21.09.2017, Perşembe

Nur Halife İsyanı

 

Padişah I. Selim taht’a çıktığı bir dönemde Anadolu’da şehzadeler meselesi patlak vermiş Osmanlı Devleti’nin topraklarında yaşanan bu karışıklıktan istifade etmek isteyen Şah İsmail 1512 yılında Nur Ali Halifeyi Osmanlı sınırına göndererek iç karışıklıkların yaşandığı Anadolu’da Türkmen Birliği’nin yeniden tesis edilmesini ve Şah İsmail’in hizmetine girmek isteyen Kızılbaşlardan asker toplamasını istedi. Şah İsmail daha önce kendisine katılmak isteyen, fakat çeşitli sebeplerden dolayı geride kalan hizmetine giremeyenlerin yeniden toparlanmasını ve hareketlendirilmesi çalışmalarını başlattı. Anadolu’da bozulan Türkmen Birliği terk edilmiş köyler ve kasabalar sayesinde boştu, aşiretler arasında kopukluk yaşanıyordu. Nur Ali Halife’nin Şebinkarahisar’a gelip Şah İsmail’in davetini her tarafa duyurdu. Amasya, Tokat, Çorum ve Yozgat bölgelerinde bulunan köylü ve şehirli kesim yine Osmanlı Türk Devleti’ne karşı isyan eder. Nur Ali Halife bu başı bozuk Kızılbaş Alevilerin başına geçer ve bu büyük isyanı Koyluhisar’dan başlatır. Nur Ali Halife toplamış olduğu üç-dört bin kişilik asilerden bir süvari birliği kurmuş oldu. Yolda kendisine katılan yeni birliklerle Malatya üzerine yürüdü. Buranın hakimi olan Faik Bey’i yendi, birçok ganimet elde ederek tekrar Tokat üzerine yürüdü. O tarihte Malatya şehri Osmanlı Türk hakimiyetine girmemişti. Tokat şehrine giren Nur Ali Halifeye Tokatlılar bağlılıklarını bildirdiler, şehirde Şah İsmail adına hutbe okuttular. Daha sonra Niksar’ı da alarak yerel halka ve ahaliye karşı büyük katliamlar yaptılar. Bu bölgede bulunan Avşar, Varsak, Karamanlı, Turgutlu, Bozoklu, Tekeli ve Hamidili aşiretleri Nur Ali Halife’ye katılarak çok kısa zamanda yirmi bin kişilik bir ordu gücüne ulaştılar. Osmanlı tahrir kayıtlarında boşaltılan köylerden bahsedilmesi hem yapılan katliamlardan hem de Türkmen aşiretlerinin büyük çoğunluğu Nur Ali Halife’nin kuvvetlerine katılmalarından kaynaklanmaktadır. Başı bozuk asilerin lideri Nur Ali Halife Cuma Pazarı üzerinden Kaz Ovası’na geldiği sırada Şehzade Ahmet’in oğlu Şehzade Murad on bin kişilik ordusuyla isyancılara katıldı Nur Ali Halife ile birlikte hareket etmeye başladı. Birlikte beraber tekrar Tokat’a döndüklerinde ahali bunları bu defa şehre sokmak istemedi. Bunun üzerine Tokat’ı ateşe verip yakıp yıktılar. Osmanlı Türk Devleti Tokat tarafında bulunan Ahmet Sinan Paşa’yı isyanı bastırmakla görevlendirdi. Şehzade Murad burada Nur Ali Halife’den ayrılarak Şah İsmail’in yanına gitti. Şah İsmail’in genç şehzadeye iltifatlarda bulunup onu Şiraz’a gönderdi. Şehzade Murad bu yolculuk sırasında vefat etti. Nur Ali Halife’den kuvvetlerinin bir kısmıyla Hasonlu beldesine akınlarda bulundu. Çemişkezek’i kuşattı buranın Bey’i Melkiş’li aşiretinden Rüstem Bey bu asi topluluğu Nur Ali Halife’ye direniş göstermeden Safevi’lere bağlanıp itaatini bildirmek üzere Halife tarafından Şah İsmail’e gönderildi. Rüstem Bey iltifatlara mahsar olduktan sonra Irak’a gönderildi. Nur Ali Halife Çemişkezek’te Melkişli aşiretinin ileri gelenlerine ve etrafındaki ahaliye eziyetlerde bulunup çok kişiyi öldürdü. Nur Ali Halife Erzincan’a tuylulu (dirliği) yöneldiği sırada Osmanlı Vezirlerinden Sinan Paşa’nın kalabalık bir ordu ile kendisini takip ettiği haberini aldı. Eyüyazı mevkiinde yapılan savaşta Sinan Paşayenildi ve öldürüldü. Dağılan ve kaçmaya çalışan Osmanlı askerlerinin bir bölümü de sığındıkları yerde meydana gelen heyelanın altında kalarak can verdiler. Her iki olayda da yaklaşık üç bin kişi kaybettiler. Nur Ali Halife Osmanlı Devleti’nin bu isyanla birlikte hem itibarını kurtarmak hem de bölgede güvenliği sağlamak adına isyancıların peşine düştü. Alevi kaynakları ve tarihçileri hep Şii’lerin katedildiğini yazar, Yavuz Sultan Selim’i suçlar ama bu katliamlardan hiç bahsetmez. Onları hiç yazmaz. Çünkü Alevi kaynaklarında Şah İsmail çok masum bir taraftadır. Tek taraflı bir değerlendirme yapılarak kendi pencerelerinden objektiflikten uzak bakış açısı ile tarihi değerlendirmeler analiz ve tahlil edilemez. Anadolu'daki çıkartılan isyanlarda öldürülen masum ahalinin, Osmanlı Türk Ordusu’ndaki askerlerin vebali ve sorumluluğu kime aittir? Şah İsmail Türkmenler üzerinden Anadolu’yu karıştırarak bu emeline ulaşmak istedi. Nur Ali Halife daha sonra Sivas, Tokat, Amasya yöresinden toplanan Alevi Türkmenleri’nin İran’a gitmesini sağladı. Osmanlı Devleti Nur Ali Halife üzerine Bıyıklı Mehmet Paşa komutasında bir ordu gönderdi. Osmanlı Devleti ile isyancı kuvvetlerin, asilerle yapılan savaşta 20.07.1512 yılında kahramanca çarpışan Osmanlı birlikleri, Maraş’ın Göksu yakınlarında Nur Ali Halife yenilgiye uğratılarak öldürüldü. Nur Ali Halife adlı isyancıların liderinin başı kesilerek Payitaht’a (İstanbul) gönderildi. Bu savaşta çok büyük bir Kızılbaş topluluğu isyancı asi öldürüldü. Kaçabilenler, kurtulabilenler ise İran’a kaçarak canlarını kurtardı. Bu zorlu isyanı bastırmak isteyen Osmanlı Türk Ordusu çok büyük kuvvet kaybederek zaafa uğradı, Anadolu’daki iç huzur ve barış bu sayede zorda olsa sağlanmış oldu. Alevi kaynaklarının Şia ehlinin tarihsel olayları bu vakıaları kendi metodolojisinden geçirerek isnat etmiş olduğu suçlamaları mutlaka düzeltmelidir diye düşünmekteyiz. Şah İsmail’in direk hedefi Osmanlı Türk Devleti’dir ama; yıkmak için Anadolu’yu tefrikaya düşürerek kardeşi kardeşe kıydırmıştır. Sultan II. Bayezid’in son dönemlerinden başlayarak Anadolu’da yaşayan Türk halkı Şah İsmail’in Safevi Devleti’nin ortaya çıkmasıyla birlikte, özellikle isyanlarında etkisiyle İran’a doğru Osmanlı’nın tabanı kayıyordu. Halkın gidişi önlenemiyordu. Bunda II. Bayezid’in yumuşak tavırlarının da etkisi vardı. Bu büyük bir tehlikeydi Anadolu tamamen boşalıyor Osmanlı Devleti yok olma tehlikesi yaşıyordu. Dini bir coşku yaşayan halkın Türkmenlerin mallarını ve servetlerini bırakarak Şah İsmail’e İran’a doğru yürüyüşü sürmüş sonunda Sultan Selim tarafından zor engellenmiştir. Böyle büyük bir göçün yaşandığı ülkede köylerin boşaltılmış olmasından daha doğal ne olabilir ki. Alevi kaynaklarının göremedikleri şey budur işte. Safevi Devleti’nin halkı ve askeri nereden gitmiştir, Türkmenler hangi devletin daha önce tebasıydılar? İran’a giden Türkmenler Anadolu Türklerindir elbette. Osmanlı Devleti’nin vatandaşı idiler. Anadolu Nur Ali Halife isyanıyla son bulan ayaklanmalar bağımsızlık olarak Şah İsmail’e gönül veren onun Şii mezhebini benimseyenlerin gerçekleştirmiş olduğu isyanlardır. Bu isyanlar Şah İsmail’in kışkırtması ve desteği ile olmuştur. İran tarafı Safevi kaynakları her ne kadar bu kargaşanın Şah İsmail tarafından çıkartıldığını kabul etmese de, çıkış noktası olarak Şii hareketi olan ve Türkmen Birliği’ni tehsis etmek isteyen bu isyanlarda Şehzade Ahmet’in oğlu Murad’ın da parmağı ve desteği vardır. Şehzade Murad’ın Şiiliği seçtiği veya benimsediği bazı tarihçiler tarafından belirtilir, anlatılır. Onun İran topraklarında ölmesi Safevi’lere iltica etmesi ne kadar doğrudur. Şiraz’a giderken yolculuk esnasında ölmesi büyük bir tehlikenin sonunda kendiliğinden bertaraf olması önemli bir durumdur. Şah İsmail’in elinde Şehzade Murad meselesi hâl olması sonucunda hiçbir şey kalmamış oldu. İki devlet bir milletin böylece rekabeti Osmanlı-Safevi sorunu büyüyerek gidecek Çaldıran’a çıkacaktır.