13.09.2016, Salı

Saru Batu Savcı Bey

Oğuzların Bozok kolunun Kayı Boyu’na mensup olup Ertuğrul Gazi’nin üç oğlundan en büyüğüdür. Osmanlı Devleti’ni ve hanedanını kuran Osman Gazi ve Gündüz Bey’in ağabeyleridir. 

Saru Batu Savcı Bey’in doğum yeri ve tarihi hakkında elimizde kesin bir bilgi yoktur. Doğum yeri olarak Domaniç Saruhan köyü ve Söğüt Savcıbey köyü üzerinde tartışmalar vardır. 1476-1512-1530 tarihli Söğüt’e ait tahrir defterlerinde Savcıbey isimli bir köy yoktur. Bu köy ismini sonradan yakın tarihlerde almıştır. Dolayısıyla Saru Batu Savcı Bey’in doğum yeri olarak Domaniç Saru-han köyü ihtimal dahilindedir. Doğum tarihi hakkında her hangi bir kayda rastlanmamıştır. 

XIV.asırdan itibaren yazılmaya başlayan Osmanlı tarihlerinde Saru Batu Savcı Bey hakkında pek çok rivayetler vardır: 
“Ertuğrul Gazi, büyük oğlu Saru Batu Savcı Bey başta olmak üzere diğer oğullarını da daha çocukluklarında iken hususi bir önem vermiş, itina ile yetişmelerine gayret göstermiştir. 

XIII.asırda Batı Anadolu cihad memleketi olduğu için bölgede gaza niyetiyle pek çok gazi, alperen, mücahid, derviş ve her biri birer gönül sultanı şeyh ve alim bulunuyordu. İşte öyle bir ortamda Saru Batu Savcı Bey iyi bir eğitim ve öğretim gösterilerek büyütüldü. 

İslami ilimler öğretilerek, İslam terbiyesiyle yetiştirildi. Devrin örf ve adetince mükemmel bir askeri talim ve terbiyeyle yetişti. Gazilerin gazalarını ve meşhur Türk-İslam mücahidlerinin, alimlerinin, evliyalarının menkıbelerini dinleyerek şuurlandı. 

Babası Ertuğrul Gazi’nin silah arkadaşlarından silah talimi gördü. Devrin silahlarını (kılıç-ok-kargı) maharetle kullanmasını, ata inmeyi ve muharebe taktiklerini öğrendi. Babasının gaza yoldaşlarının gazalarını dinleyip üstün idarecilik vasıflarını geliştirdi. 

Gençliğinde İslam’ın cihat emrini, cihan mefkuresini yerine getirmek ve Kayıhanlılar’ın şanını yüceltmek için babası Ertuğrul Gazi’nin yanında gazalara iştirak ederek kumandanlık vasıflarını geliştirip, kuvvetlendirdi. Babası Ertuğrul Gazi devri ve vefatından sonraki devirlerde vukubulan gazalarda mühim roller oynadı. Babasıyla katıldığı gazalarda (Moğollara karşı zafer-İnegöl akını-Karacahisar’ın zaptı) gösterdiği muvaffakiyetler ile babasının ve gazilerin takdirini kazandı. 

Babası Ertuğrul Gazi’nin vefatına kadar küçük kardeşi Osman Gazi ile birlikte Kayı Boyu’nun idaresinde, işlerinde yardımcı oldu. Özellikle babasının son yıllarında vekaleten beyliğin idaresiyle ilgilendiler. Sadarete dirayetli bir şahsiyet olan Saru Batu Savcı Bey, babasının vefatıyla küçük kardeşi Osman Gazi ile birlikte Kayı Boyu’na altı sene (1281-1287) idarecilik yaptı. 

Saru Batu Savcı Bey, karakter ve karizmasıyla iyi bir teşkilatçı, cesur bir kumandan mükemmel bir liderdi. Askeri dehası, cesareti, zekası ve aksiyonu ile (kardeşi Osman Gazi ile birlikte) katıldığı gazalarda (Ermenibeli zaferi-Kulacahisar’ın fethi-İkizce/Domaniç zaferi) gösterdiği muvaffakiyetle, kumandanlığa layık olduğunu ispatladı. Bir kumandana lazım gelen bütün vasıflara haizdi. Saru Batu Savcı Bey, ilkeli ve dürüst idare anlayışı, uzak görüşlülüğü ve etkin devlet adamlığı gibi nitelikleriyle kendisinden sonraki liderlere de yol göstermiştir. 

Ertuğrul Gazi’nin riyaseti döneminde elindeki savaşçı sayısının az olmasından dolayı barış merkezli bir siyaset izlenmiştir veya Konya Sultanı’ndan yardım almıştır. Domaniç ve Söğüt’e yerleşme sürecinde komşu Bizans tekfurlarıyla (İnegöl-Karacahisar-Bilecik) ve Türkmen Beyleri ile (Germiyan) iyi geçinmeye çalışan bir riyaset devrinden ibarettir. Ertuğrul Gazi çevresinde bulunan beyliklerin ve devletlerin durumlarını ve siyasi şartları gayet iyi değerlendirerek başında bulunduğu aşiretini ve kendisine bağlı yerlerde yaşayanları, bu beylikler arasında komşuları ile daima iyi geçinerek güçlü bir durumda huzur ve rahat içinde (sulh/sükun) yaşatıyordu. Kayıhanlılar yurt tutmak, zamanındaki beylikler ve devletler arasında güçlü ve etkili bir mevki edinmek amacıyla Selçuklu Devleti’nin batı hududunda bir Selçuklu uç beyliği olarak müsademe ve muhasama yapmışlardır. 

Saru Batu Savcı Bey ve Osman Gazi’nin birlikte idare ettikleri yıllar (Tuğrul ve Çağrı Beyler-Bilge Han ve Kültegin birlikteliği gibi) Kayıhanlı’ların taarruza geçtiği yıllardır. Bitinya denilen coğrafyada yayılma, fetih harekatı yeni başlamıştır. Kayıhanlı Beyliği’nin (Osmanlı Beyliğ) dış siyasetinin esaslarını tesbit edilmiştir ki, buna göre, komşu Türk beylikleri ile iyi münasebetlere devam edilecek, Bizans tekfurları (valiler) daima baskı altında (fetih) tutulacaktı. Bu mefkurenin bir uzantısı olarak da Saru Batu Savcı Bey’in riyaseti devrinde Ermenibeli Muharebesi, Kulacahisar’ın fethi, Domaniç/İkizce Muharebesi, İnegöl ve Karacahisar’a akınlar gerçekleşmiştir. 

Saru Batu Savcı Bey, kendisine atfolunan faziletlerle hakiki bir Türkmen asilzadesiydi. Emsalsiz derecede secaati kadar da mert bir insandı. Karakter bakımından halim selim olup kendine güvenen, yerinde ve zamanında en doğru kararı alan, tedbirli, ileri görüşlü, adil, merhametli, sabırlı ve faziletli idi. Hayırseverliği yanında insan sevgisi de onun şiarıydı. Çok yönlü bir kumandan olarak; azim ve irade kudreti, vakar ve ciddiyeti, insanlara karşı cömert ve şefkatli oluşu, makul hareket eden açık ve samimi siyasetiyle, dirayetli, sebatkar iyi ahlak meziyetlerine sahip bir insandı.

Saru Batu Savcı Bey, yiğitlik ve sehametiyle yani akıl ve zekasıyla beraber olan kahramanlığıyla maruftu. Dindar, namdar ve zühd, takva ve salahda zamanın meşahirindendi. Bu hususiyetlerinden olsa gerek Cenab-ı Hak şehadet mertebesi ile müşerref kılmış, en büyük mertebeye mahzar olmuştur. Şerefli bir hayattan sonra, 1287 yılında Osmanlı-Bizans arasında kuvvetleri arasında yapılan Domaniç İkizce Savaşı'nda Allah’ın sevgili kullarından birisi olarak şehitlik şerbetini içmiştir.”Mezarı Kütahya/Domaniç-Karaköy'de Akmeşhed/Alçay mevkiindedir.(Her yıl bu köyde anma törenleri yapılmaktadır.) 

Saru Batu Savcı Bey’de bulunan en belirgin meziyet; onun diplomat özelliğine sahip olmasıdır. Kayıhanlılar’ın dış politika meselelerinde Kayıhanlılar’ı temsil etmekle görevlendirilen bir şahsiyettir. Saray adabı olarak resmi kabul ve ziyaretlerdeki merasimi, teşrifatı (protokolü) ve törenlerde uygulanan davranışları iyi bilirdi. Sözlü iletişimi, ifade kabiliyeti yüksek olan Saru Batu Savcı Bey’in etkileme ve ikna yeteneği çok güçlüydü. Konya Selçuklu Sultanı’na özellikle Saru Batu Savcı Bey’in gönderilmesinde pozitif enerjisi, bilgi birikimi ve muhakeme gücüyle diplomatik iletişim yeteneğinin etkili olduğu muhakkaktır. 

 

Saru Batu Savcı Bey ve İkizce Zaferi

İkizce Şehitler Anıtı

Tevarih-i Al-i Osman / Hadidi’nin Şiiri (1523) :

Gaza kasdına Osman bindi gitti Domaniç-dağı’n aşduk yirde nitdi

Adu konmışidi Osman irişdi İrişdi vü turuşdı vü girişdi

Müsülmanlar aceb ceng eylediler Cihanı kafire teng eylediler

Şu denlü düşdi kafir yire bi-can Hazan bergi gibi itler gövdeyi kan

Kalanus oynadı can ber-cehennem Saru-batı şehid oldı heman-dem

Kaçar yüz dönderüp düşmen çerisi Diri kurtulmayup binden birisi

Yerinde kaldı cümle bar u büngah Müretteb her ne varsa hayl ü hargah

Tevarih-i Al-i Osman / İbni Kemal Paşazade’nin şiiri (1520) :

Yeri uçmağ ve yeri hur olsun

Sara-yı pür-sürur nur dolsun

Nur-i İslamiyle cihan doldu

Zulmet-i küfr na-bedid oldu

-Hur:Güneş, aydınlık

-Sara-yı pür-sürur:Mutlu saray

-Na-bedid:Görünmez

Tevarih-i Al-i Osman Kroniği / Müellifi belli değil (XV.asır) :

Gaza kem ittiler Allahüekber Didiler her nefes Allahüekber

Salındı seyf-i İslam kafir üzere Uruldu nevbet Allahüeker

Kılıçlar gölgesinde cennet-i Hak Rasul’den bu haber Allahüekber

Şehide Övgü

Kayı’nın yası var:

Ovası dağı ağlar Bağçesi bağı ağlar Ölüsü sağı ağlar Dost ağlar yağı ağlar

Kayı’nın iyisi civanmert beyi Ulu çam dibinde toprağa düştü

Yaz-bahar ayları karakış geldi Şehidin acısı oymağa düştü

Kavgalarda yiğit vermekte cömert Savcı Bey’in kanı bayrağa düştü

Saru kederiyle gözler dolunca Ağıtlar gönülden dudağa düştü

Kadınlar yükseltti feryatlarını Gözyaşı sel olup ırmağa düştü

Hüznünü akıttı buruk kalbine Osman Bey’in kini kulağa düştü

Göçmen kuşlar nerelere gittiniz Zemheri soğuğu yaprağa düştü

Hain bir bakışla kalleş bir okla Ulu çam dibinde toprağa düştü

Yürekler bugün sızılı kaldı Öfkeler ve öçler kazılı kaldı Hülyalar gökyüzünde çizili kaldı Geride analar kuzulu kaldı Kuzuların gönlü ezili kaldı Bu miras tarihe yazılı kaldı

İkizce Destanı (M.1287)

Bahar akşamı Kayıhanlılar atıldı,

Hilal ordusuna melekler de katıldı.

Kükredi Kayıhanlılar, titredi düşman,

Domaniç’te bir tarih, bir destan yazıldı.

İkizce’de bir pusu kuruldu,

Sema kızıl yangınla kavruldu.

Savruldu yiğitlerin harmanı,

Vatan toprağı kanla yoğruldu.

Kayıhan’ın yiğitleri coştu,

Kılıçlarla siperleri aştı.

Gökyüzünü yırtan tekbirlerle,

Cennet müjdeli ölüme koştu.

Toprak şehit kanıyla sulandı,

Alçay’ım kızıl renge boyandı.

Uçtu da ten kafesinden canlar,

Şehadetin şerbetine kandı.

Savcı Bey,

Yıldız gibi uluçamın dibine düştü,

Kandilin şulesiyle Hakk’a yürümüştü.

Şehadet getirdi ve süzüldü cennete,

Şehadet gözlerinde tatlı bir gülüştü.

Osmanlı'da İlkler (Saru Batu Savcı Bey ve oğlu Bay Hoca’nın Şehâdeti)

Yirmi dört Boy’um var, Kayı’dır başı,

Altı asır sürdü, çınarda aşı,

Konuşsun Horasan, Ahlat’ın taşı,

Alparslan’dan beri bu toprak bizim,

Bu hava, bu ağaç, bu yaprak bizim.

Süleyman Şah orda, Câber’de yatar,

Fırat aldı onu, yasını tutar,

Doğudan batıya okunu atar,

Ertuğrul’la Dündar, Urumeli’ne,

Gayret kuşağını taktı beline.

Hayme Ana adı, Çadır Ana’dır,

Domaniç Çarşamba, bizden yanadır,

“ Sahip çık atana,” emir sanadır.

Ertuğrul Söğüt’ü hedef gösterdi,

“ Savcı, Osman, Gündüz Yürüyün “ dedi.

Üç kardeş içinde baş oldu Osman,

Düşmanın başına taş oldu Osman,

Ağlayan gözlerde yaş oldu Osman.

Gündüz Alp sağ kolu, Savcı sol kolu,

Şehitler açıyor, Bizans’a yolu.

Yiğitti “ Bay Hoca “, cenkti çabası,

Saru Batu Savcı, onun babası,

Kılıç elde düştü, şehidin hası,

Hamza Bey Köyünde medfun bu yiğit,

Bey’ine, Boy’una meftun bu yiğit.

Saru Batu duyar, Oğlu şehitmiş,

Bu genç yaşta uçup, Cennete gitmiş,

Kanı için onca, yeminler etmiş,

Kesmiş iflahını, Bizans’ın Rum’un,

Şehid namzedidir, Kudsî Ordumun.

Karacahisar’la, İnegöl, birden,

Osman Bey’e pusu, hem iki yerden,

Gâzîler korkar mı, geçmişler serden,

Dar eder meydanı, kaçar Tekfur’lar,

Kale kapısını açar Tekfur’lar.

İkizce’de orman. Bir çam ağacı,

Yüz yerden yaralı, duymuyor acı,

Zaten şehit olmak bir tek amacı,

Alçay’da oğluna kavuştu Savcı,

Ölmedi Rahman’a kavuştu Savcı.

Domaniç, Karaköy, Akmeşhed makam,

Nöbeti bekliyor, bak “ Kandilli Çam “

Ey yolcu ! Fâtiha, senden tek ricam.

Cümle şühedâya, Ata’na selâm,

Böldürmeyiz asla. Vatan’a selam.

Şehit Saru Batu Savcı Bey Özlü Sözler

 


Kanla Yazılan Destan: İKİZCE ZAFERİ
İstiklalimizi, namus ve şerefimizle yaşıyor olmamızı Saru Batu Savcı Bey ve oğlu Bayhoca gibi şehitlerimize borçluyuz.

Toprak suyla yoğrulduğunda çamur, kanla yoğrulduğunda vatan olur. Saru Batu Savcı Bey ve oğlu Bayhoca gibi bütün şehitlerimize şükran ve minnet borçluyuz.



Bayrağımız rengini Saru Batu Savcı Bey ve oğlu Bayhoca gibi şehitlerin kanlarından almıştır.

Türk vatanının ebedi varlığını devam ettirmek, milli birliğini ve bölünmez bütünlüğünü muhafaza etmek amacıyla vatanın her karış toprağına kanlarını akıtarak tarihimize altın sayfalar yazdıran başta Saru Batu Savcı Bey ve oğlu Bayhoca olmak üzere bütün aziz şehitlerimize minnet ve şükran borçluyuz.

Türkistan bozkırlarından göç eden Oğuz boyunun gün gelip cihana hakim olmasının sırrı; Saru Batu Savcı Bey’in hayatı, kişiliği ve şehadetinde yatmaktadır.

Ey bu vatanın mukaddes şehidi! Ey kanıyla toprağı vatanlaştıran ölümsüz milletimin ölümsüz yiğidi! Ey yurt, millet ve din gibi mukaddes mefhumlar için canını veren Savcı Bey!

Sen ki milletimin gönlünde efsane, tarihine ebedi şansın, vatanımın bağrında kutlu bir nişansın.

Sen ki kanını akıtarak tarihimize altın sayfalar yazdıran, mukaddes davanın burcunda bayrağı dalgalandıran, gökkubbe ve yıldızları naşının üstünde divana durduran, kahpe düşmanın zulmünü kıran ve en mühimi bizlere vatanımızı kazandıran aziz şehitsin. Selam sana!”