16.02.2013, Cumartesi

Kanije Savunması

 

Ünlü Kanije Savunması’nın kahramanı olarak tanınan, Türk Tarihi’ne adını zekâsı  ve kahramanlıklarıyla yazdıran, kahveye olan düşkünlüğü ile ün salarak kendisine “Tiryaki” lakabıverilen Tiryaki Hasan Paşa, tam olarak bilinmese de bazı kaynaklarda Kanije Savunmasısırasında (1601) 87 yaşında olduğu  söylendiği üzere 1516 yılında doğmuştur. 2. Selimzamanında Enderun’da eğitim görmüştür. 3. Murat’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da onunrikabdarlığı görevini yaptı. Ardından 3. Murat’la birlikte İstanbul’a gitti ve bir süre saraydakaldı.İlk olarak İzvornik sancakbeyi oldu. 1583’ de Göle, 1587’de Pojega sancakbeyioldu.1594’de Bosna beylerbeyi oldu ve  daha sonra daha sonra Budin beylerbeyi oldu. 1600-1601 yılları arasında fethedilen Kanije Kalesine  beylerbeyi olarak atanan Tiryaki Hasan Paşa bu yıllarda yaşının verdiği rahatsızlıklar nedeniyle dik duramıyordu. Buna engel  olabilmek için vücudunun kalçadan yukarısını kalın urgan ile sardırıyordu.1608 yılında tekrar Budin beylerbeyi görevine tayin edildi. Ve 1611 yılında vazifesindeyken vefat etti.

Macaristan’ın batısında , Transdanubia bölgesindeki tepelik bir alanda bulunan KanijeKalesi ’nin adı  ilk olarak 1245 yılında bir belgede bir belgede ”Kanizsai” olarak geçmiştir. Bunun sebebi ise Kanizsai ailesinin bu bölgenin sahibi olmasıdır. Kanizsai ailesinin bu bölgedeki hâkimiyeti ise 13. Yüzyılda başlayıp 15.Yüzyılın sonlarına kadar sürmüştür.Kanizsai ailesi bu bölgeye 13 ve 14. Yüz yıllar arasında bu bölgeye kale yaptırmıştır  ve böylece  Kanije Kalesi Zigetvar ile birlikte Macaristan’ın önemli savunma noktası olmuştur. Kanije Kalesi Osmanlı İmparatorluğu tarafından ilk olarak  Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1532) fethedilmiştir. Fakat 1566 yılında Zigetvar fethinden sonra bu bölgenin önemi giderek arttı ve Kanije doğrudan Habsburg Kralına devredildi.Osmanlı İmparatorluğu1571 yılında Kaleyi kuşatmasına rağmen  Kaleyi ele geçiremedi. Bu olaydan tam 29 yıl sonraeskisi kadar savunma gücü kalmayan Kanije, Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın ordusuna ancak 40 günden fazla dayanmasına rağmen yeterince gücü kalmayınca 20 Ekim 1600 yılında tekrar Osmanlı İmparatorluğu’nun eline geçti. Fetihten sonra ise Zigetvar'da bulunan eyaletmerkezi buraya taşınarak  Kanije eyalet merkezi oldu.1690 yılında 60.000 kişilik Habsburg ordusuna dayanamayan Kale, Viyana’da imzalanan “Vire” Şartnamesi ile Habsburgların eline geçti.17 Yüzyılın sonlarına doğru iyice zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu bölgeden çekilince stratejik önemini kaybeden Kanije Kalesi Habsburg Hükümdarı tarafından yıktırılmıştır.

Kanije’nin Zaptı

 

Osmanlı İmparatorluğu 1600 yılında Babofça Kalesi’ni fethettikten sonra Avusturya topraklarında bulunan Kanije Kalesi’nin stratejik önemi giderek arttı. Babofça’ da toplanan  Harp Meclisi’nde Budin Kalesi’nin durumu görüşüldü, bu konuda Hasan Paşa’nın düşüncesi soruldu. Hasan  Paşa ;“Babofça Kalesi fetholundu, şimdi etrafındaki Balatin Gölü  kaleleriyle, Drava güneyindeki Avusturya kalelerinin kilidi olan Kanije Kalesi’nin fethi gerekir.” dedi.

Serdar İbrahim Paşa, Hasan Paşa’nın fikirlerini uygun bulunca gerekli önlemleri alarakordusuyla beraber Kanije’ye hareket etti.10 Eylül 1600’de Kanije önlerine gelen Türk ordusu,12 Eylül 1600’de, Serdar İbrahim Paşa komutasında Kanije Kalesi’ni kuşatmıştır. Kanije Kalesi’nin surlarının etrafında bataklıklar olmasından dolayı kuşatma çok zor şartlarda devametmiştir. 24 Eylül sabahı büyük bir patlama olmuştur. Bu patlamada kaledeki 2 kule ile birlikte bir takım binalar yıkılmıştır. Sonradan yapılan incelemelerle anlaşıldığına göre, kaledekiMüslüman tutsaklar barut deposunu açık görmüşler. İçlerinden biri içeri girip 10.000 kantardanfazla barutu patlatarak düşman beyleriyle beraber birçok askerlerin ölümüne sebep olmuştur.Ayrıca  patlamanın yakınlarında bulunan 170 Müslüman tutsakta şehit olmuştur. Bu olaydan sonra hayliyle büyük zarara uğrayan kale çok zor durumda kalmış, Osmanlı askerlerine karşıdirenme gücü zayıflamıştır.Bu zor şartlara rağmen  teslim olmayan Kanije Kalesi Hıristiyan âleminden yardım istedi.Sayıları bazı kaynaklarda 20.000 bazı kaynaklarda ise 40.000 gösterilen bir Haçlı Kanije’ye yardıma geldi.İki ordu arasında kalan osmanlı askerleri bir süre savaşsa da ilerleyen zamanda, özellikle devletin başına bela olan Yeniçeri askerleri disiplinsiz hareketler sergileyip çevredeki ormanlara kaçarak savaşmak istememişlerdir. Buna rağmenOsmanlı İmparatorluğu Anadolu ve Rumeli askerlerinin mücadelesi, Tatar akıncılarının daakınları sayesinde düşmana aman vermedi.Bir süre sonra büyük kayıplar veren Haçlı ordusu  yok olma tehlikesine daha fazla dayanamayıp, 13/14 Ekim 1600’ de geri çekilmek zorunda kaldı.Gelen yardımında işe yaramamasına rağmen kale Osmanlı askerlerine direnmeye birkaç gün daha devam etti. Fakat daha fazla dayanamayan Kanije Kalesi 22 Ekim günü yani 40 günlük bir muhasaradan sonra teslim oldu.Kanije Tiryaki Hasan Paşa’ya Bırakılması Kanije fethedilince kalenin önemini fazlasıyla bilen Tiryaki Hasan Paşa, düşmanın kısa süre içerisinde Kanije’yi tekrar ele geçirmek isteyeceğini bildiği için ısrarla kaleninmuhafızlığının kendisine verilmesini istedi. O dönemde yaşayan Tarihçi Faizi’ye göre; Buradagörev yapmak istemesinin tek nedeni şehit olmak ve Allah’a canını böyle teslim etmekistemesidir.Serdar İbrahim Paşa ise Hasan Paşa’nın daha iyi görevlerde olması gerektiğinidüşündüğü için ilk başlarda bu konuya sıcak bakmasa da Hasan Paşa’nın ısrarlarına daha fazladayanamayıp kabul etmiştir. Ordu ise merkeze dönerken kaleye yirmi  bölük sekban (atlı) ile üç bin muhafız  asker, cephane ve mühimmat koyduktan sonra Belgrat 'a dönmüştü. Ayrıca Sadrazam İbrahim Paşa'nın burada ölmesi üzerine yerine Yemişçi Hasan Paşa sadrazamlığa getirildi.Kanije Kalesi’nin Savunma Öncesi Durumu ve Tiryaki Hasan Paşa’nın Aldığı Önlemler  Çok önemli bir konuma sahip olan Kanije’nin Osmanlıların eline geçmesini bir türlühazmedemeyen Avusturyalılar, kaleyi tekrar alabilmek için kısa sürede hazırlıklara başladılarve kısa sürede Arşidük Ferdinand komutasındaki bir ordu ile harekete geçtiler. Tiryaki Hasan Paşa ise düşmanın arasına sızdırdığı adamları sayesinde Arşidük Ferdinand'ın Kanije'ye doğrugelmekte olduğunu haber alınca derhal savunma için önlem almaya başladı.Erzak stoklayarak,Beylerbeyliği'nde bulunduğu Kanije çevresinden asker topladı. Bu tedbirler sayesindeemrindeki kuvvetler 9 bini buldu.Ayrıca Tiryaki Hasan Paşa düşmanın gözü korkutacak yalanhaberleri etrafa yaymış ve bu haberlere inandırmıştı.Bu haberlerden kısa süre sonra casuslarından öğrendiği bilgilere göre düşmanın 80.000 kişi kadar askerle kuşatmaya geleceğini öğrendi. Düşman hakkında ise önemli bilgiler özellikleele geçirilen tutsaklar tarafından alınıyordu. Ayrıca bu tutsaklar kale içlerinde dolaştırılıp korku ve şaşkınlık yaratacak malzemeler gösterilip, abartılmış bilgiler veriliyordu. Ve daha sonra güya idam edilmeye gönderilen tutsaklar gizlice serbest bırakılıyordu. Böyleceduydukları ve gördükleri olayları ülkelerine yayıyorlardı.Düşmanın Kanije Kalesi’ne Yaklaşması, Keşif Harekâtları Ve Hasan Paşa’nın Önlemleri  Düşman ordusu yaklaşık 60.000 kişi kadardı. Roma İmparatoru, İspanya ve Fransa’dan yardım isteyerek bu gücü gemilerle Hırvat sınırına çıkarmış, ayrıca Macar, Hersek beyleriyle Kral Ferdinand’ın kuvvetleri de bunlara katılmıştı. Bu Hıristiyan ordu  su Alman, İtalyan, İspanyol, Fransız, Macar ve Malta askerlerinden oluşuyordu. Düşmanın altı batarya halinde,5 adedi büyük 47 de topu bulunuyordu  Bu kuvvetlerden başka kuşatma sırasında 20.000 kadar yardım kuvveti gelmiştir.Düşman kuvveti Kanije’ye 40 km kadar yaklaşıp 3 Eylül’de 5.000kadar asker ile keşif yapmak ve esir yakalamak amacıyla kale yakınlarına gelmiştir. Kaledentüfeklerle açılan ateşler sayesinde darbe alan düşman birliği esir alamadan ordugâha dönmek zorunda kaldı.4 Eylül’de tekrar kale önüne gelen Haçlı ordusu kaleden bir top atışının olmamasıüzerine Osmanlı askerine “Dini Muhammed aşkına bir top atın.” bağırarak seslenmiştir.Düşmana “Kalede tek bir topumuz bile yoktur. Olsa sizi yok etmek istemez miyiz?” diye cevapverildi. Düşman askeri sevinerek bu haberi Ferdinand’a götürürken, bu olaydan sonra bir topçu eri “Bizim Paşa Peygamber namına verilen yemini yalan söyleyerek cevaplıyor.” der.Paşa bunu duyduktan sonra “Oğlum,Peygamber adına sen yemin verirsen sanadoğruyu söylerim.Sen Müslümansın  fakat  Peygamber’in dinini tanımayanların; bana onunadıyla yemin vermek istemelerini kabul eder misin? Şimdi buraya bir Macar gelsede sana; Muhammed hakkı için elindeki tüfeği bana ver demiş olsa verir misin?” dedi. Asker “Elbette vermem” diye cevap verir.Gazi Paşa “Sen Tüfeğini vermiş olsan o zaman yalnız senin canın tehlikeye girecekolduğu için silahını vermiyorsun ve yemini saymıyorsun. İçinde 5 vakit namaz kıldığın UluCami’in minaresi yıkılacak ve üzerine haç takılacak. Şimdi bu yemine önem vereyimmi? Ne dersin?” deyince Sokullu Hasan adındaki asker “Benim bu sözümle işlemiş olduğum günahı Ancak şehit olursam bağışlar.” Diyerek tüfeği “Başka kuluna ver.” Diye Paşa’ya teslim ederek kendini kalenin hendeğine atar. Bu askerin mezarı kaleye yapılır ve taşının üstüne“Muhammed’in dinine gerçekten bağlı Hasan’ın mezarıdır.” Yazdırılır .Ferdinand ise askerlerinin getirdiği habere inanmayınca birkaç komutanını görevlendirdi. Ertesi gün kaleye yaklaşan düşman askeri “Tanrı aşkına bir top atında kralımızduysun.” Diye bağırır.Osmanlı askerinin “Biz burada birkaç günlük misafiriz. Böyle bir yerde topsuz bir kale savunulur mu? Padişahımızın bunun gibi nice kaleleri var.” diye cevap verir.Bu olaydan sonra bu kez inanan Ferdinand harp meclisini topladı. Konuşmalar devam ederkenZrini adında Macarbeyi “Eğer bu yıl İslam üzerinize gelmezde Kanije’yi alabilirseniz çokbüyük başarı olur. Eğer Türk askeri üzerinize gelirse durum çok güçleşir.Çünkü  İş kılıcakalırsa Türk yüzünü kavgadan çevirmez. Bizim güçsüzlüğümüz ise bellidir. Osmanlılarda bir Türk başka milletlerden 12 kişiye bedeldir. Ben 12 askerimi 1 Türk’ün elinden kurtarmaya imkân  bulamadım.Ayrıca kale muhafız ıtilki gibi bir sihirbazdır.35 yıldır  sınır halkın gönlünü kâse yerini koydu, onunla hepimize kan içirdi. Kendilerine güvendiğimiz adamlarımızacin çağırttık. Yine de hilelerine karşı koyacak bir önlem öğrenemedik. Hasan Paşa adama kalevermez. İsterseniz kuşatmaya gidelim. Doğru söylediğimi anlayacaksınız.” dedi. Ferdinand ise “Bu adam Türk dostudur. Bizi korkutmak istiyor.” deyip ertesi gün için kuşatma emri verir.Savunmanın Başlaması Düşman Türk askerlerinin söylediğine inandığı için bir taraftan kaleyi terk etmelerini beklerken, Hasan Paşa ise topların varlığını düşmandan gizlediği için seviniyordu. Hazırlıklartamamlandıktan sonra kaledeki 100 topun hazırlanmasını emreden Hasan Paşa, 2 rekât namaz kıldıktan sonra kalenin yakınlarında konuşlanan haçlı ordusu üzerine tüm toplar ateşlendi. 100topun patlamasıyla şaşkına dönen düşman nereye kaçacağını bilemedi e Ferdinand’ın yanındaoturan 4 beyi top güllesi nedeniyle öldü. Düşman kaçarken kaleden çıkan muhafızlar düşmanlamuharebeye tutuştular.

Kanije Savunması

 

Hasan Paşa’nın saldırısından sonra Ferdinand; ordusunu harekete geçirerek, ellerindeki45 topu birden ateşledi. Günlerce top gülleleri sayesinde kalenin surlarında açılan gedikleri Gaziler tarafından kapatılarak düşman karşısında savunmalar zor da olsa başarılı bir şekildeyapılıyordu.Kaleyi alabilmek için başka yollar arayan Haçlı ordusu kalenin etrafındaki bataklığı geçmek için sazdan büyük sepetler ördürüp, içlerine odun doldurularak köprüler yapıldı. Bunun haberini alan Hasan Paşa kaleden iki fedai seçip köprüyü yakmaklagörevlendirdi. Bu iki korkusuz asker geceleyin gizlice düşmanların yaptığı köprülere yaklaşıp,üzerine neft döküp yaktılar. Ertesi gün Hasan Paşa Karapençe isimli bir er ile serdara mektupgöndererek, düşmanın sayıca çok üstün olduğunu, eğer kale düşmanın eline geçerse bir daha almanın mümkün olmayacağını , bu yüzden biran önce yardım gelmesini istedi. Serdar ise cevap olarak “Şimdi ordunun İstoni Belgrat Kalesi’ne gittiğini, dönüşte Kanije’yegeleceklerini.”bildirdi.Düşman ise 20 gün içinde yeni köprüler yapıp suya indirdi. Bu seferde düşman uykudayken kale Gazileri kalın çengeller ile köprüleri yukarı çekince düşman 2.Felaketten sonra çam ağaçlarından gemiler yaptı ve gemilerin içine ise 100’er kişi koyarak suyasaldı. Bu arada Osmanlıya esir düşen Macar askerini Tiryaki Hasan Paşa onları sorguyaçekince, düşman ordusu içinde bulunan Macarlara pek güvenilmediğini anladı . Kara Ömer Ağa’ya olanları anlattı. Daha sonra  Kara Ömer Ağa iki esiri alıp götürdü ve onlara :"Aslındakendisinin de onlardan olduğunu, küçükken devşirilip orduya alındığını."anlattı. "Her gece binkadar Macar fedaisinin kaleye geçip Türklere yardımcı olduğunu, bu durumda işlerinin çok zorolduğunu"söyledi. Kalede bulunan asker ve mühimmat hakkında da oldukça abartılı rakamlarverip onları salıverdi. Ertesi sabah Ferdinand, Serdar Yemişçi Hasan Paşa’nın ordusunun Eski Belgrat’ta  bozguna uğradığının haberini aldı. Savaşta hayatını kaybeden Mehmet Paşa ve kethüdasınınkesik başlarının da önüne geldiğini görünce çok sevinip askerlerini görevlendirdi. Düşmanaskeri kalenin önüne iki insan kafası diktiler .Budin valisi Minkar kuşu Mehmet Paşa ilekethüdasının başlarını kale halkına gösterdiler ve “Bilenler varsa çıksın zararımız dokunmaz.”dediler. Gerçektende başlar onlara aitti, fakat Tiryaki Paşa sözleriyle  bu başların  onlara ait olmadığını ispat ederek kaledekileri inandırdı. Çünkü  bu olay sonrası kaleye yardımıngelmeyeceğinin açık bir göstergesiydi.

Düşman Hücumunun Kırılması

 

Kaleden atılan top atışlarıyla kesik başlar suya düşürülünce sinirlenen Ferdinand kaleye hücum emri verir ve“Kim kale duvarına çıkarsa 10 köy, kim Paşa’yı getirirse 40 köyverilecektir.” diyerek emir verdi.Ertesi gün düşman gemileri ile hücuma başladı. Gemilerin hendeğe gelmesini sabırla bekleyen Tiryaki Paşa, gemilerin menzile girdiğini görünce toplarınateşlenmesi için emir verdi. Düşman hücumu 7 saat kadar sürdükten sonra çok büyük kayıplarvermişti. Akşama doğru gelen haberler sonrasında 18.000 kadar düşmanın öldüğünü vearalarında papanın kardeşi Giovanni Aldobrandını’nin de öldüğü öğrenildi. Bu büyük zafersonrası Osmanlı askerleri arasında karşılıklı güven ve sevgi duygusu giderek artmıştı.Kuşatmanın Devamı ve Hasan Paşa’nın Sahte Mektupları Düşmanın yaptığı hücumdan sonra kalede oluşan barut sıkıntısı Uzun Ahmet adındaki bir yeniçeri tarafından Kaledeki güherçilerden (Potasyum- Nitrat) yararlanılarak yapılmış.ve bu sorun yeni yeni giderilmeye başlanmıştı ki kilercilik görevinde bulunan 2 Macarkölelerinden Handan ve Kenan adında ki iki esir bir gece kaçıp düşman ordusuna sığındı.Herkes korkudan telaşlanınca Hasan Paşa’ya haber verildi.Hasan Paşa kalenin başkumandanına şöyle bir mektup yazdırır. “ Bundan önce gönderilmiş olduğu mektupta ask erimizin ve yiyeceğimizin çokluğunu buna karşın barutumuzun biraz azalmış olduğunu;düşmandan kalan barut ve gühercileyle onun da yapılmasına çare bulduğumu yazmıştım. Macarlarla anlaştık. Onlarla haberleşerek, belirlenecek uygun bir zamanda Osmanlı ordusunun bu yana gelmesine karar verildi. Haberleşme aracı olarak küçükten beri evlat gibibüyüttüğüm Handan ve Kenan kullarını kaçak gibi içlerine gönderdim, onlar imparatora;kalede yiyecek ve asker olmadığını ve beğendikleri yalanları söyleyecekler ve Macarların düşünce ve kararlarını bana bildirecekler. Düşmanı inandıracaklarını umuyorum. Yüce başkomutanımız siz vakit gelince hemen yetişmeye hazır bulununuz. İlerde Handan ve Kenan’dan haber alırsam bildiririm. Son olarak emirlerinizi bekliyorum.” Diye mektup  yazdırır ve mektubu her işte güvenilir olan ünlü savaşçı 

Karapençe’ye vererek “Düşmanordusunun gözüne görünecek bir yere bırakmasını” emreder.Bu mektuptan sonra mektubu okuyan Ferdinand iki kaçağı da idam ettirip başlarınıHasan Paşa’nın görebileceği bir yere asarak intikam alırlar. Bundan sonra olan biteni Ünlü Tarihçi Faizi şöyle anlatır;  Bir sabah vakti Ömer Ağa ile beraber, kaleden durumu gözetlerken, görebileceğimiz bir yere 2 adet baş diktiler. Yüksek sesle Hasan Paşa; işte casuslarınınkelleleri, başkomutana gönderdiğin mektupta ele geçti.” Diye övünmeye başladılar. Düşmanınbu aymazlık ve ne kadar yanılgıya düştüklerini görünce; kalede bulunanlarla birlikte elimizdeolmadan gülüştük. Çabası önlemine eşit, tek başına bir orduya denk olan böyle eşsiz birkomutanın yanına düştüğümüz için Ulu Tanrı’ya şükürler ve Hasan Paşa’ya dualar ettik.”Hasan Paşa sahte mektupla kazandığı yararı 2 katına çıkartmak için bir mektup dahayazdırır. Mektubun içeriği ise kısaca şöyledir ;“Sektuar’a onur vermişsiniz, ayağınız uğurluolsun. Bize gönderilen ağalarıyla beraber 350 yeniçeri, 100.000 altın, 100 kantar barut, 80kantar kurşun ve 100 kantar peksimet, pazartesi gecesi sabaha karşı düşman görmeden kaleye girmiştir. Bizi, düşünmüşsünüz, fakat ihtiyacımız yoktu.Çünkü bir yıllık yiyecek ve barutumuzvardı. Askerimiz de yeterinden çoktur Gerçek istediğimiz şudur ki; gelecek Pazar günü İskender Kethüda’ya 15.000 kadar gönüllü asker vererek gönderiniz, güneş doğarken buraya erişsinler. Siz büyük kumandansınız,rahatsız olmayınız. Macar beyleri eski dostlarımızdır. Kendileriyle birleştik. Pazar günü biziçerden çıkacağız; onlar da dışarıdan harekete katılacaklar. İskender Kethüda’da Sektuartarafından gelirse, düşmanı kötü duruma düşüreceğimizi umuyoruz. Ordularının çevresinde hendek  yoktur. Tanrı’nın izniyle başarı bizimdir. Dualarınızı  bizden esirgemeyin. Bundan önce bir kolayını bulup imparatoru öldürmek üzere iki adam göndermiştim, zavallılar yakalanmışlar, şehit olmuşlar ki, yerlerine iki uygun adam buldum gönderdim. Umulur kibunlar, kendilerine verilen görevi yerine getirirler ve böylece kuvvetli düşmandan devletimizikurtarırız.Son olarak emirlerinizi…”O sırada Karapençe, başkomutan ordusunda bulunduğundan, Gazilerden Osman adında bir kişi görevlendirildi.Osman adındaki kişi düşman kılığına girip ordugâhta kargaşa çıkartıptartıştığı düşman askerine bilerek cepkenini kaptırır.İlerleyen zamanlarda mektup ortayaçıkınca çevirmenler aracılığıyla mektuptaki olan biten öğrenilince Ferdinand ,olağan üstütoplandı kararı alır.Bu görüşmeler sonunda ordugâhın  çevresini hendekle çevirmenin gerektiğikararı alınmıştır. Hatta mektubu ele geçiren askeri de ödüllendirmişlerdir.Düşman hendekkazmakla uğraşırken Osmanlı askerleri 2 tutsak daha ele geçirdi. Hasan Paşa ikisini de sorguyaçektikten sonra düşmanın hendek yaptığını ve düşmanla iş birliği yapan Macarların ordudanayrıldığını öğrendi.İlerleyen zamanlarda Haçlı ordusu 3 kişi seçip bunları kale kapısına gönderdi. Elçilerselam vererek keleye girmek istedi. Hasan Paşa’nın emri ile üzerlerine top atılan kişilerden 2 siorada can verdi. Diğeri ise kaçarak kurtuldu. Bu olay üzerine sinirlenen Haçlı ordusu bir kezdaha hücum kararı aldı. Ertesi günün sabah vaktinde hücuma geçen Haçlı ordusu verdiği ağırkayıplara rağmen saldırıya devam etti. Düşman askeri 4 defa kalenin duvarlarına çıkmayı başarsa da her seferinde yenilgiye uğradı. 7 saatten fazla süren savaş sonrası kalenin elegeçirilemeyeceğini anlayan düşman geri çekilmek zorunda kaldı. 18.000 den fazla kayıp verendüşman Kanije’de yiyeceğin az kaldığı düşüncesiyle kuşatmaya devam edip, kalenin açlık yoluyla geri almaya karar verdiler.Huruç Harekâtı Düşmanın kötü vaziyetinden faydalanmak isteyen Tiryaki Hasan Paşa, Sadrazamagönderdiği haberle tekrar yardım talep etti.Zigetvar'a kadar gelen Sadrazam burada Yeniçerilerin patırtı çıkarması üzerine Kanije'yi önce Allah'a sonra Tiryaki Hasan Paşa'yaemanet ettiğini bildiren bir cevap verdi. Fakat yine de Sadrazamın Zigetvar'a kadar gelişidüşman üzerinde olumsuz bir tesir yaptı. Haberin ulaştığı günlerde 18 Kasım 1601’dekuşatmanın 75. Günü kısa yağmurdan sonra 3 gün aralıksız kar yağdı.Soğuktan dafaydalanarak huruç harekâtı ile işi sonlandırmaya karar veren Tiryaki Hasan Paşa'nın emriüzerine müdafiler şiddetli bir taarruza başladı. Kaleden çıkan Osmanlı askerlerinin Allahu Ekber seslerini ve kaleden bangır bangır çalan mehter marşını duyan Haçlı ordusu Osmanlı askerlerinin yardıma geldiğini düşündü. Korkudan deliler gibi kaçan düşman ordusu iyicedağıldı. O gece donan Berk suyundan 3.000 kadar askerini karşıya geçiren Hasan Paşa düşmana baskında bulundu. 12 top vebir çok cephane ele geçirirken, düşmanın 1000 den fazla askeride öldürüldü . Bu olaylardan sonra düşmanı iyice panik kaplamıştı. Bu durumu değerlendirenTiryaki Hasan Paşa kalede yalnızca 600 kişi bırakarak dışarı çıktı ve hücum emrini verdi. Artıkdüşman dağılmış, kaçıyordu. Akşama kadar 30 bin ölü verdiler ve kalenin çevresi tamamen boşaldı. Dünya tarihinde eşi görülmemiş bu gerçek destan 9.000  Türk askeri, kendisinden enaz 10 kat fazla bir orduya karşı yiğitçe savaşmış ve düşmanı adeta topluca imha etmişti.İşte,"Daha önce yazmış olduğum Zrini adında Macar Bey’inin dediği “Osmanlılarda bir Türk başka milletlerden 12 kişiye bedeldir” Sözünün ispatı  ve bu olay, bu destanın gerçekkahramanı olan Tiryaki Hasan Paşa’nın 87 yaşında tüm insanlığa nasıl ders verildiğini anlatır.Bu muhteşem zafer sonrasında Cihan Padişahı Üçüncü Mehmet Tiryaki Hasan Paşa'ya vezirlikrütbesi veriyor ve alışılmışın aksine bizzat kendi eliyle hazırladığı   "Hatt-ı Hümayun"u gönderipşöyle diyor:“Sen ki Kanije beylerbeyi ihtiyar kulum ve ileri görüşlü Vezirim Hasan Paşa’sın. Bu  geçen yolda baht açıklığına yol gösteren büyük Allah,Muhammed ümmetine yardımcı olup yaptığın bu yararlı iş yüksek katımıza bildirip, esirgemediği çaban övülmüş ve adınunutulmayanlar defterine yazılmıştır. Çok mutlu olasın. Sana vezirlik verdim. Seninle;kuşatılmış olan kullarım ki padişah olmam sebebiyle manevi oğullarımdır. Yüzleri ak ola. Beklenenden çok çalışıp can ve başlarını din uğruna ve bizim yolumuzda esirgemediler. Allah yolunda insan gücünün yettiği kadar iyi çalışmışlar. Su ve ateş arasında kâh boğulmaktan,kâh yanmaktan çekinmeyip, kale burçlarında yerlerinden ayrılmamışlar. Ve kâh muharebe alanına çıkan düşmanın saldırısını kırarak üzerlerine yürüdüklerinde zırhlı askerlerini darmadağıneylemişler Allah onları kutlasın. Bundan böyle senin emirlerine uyarak her ne yarar iş teklif edersen yapılmasına dikkat et ve özen göstersinler. Sana itaat ve boyun eğmeleri beni sevindirecektir. Bu öğüt dolumektubumu gazi kullarım önünde okuyup, büyüklere itaat Allah’a ve Peygamberine itaat demektir. Hadisenin kutsal anlamını onlara bildiresin. Seninle kuşatma olan kullarıma verdiğin ödüllerin bütünü bizce de karşılanmıştır. Hepinizi Ulu Allah’ a emanet ederim. "  Vezirlik rütbesi verildiğini öğrenen Hasan Paşa “Kanije Müdafaası gibi pek küçük hizmete karşı bizevezirlik vermişler, devletin vezirliği bizim gibi kocamış ihtiyarlara mı kaldı?” diyerek tevazuunu tekrarlamıştır.