'ne katıldı. (Üyelik numarası 6436) 19 Ağustos 1909 tarihinde Tasfiye-i Rüteb-i Askeriye Kanunu ile rütbesi Binbaşılığa indirildi ve Birinci Ordu'ya bağlı yedek kuvvetlere atandı. Eylül 1909 tarihinde Küçükçekmece Mutasarrıflığı'na atandı. Nisan 1910 tarihinde 77. Piyade Alayı komutan yardımcılığı görevinde atandı.Aynı yıl içinde sonra 83. Piyade Alayı 1. Tabur Komutanlığı'na atandı.Şubat 1911 tarihinde XIV. Kolordu bünyesindeki kuvvetleriyle Yemen'de isyancılarla mücadele ederken Yarbay rütbesine terfi etti. 1913 yılında Balkan Savaşı'nın son aşamasında komutasındaki 9. Piyade Alayı ile Yemen'den döndü ve savaşa katıldı.

Mondros Mütarekesi'nden sonra Kasım 1918'de, aynı zamanda İzmir merkezli XVII. Kolordu komutanı ve Aydın Vilayeti Valisi olarak atandı. 30 Aralık 1918 tarihinde, İstanbul merkezli 25. Kolordu komutanı olarak atandı. Urla'da isyan çıkınca 2 Şubat 1919 tarihinde tekrar Aydın Valiliği'ne ve Aydın Bölge Komutanlığı'na atandı.

Valiliği sırasında, İzmir'in Sevr Antlaşması uyarınca Yunanlara verilmesine karşı çıkan İzmir Müdafaa-i Hukuki Osmaniye Cemiyeti'ni destekleyerek bir bir direniş komitesi kurulmasını sağladı.Bu faaliyetleri İtilaf Devletleri'ni rahatsız etti. İtilaf Devletleri Osmanlı Hükûmeti'ne baskı yaparak, Nureddin Paşa'nın valilik görevinden alınmasını istediler. Nitekim Yunan İşgali'nden kısa bir süre önce 22 Mart 1919 tarihinde valilik görevinden alındı. Yerine önce 11 Mart 1919 tarihinde Kambur İzzet Bey, daha sonra da 22 Mart 1919 tarihinde Ali Nadir Paşa atandı.

Haziran 1920'de Türk Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere Anadolu'ya geçti. 9 Aralık 1920 tarihinde Pontus Rum çetelerine karşı Amasya'da kurulan 10,000 askerden oluşan Merkez Ordusu Komutanlığı'na atandı. İsyanı bastırmak için çok sert önlemler aldı: Amerikan misyonerleri sınır dışı edildi. İsyana destek veren Hristiyan ahaliden birçok kişi vatana ihanet suçundan idam edildi.

1922'de Ali İhsan Paşa'nın görevden alınması sonrasında Refet Paşa ve Ali Fuat Paşa'nın komutanlık teklifini reddetmesi üzerine 29 Haziran 1922 tarihinde 1. Ordu komutanlığına atandı. Bu görevinde Büyük Taarruz'a katıldı. Zaferden sonra Ferikliğe terfi etti

Haziran 1923'te 1. Ordu'nun lağvedilmesi üzerine komutanlıktan ayrıldı. Yerine 1. Ordu müfettişi olarak Kâzım Karabekir atandı. Mart 1924'te Yüksek Askerî Şûra üyesi olarak atandı. Aralık 1924'teki, Türkiye Büyük Millet Meclisi için Bursa'da düzenlenen ara seçimde Nureddin Paşa bağımsız olarak, Halk Partisi'nin adayını yenerek milletvekili seçildi. Milletvekili seçildikten sonra Askeri Şura üyeliği görevinden istifa etti. 17 Ocak 1925 tarihine kadar askerlik ve milletvekilliği mesleğini bir arada yürüttüyse de meclisten çıkan kanun gereğince askerlikten emekli oldu.2 Şubat'ta yeniden düzenlenen seçimlerde oylarını artırdı ve milletvekilliği görevine devam etti.

Milletvekilliği sırasında Kasım 1925 tarihinde Şapka İktisasına Dair Kanun'un anayasayı ihlal ettiğini savundu. Ancak diğer milletvekilleri onu halk iradesi düşmanı ilan etti. Adalet Bakanı Mahmud Esad Bey, Nurettin Paşa'ya hitaben, "Hürriyetin nasibi, irticanın elinde oyuncak olmak değildir... Ülkenin çıkarlarına olan şeyler hiçbir zaman anayasaya aykırı olamaz, olmaması mukayyettir." sözlerini kullandı

18 Şubat 1932 tarihinde, Kadıköy Hasanpaşa Mahallesi, Kızlarağası Çeşmesi Sokak (günümüzde Müverrih Ağa Sokak) 23 no'lu evinde vefat etti. Nazmiye Hanım ile evlendi (soyadı: Türe, ö. 1951) ve Semiha Hanım (1896-1950) ve Memduha Hanım (1904-1970) isimli iki kızı vardı. Semiha Hanım Hüseyin Paşa ile evlendi, Memduha Hanım ise Dördüncü Umumi Müffetiş Vali Korgeneral Hüseyin Abdullah Alpdoğan (1310-P. 12) ile evlendi.

Mezar taşında:

  « Nureddin Paşa, Selman-i Pak Muharebesi'ni kazanan, Kut'ül-amare'yı muhasara eden kuvvetlere ve Aydın'da 21., İstanbul'da 25., İzmir'de 17. kolordulara, Milli Mücadele'de ise Amasya'da merkez ordusuna ve Afyon'dan İzmir'e giden, İstanbul'un kurtuluşu için İzmit'te toplanan 1. Ordu'ya kumanda etmiş olan general Nureddin İbrahim Konyar'ın mezarıdır. Ruhu daima aziz ve şad olsun. Basra, Bağdad ve İzmir Valiliklerinde bulunmuş ve doğduğu Bursa'dan meb'us seçilmiştir. Müşir İbrahim Paşa'nın oğludur. 1872-18 Şubat 1932 »
   

12 Eylül Darbesi'nden sonra oluşturulan, Atatürk Araştırma Merkezi tarafından tespit edilen, Türk Kurtuluş Savaşı'nda Mustafa Kemal Atatürk'ün silah arkadaşı arasında yer alan 50 kişiyle birlikte mezarı Devlet Mezarlığı'na taşınması kararı alındı. Ayrıca Nureddin Paşa, Ferik değil ama Orgeneral (dört yıldızlı rütbe) olarak, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak'ı izleyen dördüncü kişi olarak gösterildi. Ve bu kararlar Genelkurmay tarafından kabul edildi fakat büyük tepki toplaması üzerine mezarının Devlet Mezarlığı'na taşınmasından vazgeçildi.

Büyük Taarruz’da Nurettin Paşa savaş meydanını dürbünle seyretmeyi tercih ediyordu

Broşürün sekizinci sayfasında, Nurettin Paşa’nın dürbünle bakarken alınmış bir resmi vardır. Bu resmin altında şu sözler yazılıdır:

«26 Ağustos 1922 taarruz günü Kocatepe gözetleme yerinde Karahisar Meydan Muharebesi idare ederken alınan fotoğraflarıdır.»

O gün hep aynı tepedeydik. Dürbünle bakanlar çoktu. Dürbünle en çok bakanlar, özellikle gözetleme görevi verilen subaylardı. Gerçekten, Nurettin Paşa’nın da savaş meydanını dürbünle seyretmeyi tercih ettiğini ben de farketmiştim.

Karahisar – Dumlupınar Meydan Muharabesi yapılırken, «Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin yapıldığı gün» bir aralık, Nurettin Paşa’yı kolordu komutanı Kemalettin Paşa’nın (şimdiki Berlin Büyükelçisi) gözetleme noktasında, durumu dürbünle seyrederken buldum. Birliklerimiz düşmanı yakından sıkıştırmış, nazik ve önemli bir durum ortaya çıkmıştı. «Dürbünle seyretmeyi bırakınız! Savaşı yakından ve bizzat idare etmek için, ileri ateş mevzilerine gideceğiz» dedim.

Nurettin Paşa, bu kadar yaklaşmanın doğru olmadığını söyleyerek gitmek istemedi. Canım sıkıldı. «Siz burada kalabilirsiniz» dedim. Kemalettin Sami Paşa’ya: «Siz benimle geliniz!» dedim ve otomobilime yürüdüm. Kemalettin Paşa: «emredersiniz» dedi ve benimle beraber yürüdü. Bu davranış üzerine, dürbünün başında yalnız bırakılan Nurettin Paşa’nın da arkamızdan geldiğini gördük. Dediğim yere gittik. Yunan ordusunun esareti ile sonuçlanan o savaşı, en ince noktalarına kadar bizzat idare ediyor ve gereken emirleri, doğrudan doğruya kolordu komutanlarına ve diğer komutanlara ben veriyordum.

Verdiğim emirlere göre tedbirler alınıp gerekli uygulamalara geçilirken, Ordu Komutanı Nurettin Paşa yanımda duruyor ve durumu seyrediyordu. Bir aralık, kolordu komutanını benim yanımdan uzaklaştırarak bazı emirler vermeye kalkışmış… Kolordu Komutanı bu emirleri uygulanabilir nitelikte bulmamış; ordu komutanı ile kolordu komutanı arasında neredeyse saygısızca bir çatışma durumu ortaya çıkmış… Kemalettin Sami Paşa, Nurettin Paşa’nın yanından biraz sertçe bir muamele ile ayrılmış.. Bu durumun farkına vardım. Kemalettin Sami Paşa’yı yanıma çağırıp, sükûnet ve disiplini koruması gerektiğini söyledim. Daha sonra, yalnız olarak Nurettin Paşa’yı çağırttım.

Genel olarak bazı sorular sordum ve anlatmak istedim ki, kolordu komutanına verdiği emrin gerçekten de uygulanması mümkün değildir. Komutanlar, emir vermiş olmak için emir vermezler. Gerekli, uygulanabilir olan hususları emrederler ve emir verirken, kendini, o emri yerine getirecek olanın yerine koymak ve emrin nasıl yerine getirilip uygulanacağını düşünmek ve bilmek gerekir.

 

Hal tercümesi broşürünün 9’uncu sayfasında, Irak’tan sonra «Kafkas cephesine gitmiş olan Nurettin Paşa’nın 3’üncü Ordu Bölgeleri Komutanlığı’nda ve Ordu Komutanlığı Vekilliği’nde bir süre» bulunduğu yazılıdır. Bu görevlerin nasıl birer görev olduğunu ve bu sürenin kaç gün olduğunu sormak lâzımdır.

Nurettin Paşa, Kafkas Cephesinden İstanbul’a dönüşünde «Aydın, Muğla ve Antalya Bölgeleri Komutanı» unvanı ile İzmir’e gitmiş ve orada bulduğu, çoğunu 40 yaşından yukarı askerlik çağını aşmış erlerin oluşturduğu dağınık birkaç birliği (202) yeniden düzenleyerek ve yeni tümenler kurarak 21’inci Kolorduyu meydana getirmiş.

Efendiler, kolordu kurma işi, son zamanda, Birinci Dünya Savaşı’nın fantazileri sırasına geçmişti. Özellikle, karşısında düşman bulunmayan sabit bölgelerde, askerlik şubeleri ve başkanlıkları kuruyormuşçasına bir kolaylıkla, kolordu komutanlıkları kurulur ve yetkiler verilirdi. Gerçekten bütün savaş cepheleri imdat diye feryat ederken, 21’inci Kolordu, değer verilen bir varlık olsaydı, Aydın bölgesinde yüzüstü bırakılmazdı.