10.12.2012, Pazartesi

İznik Kuşatması ve Fethi

Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın İznik’i alıp merkez yapması, daha sonra Bizans’ın eline geçen şehrin Anadolu’daki Türkmenler tarafından yeniden fethinin kutsal bir misyon olarak kabul edilmesine yol açmıştır. Osmanlı Beyliği’nin kuruluş yıllarında Osman Bey’in ilk önemli hedefi İznik oldu. 1300’de Yenişehir’den hareket ederek Avdan dağlarını geçip şehri kuşattıysa da son derece müstahkem surları aşamadı. Hemen yakınında bir havale kulesi (Diraz Ali Kulesi) yaparak İznik’i abluka altına aldı. Oğlu Orhan Bey de babasının siyasetini takip ederek bir süre ablukayı sürdürdü. 1329’da Pelekanon Savaşı’nda Bizans ordusunu yenince İznik’in kaderi belirlendi. İlk Osmanlı kroniklerine göre şiddetle kuşatma altına alınan İznik’in Bizanslı kale kumandanı isteyenlerin kalmaları, istemeyenlerin gidebilmesi şartıyla teslim olmuş ve şehir Orhan Bey’in eline geçmiştir (2 Mart 1331). Bizans kaynaklarında da İznik’in yardımına koşan Bizans kuvvetlerinin 1329’daki yenilgisinden sonra şehrin Osmanlılar’a savaş olmaksızın teslim edildiği belirtilir. İznik’in teslim olması üzerine anlaşma şartları gereği yerli halka dokunulmamış, idareci zümrelerin burayı terketmesine rağmen ileri gelenlerden birçoğu yerinde kalmıştır. Bazı Bizans ve Osmanlı kaynaklarında fetih sonrası İznik’in beylik merkezi haline geldiğinden söz edilir. Ancak buranın idaresinin kime verildiği hususunda farklı rivayetler vardır. Şehirde bir cami ve medrese yaptırdığı bilinen Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşa’nın bu görevi üstlenmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Orhan Gazi’ye teslim edilişini  Âşıkpaşazâde Tarihi’nde şu şekilde aktarılmaktadır:

“Ve evvel Karatikin’i almışlardı. Bu İznik’e ol havâle gibiydi. Anun-ıçun bu Karatikin hisârı içinde olan gaziler dâyimâ İznik’ün kapuların açdurmaz olmışlarıdı. Ve be gayet açlıkdan bunalmışlarıdı, zîrâ dâyiresinde olan vilayetün köylerini zabt idüp tîmâr erlerine virmişleridi ve hîç bir vechin mine’l-vücûh bu köylerün kafirlerin bunlardan incimezleridi, râhat olmuşlarıdı. İncinmedükleri ecilden hisâr halkına zevâde virmezlerdi. Vakt olırdı kim Müsülmânlarıla gelüp bile hisâra cenk dahı iderleridi. Çagırup İznik halkına eydürler kim: “Gelün iy dermândeler siz dahı râhat olun kim biz râhat olduk” dirleridi. Ve şehrün halkı hatta şol kadar olmışıdı kim göle balık avlamaga çıkmaz olmuşlarıdı ve içerü hisârdagı halkdan ba’zı kâfiler gazilere habar göndürdiler ve dirlerdi kim: “Açlıkdan gayetde bunalduk.” dirleridi. Ol zamânda hôd etrâfı cemî Türk almışıdı, tîmâr erleri elinde tasarruf olunırdı…”

Âşıkpaşazâde’nin aktarımına göre şehrin tesliminde iki önemli konu üzerinde durulmuştur. Bunlar; şehrin yakınında (şehri besleyen) köylerin Osmanlı hakimiyetinde rahat/huzurlu olması ve şehir halkının açlıkla mücadele etmesidir. Teslim olma sürecinde şüphesiz, yaklaşık 5 yıl önce gerçekleşen Bursa Fethi‘nin de etkisi bulunmaktadır. Bursa da tıpkı İznik gibi uzun yıllar süren kuşatma sonucunda, siyasi sebepler ve ekonomik (açlık) sebeplerle direncin kırılması sonucunda teslim olmuş ve bir ahdnâme ile kaledekilerin can ve mal güvenlikleri garanti altına alınmıştır. İznik halkı da yağmadan kurtulmak amacıyla benzer yolu takip etmiş ve teslim olmuştur. İznik valisi, ailesi ile birlikte Konstatinopolis’e dönmeyi talep etmiş ve bu talepleri yerine getirilmiştir. Devamında Âşıkpaşazâde şu şekilde aktarmaktadır:

 

“… Kâfirler Orhan Gazi’nün geldügin göricek gayet bunalmışlarıdı. Bir itimad itdükleri kafiri Orhan Gazi’ye göndürdiler kim: “İmdi bizümile ‘ahd ü emân idün kim bizi kırmayasız; gidenümüz gide ve turanumuz tura, biz dahı hisârı size teslîm idelüm” didiler. Orhan Gazi dahı bunların ‘ahdlerini kabûl itdi. Anun-ıçun “Mürüvvet efdal gazâdur” diridi. Ve hem bu mürüvvet niçesine sebeb olup İslâm dinine girürler…”

Ele geçirilmesinden birkaç yıl sonra burayı gören İbn Battûta’nın ifadeleri şehrin uzun abluka döneminin izlerini taşıdığını gösterir. Ona göre surları oldukça harap olan İznik’te Orhan Bey’in hanımı ve az sayıda saray görevlisi bulunmaktadır (Seyahatnâme, I, 341-342). 1354’te İznik’te esir olarak bir süre kalan Bizanslı din bilgini Georgios Palamas da İznik’i sönük ve harap bir şehir olarak tanımlar. Ancak buranın Osmanlı idaresi altında giderek geliştiği ve önemli bir kültür merkezi haline geldiği, çoğu XIV. yüzyıl ortalarından itibaren inşa edilen tarihî eserlerden anlaşılmaktadır. Orhan Bey ilk olarak Çandarlı Kara Halil’i buraya kadı tayin etmiş, bazilikayı camiye (Ayasofya) çevirerek   ve bir imaretle bir medrese yaptırarak İznik’in imarını başlatmıştır.