31.05.2014, Cumartesi

Veli Mahmud Paşa

Devşirmelerden olup da Sadrazamlık makamına yükselen ilk kişi, fetihten sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından tayin edilen Veli Mahmud Paşa'dır. Devşirmelerden olup da Sadrazamlık makamına yükselen ilk kişi, fetihten sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından tayin edilen Veli Mahmud Paşa'dır.

Sadrazamlıktan önceki hayatı

Aslının ne olduğu hakkında tarihçiler arasında büyük tartışmalar ortaya çıkmıştır. Zamanında hazırlanmış olan Ecthesis Chronica ve Historia Patriarchia adlı kroniklere göre Sırp asılıdır ve birçok modern tarihçiler de bunu kabul etmektedirler.. Aşık Çelebi "Tezkire"'si veTaşköprülüzade tarihine göre  aslı Hırvattır ve buna katılan modern yabancı tarihçiler de bulunmaktadır  1420'de Balkanlar’ın orta kesiminde, bugün Kosova’nın batısında yer alanNobırda adlı bir kasabada doğmuştur. 1427'de Osmanlıların Sırbistan Despotluğu'nu ellerine geçirdikleri yılda genç olarak Osmanlılara esir düşmüş ve devşirme yazılarak Edirne'ye gönderilmiştir. Gününün Rum tarihçisi "Laonikos Chalkokandeles" onun annesi ile "Nobırda"'dan Semendire'ye kaçmakta iken II. Murad'ın askerleri tarafından esir alındığı belirtmektedir.Devşirme olarak Edirne'deki saray enderun okulunda eğitim görmüştür.[2> Çıkma yaptıktan sonra yeniçeri subayı olarak askerlikle uğraşmıştır. 1453 İstanbul'un fethisırasında yeniçeri ağası olarak askeri başarılar göstermiştir. 1454'de Rumeli Beylerbeyi olmuştur. Veli Mahmud Paşa bu görevi birinci sadrazam olduktan sonra da ifa etmeye devam etmiştir. Birinci defa sadrazamlıktan ayrılıncaya kadar sadrazamlık ile Rumeli Beylerbeyi görevlerini birlikte üzerine almıştır.

Birinci sadrazamlığı

Veli Mehmud Paşa'nın ne zaman ilk defa sadrazam tayin edildiği hakkında tam ve şüphe doğurmayan bilgimiz bulunmamaktadır.

Bazı tarihçiler 1 Haziran 1453'de II. Mehmed'in tecrübeli sadrazam Çandarlı (2.) Halil Paşa'yı idam ettirip yerine Veli Mahmud Paşa'yı birinci defa başvezir yaptığını bildirirler.

Fakat çok otoriterli tarihçiler bunu kabul etmemektedirler. 1453'de Çandarlı Halil Paşa'nın idamından sonra Zağanos Paşa'nın sadrazamlığa getirildiğini ve ancak onun 1456 yılındaBelgrad muharabesindeki başarısızlığı dolayısıyla görevden aziledilmesi ile 1456'da ikinci vezir olan Veli Mahmud Paşa'nın sadrazam olduğunu bildirirler.

Mahmud Paşa sadrazamlığı sırasında Fatih Sultan Mehmed stratejisini çizdiği Balkan egemenliğini ele alma sorunları ile yakından ilgilendi. 1456'da Zaganos Paşa'nın Macarlara karşı Belgrat seferindeki başarısızlığından sonra Mahmud Paşa önce Sırbistan sorunu ile ilgilenmek zorunda kaldı. 1458'de Sırp Despotu Brankoviç ölmesi ile Osmanlı Devleti ile Macar Krallığı arasında mücadele yeniden canlandı. Sırp Despotluğu içinde, bir grup Macar tarafını ve diğer bir grup Osmanlı tarafını tutmaktaydı. Mahmud Paşa 1459’da Sırbistan Seferine çıktı. Reşav, Kuruca, Ostçovica ve Durnik kalelerini zaptetti ve despotluk böylece tamamiyle işgal edilerek Osmanlı Devleti'ne ilhak edildi.

1458'de Mora Despotluğu içinde taht kavgası çıktı. Despotluk iddiacılarından Thomas Osmanlı Devleti himayesini istedi ve rakibi Demetrios Venediklilerin desteğini almıştı. Önce 1458'de Fatih Mora seferine çıktı. 1460'da ise Mahmud Paşa Fâtih’le birlikte İkinci Mora Seferine çıkarak, despotluk başkenti Mistora’nın fethini gerçekleştirdi. Fakat Venedikliler Nauplia, Koron, Modon vb kaleleri ellerinde tuttular.

Sonra Anadolu'da bulunan eski Bizans ve İtalyan Ceneviz deniz koloni kalıntılarına karşı seferlere başladı. Mahmud Paşa Fâtih ile birlikte yaptığı seferlerde Amasra 1459'da, Sinop veTrabzon 1461'de Osmanlı Devleti eline geçirilmesini sağladı. Böylece 1204'den itibaren hükümet süren Trabzon Rum Devleti'de ortadan kaldırıldı.

1462’de Eflak Voyvodası, "Kazıklı Voyvoda" olarak da anılan, III. Vlad'ın gönderilen Osmanlı elçisi Hamza Paşa'yı kazığa çaktırıp idam ettirmesi dolayısı ile Mahmud Paşa bir Eflak seferine çıktı. Târgovişte gece baskını öncesinde II. Mehmed tarafından gönderildiği seferde III. Vlad tarafından bozguna uğratılır.

1463'de Mahmud Paşa Bosna Seferi'ne geçti. Son Bosna Kralı olan Stjepan Tomašević başkenti Bobavec'den, Yayce'ye ve sonra da Kluj'a kaçtı ise de orada yakalanıp Mayıs sonunda idam edildi. Bosna krallık hanedanı ailesi dağıtılıp Bosna bir Osmanlı Beylerbeyliği olarak ilhak edildi. Hersek'de de hükümdarlık iddia eden hanedan mensupları dağıtıldı.

Bosna ve Hersek'de bu gelişmelere karşılık Macar Kralığı ile ciddi bir savaş durumu ortaya çıktı. Macaristan, Venedik ve Arnavutluk'ta bağımsiz olan İskender Bey bir ittifaka girdiler. Bu ittifakı Papa II. Pius bir Haçlı Seferi haline getirmeye çalışmakta idi. Diğer taraftan bu Haçlı ittifakı Doğu Anadolu'da hakim olan Akkoyunlular hükümdarı Uzun Hasan ile elçiler gönderek anlaşmaya girişmaye çalıştı.

Macar Kralı Matthias Corvinus Aralık 1463'de Bosna’da yeni yapılmakta olan Yayçe kalesine hücumu üzerine, 1464 de Mahmud Paşa Bosna ve Macaristan üzerine sefere çıktı. Osmanlı ordusunun Bosna’ya gelmesiyle Macarlar kaçtı. Pek çok ganimet ve esirin ele geçmesini sağladı.

İlk sadrazamlığı Rum Mehmet Paşa'nın, Veli Mahmut Paşa'yı Fatih Sultan Mehmet'e kötülemesi yüzünden sonlanmıştır. Bu kötüleme Karamanlılar topraklarından gelen Türk muhacirlerin 1466 başlarında İstanbul'a yerleştirilmeleri sırasında Veli Mahmut Paşa'nın aldığı rüşvet ve kendini zengin etmek için giriştiği icraatlardan dolayı olduğu bildirilmektedir.Görevden alındıktan bir süre sonra Kaptan-ı Derya olarak donanmanın başına getirildi.

Kaptan-i Derya

Kaptan-i Deryalığı esnasında Eğriboz seferi için donanmayı organize etmekle görevlendirildi. Eğriboz adası ve kalesinin kuşatılmasında donanma ile ve kendi birlikleri ile büyük yararlılıklar gösterip, padişahla birlikte kalenin kuşatılmasında ve kuşatmanın sürdürülmesinde ısrar etti.Venedik donanmasının ablukayı aşıp kaleye yardımını engelledi ve neticede kale düştü. Bu başarıları ve diğer hizmetleri neticesi İshak Paşa'nın ardından, II.Kere sadrazamlığa getirildi.

İkinci sadrazamlığı

1472 yılında 2.kez sadrazamlığa getirilen Veli Mahmut Paşa Padişahla birlikte Uzun Hasan'a karşı sefere çıkmış ve bu seferde özellikle stratejik açıdan kötü bir pozisyonda başlayan Osmanlı kuvvetlerinin buna rağmen silah üstünlüğü ve başarılı taktiklerle Otlukbeli Muharebesi'nin kazanmasında büyük rol oynayanlardan biri olmuştur.

Ancak II.Sadrazamlığında halkça sevilmesine karşın II.Mehmet'le ilişkileri ilk sadrazamlığı gibi iyi olmamıştır. Bunun nedeni Şehzade Mustafa ve saraydaki çeşitli devlet adamları ile içine düştüğü çekişmelerdir. Bunun neticesi 1474'de II. Mehmet tarafından idam ettirilmiştir. İdam nedeni ise tam bilinmemektedir. Gelibolulu Mustafa Ali "Künhur Ahbar" adlı eserinde onun 1473 yılında Uzun Hasan'a karşı II.Mehmet'le sefere çıkan sadrazamın birkaç günlük yokluğunda sadrazamın eşlerinden birinin (2.eşinin), II.Mehmet sonrası tahtın en güçlü adayı olarak bilinen, iyi bir asker ve halk tarafından sevilen bir kişi olan Şehzade Mustafa ile bir gece evinde birlikte olduğunu; bunu duyan sadrazamın derhal eşinden boşanıp Mustafa'yı ise zehirleterek öldürdüğü; II.Mehmet'in ise oğlunu öldüren sadrazamını idam ettirdiğinden bahseder.

İbni Kemal ve Behişçi adlı tarihçiler ise Mustafa ile sadrazam arasında anlaşmazlık olduğunu doğrulasa da bu olayı ve idam nedeninin bu olay olduğunu tam olarak doğrulayamamaktadır. Ancak Meali "Hürname" adlı eserinde Mustafa'nın ölüm döşeğindeyken Lalası "Ahmed Bey"'i çağırıp ölümünden Veli Mahmud Paşa'nın sorumlu olduğunu ve intikamının alınmasını vasiyet ettiğini yazmaktadır.

Diğer bir hikaye'de şöyledir.Mustafa'nın ölümü akabinde sadrazam idam edilmeyip ilk başta görevinden alınmıştır. Ancak Mustafa'nın ölümü sonrası herkes taziyelerini sunarken Edirne'den Mahmut Paşa padişahtan izin almadan saraya gelip Fatih'in karşısına çıkmış ve başsağlığı dileyip padişaha "Şehzade Mustafa Öldü ise devlete hizmette ben varım" demiştir. Padişah'ın cevabı ise "Mustafa'mın düşmanının hayatta kalması mümkün değildir" olup Paşayı hapse atmıştır. Bir başka rivayete göre ise Şehzade Mustafa'nın ölümüne hiç karışmamış ancak ölümü sonrası görevden alındığında artık tekrar sadrazamlığa geçmesini istemeyen rakiplerinin karalaması ve onun ölümünden Paşa'nın çok memnun olduğu, söylentilerinin II.Mehmet'e yayılması ile paşanın hapsedildiği iddia edilmektedir. Hapisdeyken "Ya beni affet veya öldür" çağrısını yapan paşa'nın,II.Mehmet'in karşısına getirildiğinde aşırı kibirli ve mağrur bir tavır sergileyip kendi isminin padişahla bir anıldığını belirtip mertçe öldürülmesini veya affını istediğinden, bunun üzerine 18 Temmuz 1474'te idam ettirildiğinden söz edilir.

Eserleri

1459'da II. Mehmed İstanbul'u imar için bir girişime başladı. Devlet ricalini toplayarak onlardan vakıf yerleri yapmalarını, imaretler ve imar yerleri yapmalarını istedi. Padişahın bu direktiflerine uyan veziriazam Veli Mahmud Paşa şehrin en güzide alışveriş merkezi olarak, günümüzde de bu durumunu koruyan, "Mahmud Paşa Sitesi"'ni vücuda getiritti. Burada ek hizmet olarak cami, medrese ve imaret yaptırdı. Bu halka açık hayır tesislerin finansmanına kurduğu carsı, han ve hamamın gelirleri vakifedildi.