30.12.2012, Pazar

I. İsmail (Şah İsmail)

Şah İsmail Şah İsmail
I. İsmail veya Şah İsmail (Azeri: شاه اسماعیل / Şah İsmayıl, Fars: شاه اسماعیل‎, 17 Temmuz 1487; Erdebil, Akkoyunlular - 24 Mayıs 1524; Erdebil, Safevi Devleti) Safevi Tarikatı'nın lideri ve Safevi Devleti'nin kurucusu ve ilk hükûmdarı. İsmail, 17 Temmuz 1487 tarihinde Erdebil şehrinde Safevi Tarikatı'nın şeyh ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Baba tarafı Şeyh Safiyüddin'in sülalesinden olup İsmail'in babasıŞeyh Haydar, dedesi ise Şeyh Cüneyd'dir. İsmail'in annesi (Alemşah Halime Begim)Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'nın kızıdır.

Yaşam öyküsü

Şah İsmail (Hatayi) Şah İsmail (Hatayi)
Şeyh Haydar Kafkasya’ya düzenlediği seferinde öldürülmüş babası Şeyh Cüneyd'in öcünü almak için 1488'de Şirvanşahlar Devleti'e saldırır. Şirvan hükümdarı Ferruh Yasar yenilgiye uğrayarak Gülüstan kalesine çekilir. Yedi ay muhasarada kaldıktan sonra Şirvan hükümdarı damadı olan Akkoyunlu sultanı Yakub Bey’den yardım istedi. Şeyh Haydar da, Âlem şah Begüm ile evlendiğinden, Yakup’un kardeşinin kocası idi, fakat Haydar’ın daha da güçlenmesini istemeyen Akkoyunlu hükümdarı Ferruh Yesar'a bir kuvvet gönderdi. Akkoyunlu ve şirvanşah ordularıyla Teberistan yakınlarında yapılan savaşta Şeyh Haydar öldürüldü. Babası Şeyh Haydar öldürüldükten sonra, İsmail dayısı Sultan Yakup tarafından annesi Âlem şah Begüm ve kardeşleri Sultan Ali ve İbrahim ile birlikte Şiraz Valisi Mensur Pürnak Bey’in yanına gönderildi. İsmail o sırada bir yaşındaydı. Sultan Yakup'un ömrünün sonuna kadar onlar Fars'ta İstahr kaleside hapsedildiler. Sultan Yakup 1490'da eşi tarafından öldürüldü
Akkoyunlu tahtına geçen Rüstem Bey kardeşi Baysungur ile yaşanan saltanat mücadelesinde Haydar'ın oğullarından yararlanmak için İsmail ve kardeşlerini hapıstan çıkarıb serbest bıraktı. Nerede ise 4,5 sene (1489-1493) hapiste kalmış İsmail kardeşleri ve annesi ile Tebriz'e geldiklerinde Rüstem tarafından çok saygılı bir şekilde karşılandılar.
Fakat savaş sırasında İsmail'in büyük kardeşi Sultan Ali'nin ve Kızılbaşlar'ın cesurca çarpıştıklarını görünce korkuya kapılır, kendisini ve neslini, ortaya çıkacak tehlikelerden korumak için Şeyh Cüneyd neslini ortadan kaldırmaya karar verir. Önce Erdebil'e gitmelerine izin verilmiş kardeşlerin orada güçlenmesinden endişe eden Rüstem Bey onları tekraren Tebriz'e getirdi. Burada muridlerinin birinden Rüstem'in onu öldüreceyini duyan Sultan Ali kardeşleri ile birge Erdebil'e yola çıktı, onların getmesini öğrenen Rüstem Bey arkalarıca ordu yolladı, Erdebil yakınlarında Şam Esbi çevresindeki çatışmada Sultan Ali'i öldürüldü. Ölümünden önce Şeyh Sultan Ali İsmail'i varisi ilan eder,Kızılbaşlar, İsmail'in arandığını öğrenince onu bir süre Erdebil'de daha sonra da Reşt'de gizlenmesini sağlarlar. Daha sonra iki kardeş şiî olan Lahican Valisi Karkiya Mirza Ali davetini kabul edibLahican’a gittiler. Onların Lahican’da olduğuna emin olan Rustem 300 kişilik askeri güc yolladı, fakat Karkiya her iki kardeşi bir sebete koyarak onları ağaçtan sallayarak kardeşlerin Lahican topraklarında olmadığına yemin etməsi üzerine onlar Tebriz’e geri döndüler. Bir kaç ay sonra büyük kardeş İbrahim, annesinden uzak kalmaya dayanamadı ve Erdebil’e yola düştü. Onun sonrakı hayatı hakta bilgi yoktur. Lahican’da İsmail şiî âlimlerinden Mevlâna Şemseddin Lahicanî’den eğitim alır, ondan Arapça veFarsçayı, Kur’an ve şiî mezhebinin prensiplerin öğrenir. Onun Lahican’da savaş eğitimi alıb almadığı konusunda pek bilgi yoktur. Harekete keçmeye karar veren İsmail 1499 yılının Ağustos ayında yalnızca 7 sufi ile Lahican’ı terk etdi,Erdebil'e vararak annesi ile görüştü, ecdadlarının mezarlarını ziyaret etti, fakat Erdebil hâkimi Câkirlü Ali Bey’in baskısı ile Erdebil’i terk etmek zorunda kaldı.
1500 yazında Erzincan'da Ustaclu, Şamlu, Rumlu, Tekelü, Zülkadir, Avşar, Kaçar ve Varsak kabilelerinden oluşan 7.000 Kızılbaş İsmail'in davetine icabet etmiştir.
İsmail'in Divan'ının Milli Şura Meclisi Kütüphanesi'nde (İran) bulunan bir yazma nüshasından iki sayfa İsmail'in Divan'ının Milli Şura Meclisi Kütüphanesi'nde (İran) bulunan bir yazma nüshasından iki sayfa
Kızılbaş ordusu Kasım 1500'de Kura Nehri'ni geçerek Şirvanşahlar Devleti üzerine yürümüştür. Gülistan Kalesi yakınında gerçekleşen Çabani Meydan Muharebesi'nde Şirvanşah Ferruh Yasar'ın ordusunu yenmiş ve Bakü'yü zapt etmiştir. İsmail Şerur bölgesinde Akkoyunlu Elvend Mirza'nin ordusunu yendi. Elvend Erzincan’a doğru kaçtı. Sonralar yeni ordu toplamağa çalışan Elvend 1504’de hastalandı ve ardından Diyarbakır’da öldu. 1501 yılının yazında Tebriz'e girerek taç giyip resmen kendini “Şah” ilan etmiş, Safevi Devleti'ni kurmuştur. Şah olduğunda ilk yaptığı iş şiî mezhebini resmî mezhep olarak ilan etmesi oldu. Akkoyunlu hanedanından kalan Murat Bey, büyük bir ordu topladı, Hemedan’da Almebulağı’na yerleşti, iki ordu arasında 1502/3’de olan savaşta Kızılbaşlar galip geldiler, Murat Bey Şiraza kaçtı. İsmail 24 Eylül 1503 tarihinde Şiraz'a girmiş ve aynı yılın sonlarına kadar Azerbaycan, Fars ve Irak-ı Acem'in çoğu üzerinde hakimiyet kurmuştur.
1508'de Bağdat'a girdi. 1510'da Merv yakınında Şeybani Hanlığı'nı yendi, savaşda Muhammed Şeybani Han'ın ordusundan çoğu asker öldürüldü, Muhammed Şeybani Han'ın cesedi bulundu ve Kızılbaşlar onun başını kesip şah İsmail'in yanına getirdiler.
1514'te Çaldıran Muharebesi'nde Osmanlı padişahı I. Selim'e yenilmiştir. Bu yenilgiden sonra ruhsal bir çöküntü yaşadı, savaştan uzak durmaya çalışırken ülke ile ilgili işlere pek önem vermemeye başladı, devlet işlerini daha çok emirlerine havale etti. 1514'ten vefat edene kadar şah şahsen hiçbir savaşa girmemiştir. İsmail 24 Mayıs 1524'te 37 yaşındayken iç kanamadan öldü, Erdebil'deki Safevi Türbesi'ne defnedildi. Şah İsmail'in on bir çocuğu vardı, bunların altısı erkek ve beşi kız idi.

Şairliği

Ebu'l Hayır (Şeybani Hanlığı)'na karşı zaferi Ebu'l Hayır (Şeybani Hanlığı)'na karşı zaferi
"Hatai" takma adı ile Azerbaycan Türkçesinde şiirler de yazmıştır. Şiirlerinde dini ve siyasi motifler de var: Allah Allah deyin gaziler Şah menem Karşu gelün secde kılun gaziler din-i şan menem Şiirlerinden ikisi de şunlardır; Akan sulardan ibret al, yüzünü yerlere sürüyüp gider. Hatayi Hakikat bir gizli sırdır, Açabilirsen, gel beri! Küfr içinde iman vardır, Seçebilirsen, gel beri! Şah Hata'i'm eydir heman Dağları bürüdü duman. İşte incil, işte Kur'an, Seçebilirsen, gel beri.