14.12.2018, Cuma

İshak Paşa

 

 

1497, Selanik) II. Mehmed saltanatında 1469-1472 yılları arasında ve II. Bayezid saltanatında 1481-1482'de sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

İshak Paşa devşirmelerden olup, Saruhanlı Paşayiğit'in kölesidir.İshak Paşa'nın İstanbul'un fethi sırasında Anadolu Beylerbeyiolduğu bilinmektedir. Fatih döneminde Anadolu Beylerbeyi olan iki İshak Paşa bulunduğu bilindiği için sonradan sadrazam olan İshak Paşa'nın gerçek hüviyeti ve aslı hakkında, bu bir sorun ortaya çıkartmaktadır. Bunlardan birisi İshak Paşa bin İbrahim olarak bilinen, babasının adı İbrahim olan Türk asıllı bir paşadır. Diğeri ise İshak Paşa bin Abdullah olarak bilinen ve Pomak asıllı bir devşirme olarak eğitilip yetiştirilen, II. Murat zamanında hazinedarlıktan vezirliğe yükselen bir paşadır. Selefi Oğuzoğlu İsa Bey Ankara'yı merkez yapan son Anadolu Eyaleti valisidir.

Birinci Sadareti

Rum Mehmet Paşa'nın azledilmesinden sonra Vezir-i Âzamlığa getirildi. Fatih Sultan Mehmet'in kendisine verdiği ilk görev Karaman'a göndermek oldu. İshak Paşa Karaman'da çok fazla direnişle karşılaşmadı. 1470'de Karamanlıların bir bölümünü İstanbul'a getirdi. Bu gelenler Aksaray kasabasındandı ve İstanbul'da yerleştikleri semte kasabalarının adı verildi. 1472'de görevinden alındı.

1481'de Fatih'in ölümünden sonra o sırada sadrazam Karamanlı Mehmet Paşa saltanat makamı için şehzade Cem'i desteklerken İshak Paşa Bayezid'i destekledi.

İkinci Sadareti

Beyazıt tahta geçince İshak Paşa'yı yeniden sadrazam yaptı. Ancak padişah kısa süre sonra etrafında zararlı olduğunu düşündüğü kişileri tasfiye etme girişimine başladı ve 1482'de İshak Paşa da görevinden azledildi.

İshak Paşa son yıllarını Selanik'te geçirdi ve 1497'de orada vefat etti.

İstanbul'da Ahırkapı civarındaki mahalleye onun adı verilmiştir. Burada kendi adını taşıyan bir de cami bulunur. Ayrıca İnegöl'de de bir cami yaptırmıştır.

Tarihlerde görüldüğü üzere Fatih Sultan Mehmed muhtelif sebepler ve bilhassa Dulkadir Beyliği meselesinden dolayı Memlûk devletine karşı sefer açmış, hareketini müteakip hastalanarak Pendik ile Gebze arasında Tekirçayırı nam mahalde 886 Rebiulevvelin üçüncü Perşembe günü (4 Mayıs 1481) vefat etmişti. Padişahın ölümü kapıkulu ocaklarından saklanarak padişahın hamam yapmak üzere üç gün için İstanbul’a götürüleceği ilan olunmuş ise de, ölüm haberi az zaman sonra haber alındığından, ocaklar müsaadesiz olarak İstanbul’a geçip karışıklıklar meydan alarak asâyış bozulmuştur.

Fatih’in ölümü üzerine vezir-i azam Karamani Mehmed Paşa vefat haberini büyük şehzade Amasya valisi Bayezid’e bildirip onu davet ederken aynı zamanda keyfiyeti saltanata geçmesine taraftar olduğu Karaman valisi Şehzade Cem’e de gizlice arz eylemişti. Vezir-i âzamın Cem sultan’a gönderdiği mektup Anadolu valisi II. Bayezid’in kızı Ayşe sultan‘ın zevci Sinan Paşa’nın eline geçtiği gibi Karamanî Mehmed Paşa’nın Cem taraftarı olduğu yeniçeriler tarafından haber alınması üzerine sarayını basıp kendisini öldürmüşler ve bu arada İstanbul içinde bir haylı da çapul yapmışlardır.

Karamanî Mehmed Paşa’nın katli üzerine Fatih Sultan Mehmed sefere giderken İstanbul muhafızı olarak Selifke’den davet ettiği ihtiyar vezir İshak Paşa işi ele alarak sarayda büyük babasının yanında bulunmakta olan Bayezid’in oğullarından Korkut’ı (1) babası gelinceye kadar vekil yaparak Bayezid’e de süratle yetişmesi için üst üste arizalar takdim etmiş ve ocaklıya bahşiş verilmek suretiyle bir dereceye kadar sükûnet iâde olunmuştu.

İshak Paşa’nın Bayezid’e arka arkaya göndermiş olduğu yirmi, otuz ulaktan hiç birisinin avdet etmemesi, ihtiyar veziri telâşa düşürmüştür. Babasının ölümünü haber alan Şehzade Cem’in de faaliyete geçmesi tabiî olduğundan – çünkü saltanat kanununda namzed yoktu – onun da İstanbul’a gelmesi ihtimali dahilinde olduğundan İshak Paşa’nın telâş etmesinde hakkı vardı. İshak Paşa’nın gönderdiği ulaklar ne oldu? Cem adamlarının eline geçerek öldürüldüler mi? Yoksa Bayezid babası tarafından sevilen ve Karamanî Mehmed Paşa tarafından saltanata geçmesi istenen Cem’in tuzağına düşmemek için pek ziyade ihtiyatlı hareket ettiği için mi işi ağır alıp almadığı şimdilik malûmumuz değildir.

Suretini ve fotoğrafisini aşağıya aynen koyduğumuz İshak Paşa’nın arizası onun nazik durumunu tamamen gösterdiğinden, burada izaha hacet yoktur. Ariza aynen şöyledir. (2)

1-Âstane-i devlet yüz sürmekten sonra arz-ı bendegi oldur ki şimdiki halde sultanülbereyn ve hâkanülbahreyn 2- Sultan baban vevverallahü kabrühu dâr-ı fenadan dâr-ı bekaya rıhlet ideldenberu sultanıma yürmi otuz 3- ulak gönderdik, haliya varan ulakların biri gelüp vâsıl olmadı; bu babda hayrette kalmış 4- uz (kalmışuz) âlem faterata ve fesada vardı; varan ulaklara îtimad olunmayıp mübarek ve saadetlu 5- zamirinizde nev’i şüphe varsa yarar adamlarınızdan hükm-i şerifle ben kuluna gönderesiz, eğer emir ederse(niz) 6- ben kulun yüz sürüyü ayağınız toprağına varalım, hakikat-i hal ne minval üzre vaki olduğun (olduğunu) 7- îlam edip îtimad idesiz hiç veçhen minelvücuh tereddüd çekmeyüp mesalih-i müslimin içün saadetle 8- becid gelip yetşesiz. Sultanım kıbelinde bir hükm-i şerif ben kulunzaza irsal olunmak vacip ve lâzım idüki 9- devletle ne yirde (ne yere) geldüğünizi, ne vakit gelip vâsıl olacağınızı bilip mamuniyle halk istimalet 10- olunaydı; biz kulunuz hod bunda bin türlü müdara ile canımızı hıfz ederüz ki uşda (işte) 11- bin saadetle filen gelür (deyu) düzme kağıtlar yazaruz ve düzme ulaklar düzerüz 12- Sultanım kıbelinden ki üşde vardum deyu; bu minval üzere nice kere vâki olup vademize hilâf 13- vaki oldu, Şimdiki halde gerçek sözümüze îtimad etmezler oldular; sultanıma mahfi olmaya ki şimden 14- giru müdâra tarikle (tarikiyle) bunlara istimalet etmeye ayruk mecalümüz kalmadı; mesalih-i müslimin içün 15- becid devlet ve saadetle gelmesine (gelinmesine) ziyade ikdam idesiz ki ziyade sevap hasıl idersiz. Bâki ihbaratı 16- hâmil-i varak-i ubudiyet çaşgir (çaşnigir) başımız kulunuzdan istifsar oluna; ol takrir ve beyan ide ki 17- mecmu-ı kazayalara muttalidir vesselâm. Baki ferman dergâh-ı muallânındır veddua. 

Elmuhlısürhakir

İshak ül fakir

İshak Paşa Kulliyesi (İnegöl)

      İlçemizin gözde çarşısında yer alan İshak Paşa Camisi, medrese ve türbesi ile birleştiğinde bir topluluk oluşturmuştur. XV. yüzyıl Osmanlı Mimarisinin önemli çalışmalarından biri olmakla beraber, İshak Paşa'nın 1486 tarihindeki vakfiyesinden öğrenilmesi üzerine, külliyede ayrı olarak bir kaç tarihi eser daha yer almış lakin günümüze sadece medrese ve türbe olarak gelmiştir. 

      Fatih Sultan Mehmet ve III. Murat zamanında hayatını sürdürmüş olan İshak Paşa, dönemin önemli devlet adamlarından biri olup, 1451 tarihinde Anadolu Beylerbeyliği'nde görev başında bulunmuş, İstanbul'un fethinde yer almış, Fatih Sultan Mehmet zamanında üç defa Başvezir görrvinde bulunmuştur. Selanik sancağı kendisine verilmiş olmakla beraber, 1487'de Selanik'te vefat etmiş, vasiyetine uyularak cenazesi İnegöl'e getirilip İshak Paşa Külliyesine gömülmüştür. Arşivlerdeki araştırmalar sonucunda İshak Paşa Camii'nin 1468-69 tarihinden önce yapımı bitirilmiştir. Şimdilerde caminin kuzey tarafında yer alan kapı üzerinde bulunan kitabe, II. Abdülhamit tarafından 1877'de tamir edilmiştir. 
İshak Paşa Camisi eş-kare planlı olup, üzeri kubbeli iki mekan, bu kubbelerden girişin sağ ve sol kısımlarındaki küçük kubbeli iki yan mekandan meydana gelmiştir. Bu ayrıntılara göre camii T planına uygun, yan mekanlı camiler grubuna girmektedir. Caminin kuzey bölümünde doğu-batı kısmında son cemaat yeri yer almaktadır. Bu cemaat yerinin güney kısmında dışa doğru dört kenardan oluşan minare yer almaktadır.

İbadet yerinin güney tarafında dikdörtgen şeklinde mihrap nişi bulunmaktadır. Mihrap nişinin yan taraflarına alt ve üstte bulunmak üzere ikişerli pencereler açılmıştır. Ayrıca doğu ve batı kısımlarda yine alt ve üstte bulunmak üzere ikişerli pencereler bulunmaktadır.  Kubbenin kasnak kısmında, üç yöne doğru bir adet olmak üzere pencereler yerleştirilmiştir.  Caminin ana mekanlarını ve yan kısımlarını örten kubbelerin hepsi sekizgen kasnaklı olup bu kasnaklara pencereler açılmıştır. Kubbeye geçişler pandantiflerle sağlanmıştır. Caminin iç kısmı sıvalı olup, kubbelerin orta kısmında bitkisel süslemeler bulunmaktadır. Kesme taş ve tuğlalardan oluşan duvarlarda sıraların bir kısmı kesme taş ile iki kısmı tuğla ile yapılarak devam edilmiştir. 

 

 

 

 

 

Dipnotlar:

1 Fatih Sultan Mehmed 885 H, 1481 M. de Bayezid’in oğulları Şahinşah, Ahmed, Alemşah, Selim ile Şehzade Cem’ın oğlu Oğuz’u İstanbul’a getirterek sünnet ettirmiş ve yaşça daha büyük olmaları sebebiyle Alemşah ve Şahinşah ile Ahmed’i birer sancağa tayin edip Selim’i babasının yanına göndererek Korkud ile Oğuz’u yanında alıkoymuştu.

2 Topkapı Sarayı Arşivi No. 1408