26.08.2016, Cuma

Hz.Ali (R.A) bin Ebu Talib

 

 

d. 599, Mekke - ö. 661, Kûfe, İslam Devleti'nin 656-661 yılları arasındaki halifesi. İslam peygamberi Hz.Muhammed(S.A.V)'in hem damadı hem de amcası Ebu Talib'in oğlu olan Hz.Ali(R.A), Hz.Muhammed(S.A.V)''in İslam'a davetini kabul eden ilk erkektir. Sünni İslam'a göre Hz.Ali(R.A), dört halifenin sonuncusu, Şii İslam'a göre ise imamların ilki ve Hz.Muhammed(S.A.V)''in hak vârisidir. Şii ve Sünni İslam arasındaki farklılaşmanın ana nedeni Hz.Muhammed(S.A.V)''in gerçek vârisinin kim olduğu konusundaki görüş farklılığından ileri gelmektedir.

Ebu Talib ve Fatıma bint Esed'in çocukları olan Hz.Ali(R.A), Kabe'de doğan tek insan olup,İslam Peygamberi'nin himayesinde büyümüştür.uhammed'e vahiy geldiğinde ise, onun davetini kabul eden ilk erkek olan Hz.Ali(R.A), hayatını İslam'a adamıştır.Peygamberin emri üzerine hicret gecesi onun yatağına yatan ve emanetleri sahiplerine ileten Hz.Ali(R.A), kısa bir süre içinde peygamberin ardından Medine'ye gitmiş, burada İslam Peygamberi'nin kızı Fatıma ile Allah'ın emri üzerine evlenmiştir. Medine döneminde başlayan ilk küçük çaplı savaşlardan başlayarak neredeyse katılmadığı hiçbir savaş olmaması hasebiyle, savaşçılığı ve cesareti ile bilinen Hz.Ali(R.A), üçüncü halife Osman bin Affan'ın öldürülmesinin ardından halk tarafından halifeliğe getirilmiştir.

İslam medeniyetinde, Hz.Ali (R.A) bilhassa ilmi, cesareti, imanı, dürüstlüğü, adanmışlığı, sadıklığı, cömertliği ve şefkati ile bilinip anılmakta olup, Sufi gelenekler için en önemli mistik figürdür. Özellikle, tefsir, fıkıh ve dini düşünce alanındaki üstünlüğü kabul görür.

Hat sanatı tasviriyle Ayasofya'daki Ali yazımı

Hat sanatı tasviriyle Ayasofya'daki Ali yazımı

Doğumu ve isim verilmesi

Mekke'de, 30. Fil Yılı'nın 13. ya da Recep ayının 13. günü, bir başka görüşe göre de Zilhicce ayının yedinci günü, Kâbe’nin içinde dünyaya geldi (MS 599). Annesi Fatıma Hz.Ali (R.A)'yi doğurmak üzere iken Kâbe duvarına dayandı. Bu esnada duvarın yarıldığına ve bir sesin içeri gelmesini söylediğine inanılır.Dördüncü gün dışarı çıktığında Fatıma'nın kucağında bir erkek çocuğu vardır. Ebu Talibve ailesine müjde verilir, Hz.Muhammed(S.A.V) herkesten önce gelerek bebeği kucağına alır ve Ebu Talib'in evine kadar kucağında taşır (o sıralarda Hz.Muhammed(S.A.V) eşi Hatice bint Hüveylid ile birlikte amcasının evinde kalmaktadır ve evliliğinin henüz ikinci ya da üçüncü yılındadır ).

Hz.Ali (R.A)'nin ismini kimin verdiği konusunda iki farklı görüş vardır; birincisi Ebu Talib'e bu ismin ilham olduğu, ikincisi ise bebeğe bu ismi Hz.Muhammed(S.A.V)'in verdiğidir.

Annesi, babası

 Fatıma bint Esed ve Ebu Talib bin Abdülmuttalib

Hz.Ali (R.A)'nin annesi, Hz.Muhammed(S.A.V)'in dedesi olan Abdülmuttalib'in (Şeybe bin Haşim) kardeşi olan Esed bin Haşim'in kızıdır. Abdülmuttaliböldüğünde, Hz.Muhammed(S.A.V)'e annelik eden onu koruyup kollayan ve İslâm Peygamberi'nin ilk eşi Hatice bint Hüveylid'in ardından Müslüman olan ikinci kadındır.

Hz.Ali (R.A)'nin babası, Kureyş'in liderliğini babası Abdülmuttalib'den (Şeybe bin Haşim) devralan Ebu Talib idi. Ebu Talib, dedesinin ölümü sonrası kimsesiz kalan Hz.Muhammed(S.A.V)'i himayesine aldı ve ölümüne dek (43 yıl boyunca) himayesini sürdürdü. Hz.Muhammed(S.A.V) peygamberliğini ilan ettiğinde ise Kureyş, Ebu Talib'in ölümüne değin, kendisinden çekinmiş ve Hz.Muhammed(S.A.V)'e zarar vermeye cesaret edememişlerdir.

Çocukluğu

Hz.Ali (R.A)'nin çocukluk dönemi, İslâm peygamberinin çocukluk döneminin geçtiği evde geçmiştir. Her ikisi de Ebu Talib'i bir baba ve yönetici olarak tanıyorlardı; Fatıma bint Esed'e de anne diyorlardı. Bu ortamın, onun yetişmesinde çok önemli bir yeri olmuştur. Hz.Ali (R.A)’nin çocukluğunda bir kuraklık Mekke'yi sarmıştı.Hz.Muhammed(S.A.V), amcasının birer çocuğunu kendi yanlarına alarak onun ekonomik sıkıntısını hafifletmek istediğini bir diğer amcası Abbas'a bildirdi. Abbâs bin ʿAbd el-Muttalib Câ‘fer et-Tayyâr'ı, Hz.Muhammed(S.A.V) ibn ʿAbd Allâh ise Hz.Ali (R.A)'yi büyütmek üzere yanlarına aldılar.Hz.Ali (R.A), hutbelerinin, sözlerinin ve emirlerinin toplandığı kitabı olan Nechül Belağa'da o günleri şöyle anlatır: "Çocuktum henüz, o beni bağrına basar, yatağına alırdı, beni koklardı, lokmayı çiğner, ağzıma verir yedirirdi... Ben de her an, devenin yavrusu, nasıl anasının ardından giderse, onun ardından giderdim; o her gün bana huylarından birini öğretir ve ona uymamı buyururdu. Her yıl Hira Dağı'na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onu ben görürdüm, başkası görmezdi."

Yine dönemin bir başka kaydına göre,Hz.Muhammed(S.A.V), Hz.Ali (R.A)'yi omzuna alır Mekke'nin dağlarında, vadilerinde ve sokaklarında dolaştırırmış.

Gençlik yılları ve Müslüman oluşu

Şîʿa ve Alevî inançlarına göre Hz.Ali (R.A), Müslümanlar arasında ilk iman getiren, 'Kâbe'de dünyaya gelen tek insan'dır. Sünnî inancına göre ise, Hz.Muhammed(S.A.V)'in eşi Hatice'den sonra iman etmiş olup, ikinci müslümandır.

Hicret - Medine Dönemi

Mekke'lilerin İslâm peygamberini katletme kararı aldıkları hicret gecesinde Hz.Ali (R.A), canı pahasına, peygamberin yatağında yatmıştır. Birçok tefsircinin görüşüne göre Allah bu fedakârlığı takdir ederek şu ayeti nazil etmiştir:

"İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını arayıp kazanmak amacıyla canını satar." (Bakara/207)

Hz.Muhammed(S.A.V) bu sayede gizlice evden ayrılarak emniyet içerisinde Medine'ye doğru yola koyulabilmiştir. İslâm peygamberinin emniyete kavuşmasından sonra da emri üzerine, Hz.Muhammed(S.A.V)'e emanet olan çeşitli malları sahiplerine iade ederek annesini, Hz.Muhammed(S.A.V)'in kızı Fatıma Zehra'yı ve başka iki kadını da yanına alarak Medine'ye doğru hareket etmiştir.

Hz.Ali (R.A) Medine'de devamlı Hz.Muhammed(S.A.V) ile birlikteydi. Müslümanlar arasında kardeşlik akdi okuttuğunda Hz.Muhammed(S.A.V) Hz.Ali (R.A)'yi kendisine kardeşliğe layık gördü. Kızı Fatıma'yı zevce olarak ona münasip gördü. Bir yıl sonra da ilk çocuğu olan Hasan dünyaya geldi.

 

Evlilikleri ve çocukları

Hz.Ali (R.A) eşlerinden ve cariyelerinden olma 14 erkek çocuk, 18 kız çocuk sahibiydi. Fakat nesli, Hasan, Hüseyin, Muhammed (İbn-i Hanefiyye), Abbas ve Ömer adındaki oğullarından türemiştir. Oğullarından çoğu Hicretin 61. Yılında Kerbela Savaşı'nda hayatını kaybetmiştir.

Hz.Ali (R.A)'nin ilk eşi İslâm peygamberi Hz.Muhammed(S.A.V)'in kızı Fatıma'dır. Hz.Ali (R.A) Fatıma vefat edene kadar başkasıyla evlenmemiştir. Fatıma'dan 5 çocuğu olmuştur; isimleri şunlardır: Hasan,Hüseyin, Zeynep, Ümmü Gülsüm, Rukiyye ve Mûhsin ibn Ali. Mûhsin, henüz Fatıma'ın karnındayken, vefat etmiştir.

Hz.Ali (R.A) Âmir b. Kilâb Kabilesinden Ümmü'l-Benin bint-i Hizam ile evlenmiştir. Bu hanımından El-Abbâs, Câfer, Abdullah ve Osman adlarında dört çocuğu olmuş­tur.

Temim Kabilesin­den Leyla bint-i Mes'ud ile evlenmiştir. Bu hanımından iki çocuğu olmuş­tur: Abdullah ve Ebû Bekir.

Has'amî Kabilesinden Esma bint-i Umeys. Bu hanımından, Yahya ve Muhammedul-Asgar (Küçük Muhammed) dünyaya gelmiştir.

İslâm peygamberinin damadı Ebû'l-As b. Rebi'nin kızı Ümâme de, Hz.Ali (R.A)nin hanımlarından birisidir. Muhammedu'l-Evsat da (Ortanca Muhammed) bu hanım­dan olmuştur.

Havlet bint Câ'fer isimli eşinden "İbn-i Hânifîyye" diye de bilinen Muhammed bin el-Hânifîyye isimli oğlu dünyaya gelmiştir.

Urve b. Mes'ud es-Sekafi'nin kızı Ümmü Said.Hz.Ali (R.A)nin bu hanımından ÜmmüT-Hüseyin (?) ve Büyük Remle adlı kızları olmuştur.

Kişisel özellikleri

Peygamber Hz.Muhammed(S.A.V), Medine'ye Hicret'i emrettiğinde, Hz.Ali (R.A)yi Mekkelilerin emanetlerini dağıtması ve yatağına yatarak paganları atlatması için Mekke'de bıraktı. Hz.Ali (R.A) görevini tamamlayıp Hz.Muhammed(S.A.V)den kısa bir süre sonra Medine'ye ulaştı. Medine'de Hz.Muhammed(S.A.V), Allah'ın onu Fatıma'ya lâyık gördüğünü bildirdi ve ikisini evlendirdi. Hz.Ali (R.A), Hz.Muhammed(S.A.V) komutasındaki İslâm Devleti'nde son derece aktif roller aldı; neredeyse tüm savaşlara katıldı, ordu komutanlığı, tebliğ elçiliği gibi görevleri icra etti. Üçüncü Hâlife Osman ibn-i Affân'ın bir suikast sonucu ölmesiyle, halife seçilerek İslâm Devleti'nin başına geçti. Yönetimi sırasında Müslümanlar arasındaki ilk iç savaş (İlk Fitne) patlak verdi. Hz.Ali (R.A), Kûfe'de birmescitte ibâdet ederken Haricîler'den Abdurrahman İbn-i Mülcem tarafından hançerli saldırıya uğradı ve birkaç gün sonra öldü. Kûfe yakınlarında toprağa verildi.

İlk dönem İslâm kaynaklarının birçoğunda, Hz.Ali (R.A) Kâbe'nin içinde doğan ilk ve tek insan olarak kaydedilir. Hz.Ali (R.A)'nin babası yerel bir kabilenin şefi olan Ebu Talib, annesi Fatıma bint Esed'dir, bununla birlikte Hz.Ali (R.A), Hz.Muhammed(S.A.V)'in evinde ve onun gözetiminde büyümüştür. Hz.Muhammed(S.A.V), peygamberliğini ilan edip İslâmiyet'e davet etmeye başladığında, Hz.Ali (R.A) bu daveti kabul eden Şia'ya göre ilk, Sünnilere göre (Hatice'nin ardından) ikinci insandır.

Hz.Ali (R.A), İslâm dünyasının hemen her yerinde, imanı, adaleti, ülke yönetimi, dürüstlüğü, savaşçılığı, cesareti ve ilmi ile anılır. İslâm tarikatlarının çoğu, kökenleri olarak Hz.Ali (R.A)'yi gösterirler ve onun soyundan geldiklerini iddia ederler. Hz.Ali (R.A) İslam tarihinde üzerinde en çok tartışılan şahsiyetlerden biridir.

İlmi

Sünni ve Şii kaynaklarda Hz.Ali (R.A) bin Ebu Talib'in ilmi üstünlüğünden sıkça bahsedilir. Hz.Muhammed(S.A.V) onu ilim şehrinin kapısıinsanların en bilginiahkâm ilminin en âlimi ve ümmete Ehli Beyt'i açıklayan kimse olarak nitelemiştir Hz.Ali (R.A), Kur'an'ın tüm ayetlerini, ne zaman yazıldıklarını ve hangi olayla bağdaştırıldığını ezbere bilmekteydi.Bunda çocukluğunun Hz.Muhammed(S.A.V)'in yanında geçmesinin büyük rolü vardır. Kendisinin şöyle dediğine inanılır: "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum

Savaşçılığı

Ali'yi Allah'ın aslanı olarak resmeden bir hat.

Hz.Ali (R.A),Hz.Muhammed(S.A.V)in katıldığı tüm savaşlarda sancaktar olarak bulundu. Sadece Tebük seferi'ne Hz.Muhammed(S.A.V)'in emri ile Medine'de kaldığı için katılmamıştır.

 

Bedir Savaşı

Hz.Ali (R.A), Bedir savaşında karşı ordudan yirmi bir kişiyi öldürdü. Öldürdüğü kişiler arasında Muâviye'nin dedesi Utbe, dayısı Velid ve kardeşiHanzele de vardı. Uhud savaşında ise Kureyş'in meşhur savaşçılarından dokuz kişiyle çarpıştı ve muvaffak oldu. Hz.Ali (R.A) hakkında efsanevi anlatımlar bulunur. Bu anlatımlardan birisi de Hz.Ali (R.A)'nin bu savaşta bedeninden yetmiş yara  almasına rağmen son ana kadar peygamberin yanında savaştığı ve Cebrail'in, Hz.Ali (R.A)'nin bu fedakarlığını görünce birkaç defa:

Zülfikar'dan başka kılıç, Hz.Ali (R.A)'den başka da yiğit yoktur,

 

Hendek savaşında

 

Hendek Savaşı'nda, Arapların ünlü savaş kahramanı Amr bin Abduved'in hendeği atıyla aşması üzerine çarpıştılar. Amr'a göre daha zayıf görünümlü olmasına ve Amr'ın küçümsemesine rağmen Hz.Ali (R.A) galip geldi. Amr'ın, Hz.Ali (R.A) tarafından yenilmesi Medine'yi kuşatan ve bu kuşatmayı destekleyenler arasında üzüntü ve ümitsizlik meydana getirdi. Hendek Savaşı'nın sonucunda Hz.Ali (R.A)'nin bu başarısının önemli bir yeri olduğuna inanılır.

Hayber savaşı

 

Hayber Savaşı'nda, ilk iki taarruzu yönetenler (Ebu Bekir ve Ömer bin Hattab) bir başarı sağlayamayınca peygamberin sancağı Hz.Ali (R.A)'ye verdiği, Hz.Ali (R.A) bin Ebu Talib'in o gün galip gelinmesinde büyük rol oynadığı rivayet edilir.

Bu savaşta Hz.Ali (R.A)'nin Hayber Kalesi'nin kapısını eli ile yıktığı ve bu kapıyı kendisi için kalkan olarak kullandığı söylenir. Hayber kalesinin alınmasıyla Şam Suriye ticaret yolunun güvenliği sağlanmış oldu.

Hz.Muhammed(S.A.V)'in ölümü, halifelik ve miras sorunları

Hz.Ali (R.A), Hz.Muhammed(S.A.V) vefat ettiğinde 33 yaşındaydı. Peygamberin damadı ve amcasının oğlu olması hasebiyle en yakın akrabası konumunda olduğundan defin hazırlıklarıyla ilgilendi. Bu sırada Ebu Bekir ve Ömer bin Hattab Devlet işleriyle ilgileniyordu. İslam kurallarına göre naaşın defin öncesi yıkanması ve kefenlenmesi işlemlerini bizzat kendisi yaptı.

Sünnîlere göre Cennetle Müjdelenen On Sahabe'den biri, Dört Büyük Halife'den sonuncusu; Şiîlere göre ise Ondört Masum'dan biri, On İki İmâmlar'ın ilki ve Hz.Muhammed(S.A.V)'in hak halefidir. İslam'daki Şiî-Sünnî ayrımı Hz.Ali (R.A)'nin halifeliği mevzuuna dayanır.

 

Halifelik dönemi

Müslümanlar'ın bir kısmı, Hz.Ali (R.A)'nin, kendinden önceki halifeleri kabul ettiğine inanırlar. Bununla beraber kendi halifeliğine kadar hiçbir savaşa katılmamış olması, diğerlerini halife olarak kabul etmediğine yorulur. Üçüncü Hâlife Osman ibn-i Affân âsiler tarafından öldürülünce, halk Hz.Ali (R.A)ye biat ederek onu hilafete seçti. Osman taraftarlarının bir kısmı onun katilini bulana kadar Hz.Ali (R.A)'yi hâlife olarak kabul etmeyeceklerini söylediler ve Müslüman toplumu ilk kez iç savaşa sürüklendi. İslâm Devleti, Hz.Ali (R.A) ile Muâviye'nin önderliğinde ikiye bölündü. Müslüman toplumunu ilk kez iç savaşa sürükleyen bu duruma İslâm literatüründe "İlk Fitne" denir.

Hz.Ali (R.A), 4 yıl 9 ay süren hilâfet'i müddetinde peygamberin sünnetine uydu. Toplumda çeşitli ıslahâtlara başvurarak, alt tabaka insanların iyi yaşamını temin etti.

Cemel Savaşı

Hz.Ali (R.A) bin Ebu Talib, İslâm Devleti'nde çıkan karışıklıkları yatıştırmak için Basra yakınlarında ittifak kuran peygamberin dul eşi Aişe, Talha ve Zübeyr gibi İslâmiyet'in tanınmış simaları ile savaştı. Hz.Ali (R.A)'nin zaferi ile sonuçlanan savaşta Talha ve Zübeyr öldürüldü.

Bu olay Aişe'nin devesinin etrafında gerçekleştiği için Arapça cemel (deve) kelimesine atfen Cemel Vakası olarak bilinir.

Sıffin Savaşı

 

Irak ve Şam sınırlarında Muâviye ile savaştı. Sıffin Savaşı olarak bilinen muharebeler 3 ay devam etti. Taraflar yenişemeyince hakem heyetine başvuruldu. Hakem olayından da net bir sonuç çıkmadı.

Nehrevan Savaşı

Hz.Ali (R.A)'nin ordusu tarafından Haricîler'in büyük kısmı öldürüldü.

Hz.Ali (R.A)'nin ölümü

Nehrevan Savaşı'nda rakiplerini ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaştan sonra, Haricîler'den üç kişi Mekke’de Müslümanların siyasi durumları hakkında bazı müzakereler yaptıktan sonra Hz.Ali (R.A)'yi öldürmeyi kararlaştırdılar. Bu üç kişiden Abd’ûr-Rahmân İbn-i Mûlcem, Hz.Ali (R.A)'yi öldürmeyi üstlendi ve Kûfe’ye hareket etti. Kûfe'de bir mescitte ibâdet ederken Haricîler'den Abd’ûr-Rahmân İbn-i Mûlcem'in zehirli bir kılıç darbesi ile yaralandı Bu saldırının amacı Nahrevan yenilgisinin intikamını almaktı.