22.12.2012, Cumartesi

II. Kosova Muharebesi

 (17 Ekim-20 Ekim 1448) Sultan II. Murat önderliğindeki Osmanlı ordusu ile Macar kumandanı János Hunyadi önderliğindeki bir Balkan ordusu arasında yapılmış bir muharebedir. Osmanlı Devleti'nin zaferiyle sonuçlanmıştır.

Sultan II.Murad Han

Osmanlılar'a karşı tertiplenen bu yeni Haçlı seferi, Varna zaferinden dört yıl sonra 17-19 Ekim 1448 tarihlerinde olmuştur. Takdirin bir tecellisi olacak ki bu ikinci seferde bulunan Osmanlı hükümdarının adı da Murad'dır. Birinci Kosova'da Murad Hüdavendigâr (Birinci Murad), İkinci Kosova zaferinde de İkinci Murad bulunmuşlardı.Osmanlı Devleti, iskender Bey'in ayaklandIrdığı Arnavutlar'ı yola getirmek için uğraşıyordu. Sultan Murad, İskender'in merkezi olan Kroya (Akçahisar)'yi kuşatma altına aldığı zaman Jan Hunyad'in hududu geçmek üzere olduğunu Sırp Despotu ile Vidin Sancak Beyinden öğrenmişti. Bu haberin alınması üzerine Sultan Murad kusatmayı kaldırıp Sofya'ya dönmüştü. Bu arada Jan Hunyad, Albert'in küçük oğluna naib olarak Macaristan'ın bütün dizginlerini ele geçirmişti. Varna muharebesinin kahramanlığına sürdügü lekeyi silmek için var gücü ile çalışıp kuvvet topluyordu. Bunda muvaffak da oluyordu. Çünkü kısa zamanda etrafında, Macarlar'dan başka Eflâk, Polonya, Erdel ve Almanya gibi devletlerden de kuvvetler toplanmıştı. Böylece Jan Hunyad, doksan bin kişilik bir kuvvetin başına geçip Sirbistan'ı işgal ile yoluna devam eder. Sultan Murad, Hunyad'ın Tuna'yı geçmek üzere olduğunu ögrenince derhal Arnavutluktan çıkarak Sofya'ya gelir. Burada orduyu terhis etmeyerek tımarlı sipahilere memleketlerinden harçlık getirmek üzere "harçlıkçı"lar tayin edip Sofya'da beklemeye karar verir. Jan Hunyad ise yoluna devamla 1448 senesinin Ekim ayı ortalarında Kosova'ya gelir. Osmanlı hükümdarı da 80-100 bin kişilik bir kuvvetle aynı yere gelir. Sultan ikinci Murad, muharebeden önce barış teklifinde bulunmak üzere düşmana elçiler gönderdiyse de bunlar, Jan Hunyad tarafından gerisin geriye gönderilmişlerdi. İki ordu harb etmeksizin karşılıklı olarak bir gün beklediler. Muharebe 1448 Ekim ayının 17, 18 ve 19. günü olmak üzere üç gün sürdü. Savaş, Jan Hunyad'in hücumu ile başladı. Osmanlı ordusu klasik bir düzenle sağ, sol ve merkez olmak üzere bölümlere ayrılmıştı. Düşmanın sağ kolunda Macarlar ile Sicilyalılar, sol kolunda da Alman, Bohemya, Transilvanya ve Eflâk (Ulah) kuvvetleri bulunuyordu.Hunyad, Varna'daki hatalan tekrarlamayacağını düsündüğünden savaşı kazanacağından emin görünüyordu. Haçlı ordusunda, I. Murad'in oğlu olan Savcı'nın öldürülmesinden sonra kaçmayı başaran oğlu Davud da vardı. Muharebenin ilk günü, hafif silahlarla başlayan savaş, eşit şartlar altında devam ediyordu. Hunyad, Osmanlı ordusunun ikinci gün çekileceğinden emin görünüyordu. Bu sebeple asıl hücum ikinci günü öğleden sonra başlayıp akşama kadar devam etti. Savci Bey'in oğlu Davud'un tavsiyesi ile gece yarısı Osmanlı ordusuna yapılan baskın da bir işe yaramaz. Muharebe üçüncü gün güneşin doğmasıyla tekrar başlar. Taktik gereği Osmanlı ordusunun sağ ve sol kanatları mukavemet edemiyorlarmış gibi yavaş yavaş geri çekilirler. Böylece merkez, düşmana karşı açık ve korumasız kalıyordu. Durumu fark eden düşman, bütün gücü ile merkeze yüklenir. Yeniçeriler bütün güçleri ile karşı koyarlarsa da onlar da yine plân gereği geri çekiliyormuş havasını verirler. Tam bu sırada Osmanlı ordusunun sağ ve sol kanatları, merkeze girmiş olan düşman kuvvetlerini yandan ve arkadan çevirmeye başlarlar. Bu sırada Turahan Bey'in bulunduğu sol kol, Osmanlı karşı taarruzunun merkezini teşkil ediyordu. Çünkü Osmanlılar'ın sol kolu ile harb etmekte olan Jan Hunyad'in sağ cenahini, Turahan Bey kuvvetleri çevirmekte idi. Çevrildiğini anlayan düşman, ümitsizce savaşmaya devam ediyordu. Tam bu esnada Vezir-i A'zam Çandarlizâde Halil Paşa'nin delâleti ve bazı vaadlerle Eflâk prensini harpten çekilmeye ikna etmesi üzerine düşman tam bir ümitsizliğe kapılır. Önden ve arkadan hücuma maruz kalan düşman, perişan olmuştu. Bununla beraber askerler, geri çekilerek siperlerine ulaşabildiler. Hunyad, komutanları ile görüşüp durum değerlendirmesi yapar. Ama gece yansı yanına aldığı bazı seçkin süvarileri ile harp meydanını terk edip kaçar. Onun kaçtığını bilmeyen ordusu, sabahleyin Türklerin hücumuna dayanmaya çalışırsa da komutanlarının kaçtığını öğrenince tamamen dağılır. Bu ordudan pek azı kurtulur. Düşmanın zayiatı on yedi bin kadardı. Halkondil'e göre Osmanlılar'ın zayiatı ise dört bin civarindadır. Böylece Kosova ovasında Müslüman Türkler ikinci defa parlak bir zafer kazanmış oluyorlardı. İkinci Kosova, Avrupa'nın, Türkleri Balkanlar'dan sürmek için yaptiğı sonuncu teşebbüstür. Bundan sonra Avrupa tamamen savunma durumuna geçecek, elindeki toprak ve menfaatleri kaptırmamak için mücadele edecektir.Sultan Murad, 1450 yazında oğlu Mehmed'i de yanına alarak ikinci defa Amavutluk seferine çıkar. Osmanlı kuvvetleri Akçahisar'ı kuşatıp toplarla dövmeye başladılarsa da hisarın savunmasını Vrana'ya bırakıp dışarda ani baskınlarda bulunduktan sonra sarp dağlara sığınan İskender'in bu neviden baskınları yüzünden alınamaz. Tam bu esnada Jan Hunyad'ın yeni bir hücuma kalkışacaği sayiasi yayılır. Ekim soğuklarının da başlaması üzerine Sultan Murad, kuşatmayı kaldırıp Edirne'ye döner. Sultan Murad'ın kaleyi feth etmeden Edirne'ye dönmesi, Hıristiyan âleminde büyük bir sevinçle karşılanır. Bu hâdiseden sonra İskender Bey'in şöhreti birdenbire artar.

János Hunyadi

 

Bir Akıncı'nın bir Macar Şovalyesi'ni çekerek götürmesi.